kırgınlıkları olan bir kadındı, bir de yara izleri.. göğsünden yukarıda bin aşağısında iki tane..sonsuz bir dokunma arzusu yaratan,girift,pürüzlü..
solgun yüzünde hiç bir renk tonunun tasvirini yapamadığı iki koyu ışık..düşünce hızında yanıp sönen..
koyu, dalgalı saçlarıysa boynunu zar zor örtüyor..kimse de bu durumdan şikayetçi değil..ensesinde bir isim gibi, tek başına bir kara leke..tüm beyazlığın ortasında..iştah açan..
selanik'in göçmen hali tenine kazınmış..minyonluğuna, belinin kıvrımına.. ona bakarken; çekingenliği, naifliği değiyor bir yerlerinize..
öyküsünün ortasında çatlamış sesi, her seferinde o öyküyü yeniden saran uzun parmaklı, küçük elleri..
bir de ayakları. şekilsizliğinden dem vurulmuş, iki güvercin gölgesi..
bunların dışında..yanında yöresinde değil tam olarak üstünde..sayfalar var..kadının okuyup şekillendirdiği, kadının kaleme değip şekillendirdiği, kadının salt düşünerek şekillendirdiği..yani demem o ki, kadının şekil verdiği bir dünya var orada..
kurallarını koyduğu, şarapla tütsülediği.. yüzyılın aklıyla değil sancısıyla, merhametiyle..
canlıları bir birinden, kadını erkekten ayırmadan..ait olmadan, kovulmadan..istekleriyle, değerleriyle..
hep bir yerinde ışığı kırarak ama aydınlığından ayrılmayarak..
bir akıllı, çok deli..tımarhanesinin kraliçesi..kocasının gözbebeği..kedilerinin anası..
bir kadın yarası..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder