düşünüyorum da evimden bu kadar uzakta, ülkemden, oğlumdan..ne işim var..
bir cadde sonrasında sesi içimi hep ürperten metro benim adreslerimi bilmez..
evin diğer odasında sızıp kalmış olan fransıza,onunla sevişmiş olmamın fransızca aksanlı ingilizceyi komik bulmuş olmamdan kaynaklandığını söylesem bana ne der..
ya da fransız aksanlı bir çocuk doğurmak istediğimi ama tohumlama işleminden hemen sonra onu görmek istemediğimi..
paris'e direk uçuşu olan üç uçak biletini istisnasız aynı bankta yırttığımı..
ya da buraya birlikte geldiğimiz, resmen eşim olan sevgilime bunun kocaman bir hata olduğunu artık bu hatadan da bu ülkeden de dönmek istediğimi söylesem..
şarapla birayı aynı gece karıştırıp,sonra evin yolunu karıştırıp bir alt geçitte uyanmayı özlediğimi, virajların kayganlığını bir pencere olmadan hissetmeyi özlediğimi, çantamda her zaman bir eşofman gezdirdiğimi çünkü ihtimaller üzerinden yaşadığımı..tayyör sevmediğimi, ceketli takımlara bayılmadığımı kotumun içinde mutlu mesut dolanmaktan keyif aldığımı..
ne bileyim, klasik müzik sevdiğimi çok sevdiğimi ama bir yerde horon tepen ne bileyim halay çeken her ne yapıyorlarsa dünyanın geri kalanını düşünmeyip buna odaklanan insanların sesini de aynı derece de sevebildiğimi..
artık resim yapamadığımı çünkü iştahımın kesildiğini, fotograf çekmenin beni biraz olsun yatıştırmadığını..konsolosluk yemeklerini komik bulduğumu, kitaplardan alıntı yapan insanları aşağıladığımı ama bunu en yakın dostuma söyleyemediğimi,aynı dostuma burada açtığım dört serginin ses getirdiğini bir burs daha getirdiğini ama tatmin olmadığıma çok üzüldüğümü anlatamadığımı..
hayatım boyunca hep eksik kalacakmışım hissiyle yaşadığımı..
anahtarı yutmuş fare gibi duvardan duvara zıpladığımı, son bir gayretle kendisini terk edeceğimi sonrasını bilmek istemediğimi..terk etmenin bana yabancı bir kelime olmadığını zaten aksini bilmediğimi..
anlatsam uzun uzun anlar mı..
ya da gidip şu herifle bir kez daha sevişip anlamadığım bir dilde uyusam mı..
27 Ocak 2011 Perşembe
Bir Kadın Yarası..
kırgınlıkları olan bir kadındı, bir de yara izleri.. göğsünden yukarıda bin aşağısında iki tane..sonsuz bir dokunma arzusu yaratan,girift,pürüzlü..
solgun yüzünde hiç bir renk tonunun tasvirini yapamadığı iki koyu ışık..düşünce hızında yanıp sönen..
koyu, dalgalı saçlarıysa boynunu zar zor örtüyor..kimse de bu durumdan şikayetçi değil..ensesinde bir isim gibi, tek başına bir kara leke..tüm beyazlığın ortasında..iştah açan..
selanik'in göçmen hali tenine kazınmış..minyonluğuna, belinin kıvrımına.. ona bakarken; çekingenliği, naifliği değiyor bir yerlerinize..
öyküsünün ortasında çatlamış sesi, her seferinde o öyküyü yeniden saran uzun parmaklı, küçük elleri..
bir de ayakları. şekilsizliğinden dem vurulmuş, iki güvercin gölgesi..
bunların dışında..yanında yöresinde değil tam olarak üstünde..sayfalar var..kadının okuyup şekillendirdiği, kadının kaleme değip şekillendirdiği, kadının salt düşünerek şekillendirdiği..yani demem o ki, kadının şekil verdiği bir dünya var orada..
kurallarını koyduğu, şarapla tütsülediği.. yüzyılın aklıyla değil sancısıyla, merhametiyle..
canlıları bir birinden, kadını erkekten ayırmadan..ait olmadan, kovulmadan..istekleriyle, değerleriyle..
hep bir yerinde ışığı kırarak ama aydınlığından ayrılmayarak..
bir akıllı, çok deli..tımarhanesinin kraliçesi..kocasının gözbebeği..kedilerinin anası..
bir kadın yarası..
solgun yüzünde hiç bir renk tonunun tasvirini yapamadığı iki koyu ışık..düşünce hızında yanıp sönen..
koyu, dalgalı saçlarıysa boynunu zar zor örtüyor..kimse de bu durumdan şikayetçi değil..ensesinde bir isim gibi, tek başına bir kara leke..tüm beyazlığın ortasında..iştah açan..
selanik'in göçmen hali tenine kazınmış..minyonluğuna, belinin kıvrımına.. ona bakarken; çekingenliği, naifliği değiyor bir yerlerinize..
öyküsünün ortasında çatlamış sesi, her seferinde o öyküyü yeniden saran uzun parmaklı, küçük elleri..
bir de ayakları. şekilsizliğinden dem vurulmuş, iki güvercin gölgesi..
bunların dışında..yanında yöresinde değil tam olarak üstünde..sayfalar var..kadının okuyup şekillendirdiği, kadının kaleme değip şekillendirdiği, kadının salt düşünerek şekillendirdiği..yani demem o ki, kadının şekil verdiği bir dünya var orada..
kurallarını koyduğu, şarapla tütsülediği.. yüzyılın aklıyla değil sancısıyla, merhametiyle..
canlıları bir birinden, kadını erkekten ayırmadan..ait olmadan, kovulmadan..istekleriyle, değerleriyle..
hep bir yerinde ışığı kırarak ama aydınlığından ayrılmayarak..
bir akıllı, çok deli..tımarhanesinin kraliçesi..kocasının gözbebeği..kedilerinin anası..
bir kadın yarası..
25 Ocak 2011 Salı
Geçmişle Sohbet - III
- tamam hadi söylemedim bir şey..uslu bir kız ol, anlat..
+ anlatılacak bir şey yok, bu kadar işte..
- görüşüyor musunuz..
+ hayır ama konuşuyoruz.
- ne hakkında ?
+ ordan, burdan..
- biliyor mu ona olan ilgini?
+ evet.
- söyledin mi, anladı mı ?
+ hala aptal adamlardan hoşlanmıyorum..o kadar done verdim anladı elbette..ama..
- ama ?
+sonra anlaması bana yetmedi söyledim..
- sevgilisi olduğunu bilmeden önce mi sonra mı ?
+ ne farkeder?
- hadii..
+ sonra çünkü hep biliyordum..
- sonuç ?
+ sonuç?
- ne söyledi sana ?
+ yapma dedi..
- dahası var mı?
+ yok..beni istiyor sadece hepsi bu..
- seni barda ki adamlarda istiyor, yoldakiler de..özellikle de istenmek istediğin de..
+biliyorum, O'nun içinde durum aynı zaten..
- alacak mı ?
+ yeterince isterse alır, bir mahsuru yok benim için.
- başka ne istiyor senden ?
+ hiçbir şey..
-sordun mu bunu O'na ?
+ sormadım ama söyledi..
- iyi, endişelenmeye gerek yok o zaman sıkılırsın yakında.
+ öyle gibi.
- yine de dikkat et..
+ ederim..
...
- benden çok konuştuk, sen de neler var ?
+ ilk kez bana birini anlatıyorsun tadını çıkartıyorum..çok sayılmaz..ben de bir hemşire, bir de Nesrin var..
- neden birinin ismi var diğeri hemşire..
+ birinin tenini bilmiyorum, isime gerek yok..
- off..yunus..
+ niye gülüyorsun ki..Nesrin öğrenci, o da çok genç seni anımsatıyor bana..
- evet çok ortak noktamız varmış..
+ komik mi şimdi bu, gülme sinirlerim bozuluyor..hatırlatıyor ama, ben seni tanıdığımda saçların kızıldı onun da öyle..
- gülmüyorum ya..evet kızıldı..
+şimdi neden kahverengi?
- o kadar heyecanlı değilim, saçlarımda değil.
+ heyecanlı..bana kafa tutuşun..art'ın orta yerinde çıplak ayak dans edişin..
- hatırlıyorum..
+ çok da ukalaydın.. " - hangi zevksiz buraya gül dikmiş, - ne dikseymiş,- belki zambak belki lale ama gül değil,- sen zambak mı seviyorsun, - neden sordun,- çünkü o gülleri ben diktim.."
- zevksiz dememiştim dangalak demiştim..ve sen oraya zambak dikmiştin.
+ ağzın bozukmuş demek ki o zamanlar..
- öyleydi..
+ şimdi temiz mi..
- fazlasıyla..
+ güzel zamanlardı..yemeğe çıkışımızı hatırlıyor musun peki?
- neden unutayım..
+ ben de unutmam.." - bir şeyler yiyelim mi akşam ? - bu akşam mı? - evet. - olmaz..ya klasik bir tavır değil..bu akşam sevgilimden ayrılmam gerek ama yarın olur. - sevgilin mi var? - bunu yarın sor, görüşürüz." neden öyle söyledin de aldatmadın.
- neden hep aynı şeyleri konuşuyoruz..bunları ikimiz yaşadık film replikleri gibi tekrarlamak zorunda mısın ?
+ neden bana sevgilin olduğunu söyledin de onu aldatmadın?
- off..kaç kez cevap verdim bu soruya bilmiyorum..çünkü seninle olacağımı biliyordum, çünkü maymun değilim bir dalı tutmadan ötekini bırakmamak gibi bir mantığım yok ve o kadar kirli değildim kimseyi aldatmamıştım onu da aldatmadım.
+ismi neydi?
- ilker.
+ilker, evet..
- sen ilk beni mi aldatmıştın ?
+ evet ve son da olacak..
- olmaz, başladın bir kere..
+ oldu ama..senden sonrakilerin hiç birini aldatmadım..
-çünkü canımı yakmayı seviyordun..
+ hayır, canım yanınca saldırganlaşıyordum..
- canın yanıyordu çünkü beni seviyordun..
+ hayır seni hiç sevmedim ben sadece aşıktım..
- ...ne fark var..
+ yapma, bunu ilk kez duymuyorsun..
- sana zarar verebilirim, neden korkmuyorsun..duymaktan hoşlanmayacağım herşeyi neden söylüyorsun !
+ sen aptal değilsin sadece hastasın..seni kandırmam mı gerekiyor..ya da avutmam ve evet senden korkmuyorum..
- seni öldürebilirim.!
+ sahiden mi ?
- ama bunu yapmam..zaten bunu istiyorsun değil mi..
+ ne istediğimi bilmiyorum, ne istemediğimi de..
- ben biliyorum ama derdin bu senin..ne zaman öleceksin?
+ bilmiyorum, çok zaman yok ama..
- ölme..
+ neden ?
- her boka neden...başka bir şey bilmez misin sen..papağan gibi..
+ niye bu kadar büyütüyorsun..kendimi bildim bileli neden diye soruyorum kimse aksi bir şey söylemiyor..sıkılıyorum.
- bir de bu var sen hep sıkılırsın sıkılınca da siktir olur gidersin..
+...
- gitsene hadi..sıkıldın yine yüzünde okuyorum, git-se-ne!
+ peki..
- bu gece benimle kal..
+kalamam..
- ne zaman geleceksin
+ önümüzde ki bir ay gelemem..sakın krize girme, ciddiyim..ondan sonra girebilirsin canın isterse, temmuz gibi..
- sana ihtiyacım var..
+ yapma bunu, böyle anlaşmadık..
- anlaşmadık..anlaşma için mi geliyorsun buraya..
+ yunus..
- tamam git..temmuza kadar iyi olurum, sonra gelirsin..
+ aferim sana..
- öpme beni, seni tanımıyorum artık..
+ tanışıyoruz, malesef..
+ anlatılacak bir şey yok, bu kadar işte..
- görüşüyor musunuz..
+ hayır ama konuşuyoruz.
- ne hakkında ?
+ ordan, burdan..
- biliyor mu ona olan ilgini?
+ evet.
- söyledin mi, anladı mı ?
+ hala aptal adamlardan hoşlanmıyorum..o kadar done verdim anladı elbette..ama..
- ama ?
+sonra anlaması bana yetmedi söyledim..
- sevgilisi olduğunu bilmeden önce mi sonra mı ?
+ ne farkeder?
- hadii..
+ sonra çünkü hep biliyordum..
- sonuç ?
+ sonuç?
- ne söyledi sana ?
+ yapma dedi..
- dahası var mı?
+ yok..beni istiyor sadece hepsi bu..
- seni barda ki adamlarda istiyor, yoldakiler de..özellikle de istenmek istediğin de..
+biliyorum, O'nun içinde durum aynı zaten..
- alacak mı ?
+ yeterince isterse alır, bir mahsuru yok benim için.
- başka ne istiyor senden ?
+ hiçbir şey..
-sordun mu bunu O'na ?
+ sormadım ama söyledi..
- iyi, endişelenmeye gerek yok o zaman sıkılırsın yakında.
+ öyle gibi.
- yine de dikkat et..
+ ederim..
...
- benden çok konuştuk, sen de neler var ?
+ ilk kez bana birini anlatıyorsun tadını çıkartıyorum..çok sayılmaz..ben de bir hemşire, bir de Nesrin var..
- neden birinin ismi var diğeri hemşire..
+ birinin tenini bilmiyorum, isime gerek yok..
- off..yunus..
+ niye gülüyorsun ki..Nesrin öğrenci, o da çok genç seni anımsatıyor bana..
- evet çok ortak noktamız varmış..
+ komik mi şimdi bu, gülme sinirlerim bozuluyor..hatırlatıyor ama, ben seni tanıdığımda saçların kızıldı onun da öyle..
- gülmüyorum ya..evet kızıldı..
+şimdi neden kahverengi?
- o kadar heyecanlı değilim, saçlarımda değil.
+ heyecanlı..bana kafa tutuşun..art'ın orta yerinde çıplak ayak dans edişin..
- hatırlıyorum..
+ çok da ukalaydın.. " - hangi zevksiz buraya gül dikmiş, - ne dikseymiş,- belki zambak belki lale ama gül değil,- sen zambak mı seviyorsun, - neden sordun,- çünkü o gülleri ben diktim.."
- zevksiz dememiştim dangalak demiştim..ve sen oraya zambak dikmiştin.
+ ağzın bozukmuş demek ki o zamanlar..
- öyleydi..
+ şimdi temiz mi..
- fazlasıyla..
+ güzel zamanlardı..yemeğe çıkışımızı hatırlıyor musun peki?
- neden unutayım..
+ ben de unutmam.." - bir şeyler yiyelim mi akşam ? - bu akşam mı? - evet. - olmaz..ya klasik bir tavır değil..bu akşam sevgilimden ayrılmam gerek ama yarın olur. - sevgilin mi var? - bunu yarın sor, görüşürüz." neden öyle söyledin de aldatmadın.
- neden hep aynı şeyleri konuşuyoruz..bunları ikimiz yaşadık film replikleri gibi tekrarlamak zorunda mısın ?
+ neden bana sevgilin olduğunu söyledin de onu aldatmadın?
- off..kaç kez cevap verdim bu soruya bilmiyorum..çünkü seninle olacağımı biliyordum, çünkü maymun değilim bir dalı tutmadan ötekini bırakmamak gibi bir mantığım yok ve o kadar kirli değildim kimseyi aldatmamıştım onu da aldatmadım.
+ismi neydi?
- ilker.
+ilker, evet..
- sen ilk beni mi aldatmıştın ?
+ evet ve son da olacak..
- olmaz, başladın bir kere..
+ oldu ama..senden sonrakilerin hiç birini aldatmadım..
-çünkü canımı yakmayı seviyordun..
+ hayır, canım yanınca saldırganlaşıyordum..
- canın yanıyordu çünkü beni seviyordun..
+ hayır seni hiç sevmedim ben sadece aşıktım..
- ...ne fark var..
+ yapma, bunu ilk kez duymuyorsun..
- sana zarar verebilirim, neden korkmuyorsun..duymaktan hoşlanmayacağım herşeyi neden söylüyorsun !
+ sen aptal değilsin sadece hastasın..seni kandırmam mı gerekiyor..ya da avutmam ve evet senden korkmuyorum..
- seni öldürebilirim.!
+ sahiden mi ?
- ama bunu yapmam..zaten bunu istiyorsun değil mi..
+ ne istediğimi bilmiyorum, ne istemediğimi de..
- ben biliyorum ama derdin bu senin..ne zaman öleceksin?
+ bilmiyorum, çok zaman yok ama..
- ölme..
+ neden ?
- her boka neden...başka bir şey bilmez misin sen..papağan gibi..
+ niye bu kadar büyütüyorsun..kendimi bildim bileli neden diye soruyorum kimse aksi bir şey söylemiyor..sıkılıyorum.
- bir de bu var sen hep sıkılırsın sıkılınca da siktir olur gidersin..
+...
- gitsene hadi..sıkıldın yine yüzünde okuyorum, git-se-ne!
+ peki..
- bu gece benimle kal..
+kalamam..
- ne zaman geleceksin
+ önümüzde ki bir ay gelemem..sakın krize girme, ciddiyim..ondan sonra girebilirsin canın isterse, temmuz gibi..
- sana ihtiyacım var..
+ yapma bunu, böyle anlaşmadık..
- anlaşmadık..anlaşma için mi geliyorsun buraya..
+ yunus..
- tamam git..temmuza kadar iyi olurum, sonra gelirsin..
+ aferim sana..
- öpme beni, seni tanımıyorum artık..
+ tanışıyoruz, malesef..
Geçmişle Sohbet - II
... - toprak'ı görüyor musun ?
+ hayır..
- rüyanda da mı görmüyorsun?
+ hayır.
- unuttun mu onu ?
+ ..
- sen zaten çok kötü bir anne olurdun, eminim senden nefret ediyordur..
+...
- ben de senden nefret ediyorum !
+..
- yapmadığın her şey için..yaptığın herşey için..beni aldattığın için, hasta ettiğin için..senin yüzünden buradayım !
+ ...
- bir şey söylesene bana !
+ öyle olmadığını biliyorsun..
- öyle !
+ iyi , o zaman ben de buradayım, sana haksızlık etmemişim demektir.
- haksızlık etmedin mi..sen, sen var ya kaltaksın !
+ olabilir..
- çık dışarı..git!
+ peki..
kadın çıkar odadan, salona geçer..kimse neden geldiğini sormaz..herkesin bildiği ama kimsenin dile getirmediği hale bir sigara yakar..evin geri kalan "sakin"lerinin sorularını cevaplar birer cümlelik yanıtlarıyla..hiç yanıt göndermediği bir sesi duyar..
- merak ediyorum, hiç işin gücün yok mu senin neden geliyorsun buraya? deli misin sen?
+ sana da merhaba Gökçe.
- O'na iyi geldiğini mi sanıyorsun.cefakar, vefalı eski sevgili ha..
++ Gökçe, yeter..ne istiyorsun kızdan, rahat bırak..
kadın gülümser..sesin sahibine bakar.." çünkü kardeşini istiyor diyemez"..defalarca kez, ayrı ayrı insanlardan duyduğu soru cümlesini düşünür..insanların nasıl olup da bu kadar tek tip, aynı formikadan çıkmışcasına konuşabildiğini daha sonra düşünmeye karar verir..
aynı evin içinden iki adamla aynı anda birlikte olmuş, belki de hâlâ olan..birinin yengesi diğerinin karısı olan kadına bakar.. "midemi bulandırıyorsun" cümlesini içinden,
-" başımı döndürüyorsun Gökçe, bir bardak su rica edebilir miyim" i dışından kurar.."
+ su mu..bu mu cevabın yoksa bir cevap bulamıyor musun..
kadın düşünür, gülümseyen haline devam ederken..yıllardır hiç anlamadığı dahası anlatamadığını..
bir insanı en kötü halinde ortada bırakmanın insanlar için olumlu bir davranış olması kurcalar aklının bir köşesini..bu kadar duyarsız, acımasız olmalı mıdır insan..aksine niyet etmek, beceriksizce de olsa bu kadar kötü bir davranış mıdır, anlaşılmaz mıdır..altında başka bir neden aramak neden..
bunları düşünmekten vazgeçer, derin bir nefes alır..
- neden bu kadar saldırgan olduğunu bilmiyorum, varlığımdan rahatsız olduğunu da biliyorum ama sonucu değiştirmeyecek..çağırdığı sürece geleceğim, söz verdim..
+ neden buradasın ?
sorunun sahibine bakar, adam başka bir yerdedir..
- sigara içiyordum canım, geliyorum..
tutar adamın elinden..aynı kapıdan bir kez daha geçerler..
- ben de sigara istiyorum..
kadın gülümser adama, bir vakitler adamı olan adama..uzanır öper..şaşkın bakışlarına aldırmaz..
+ böyle de içebilirsin derdin nikotinse..
adam alır kadını kucağına, günün ilk kahkasını atarlarken..
- beni nasıl durduracağını hep bildin..
+ hep değil, ama artık biliyorum..
öpüşme faslı kadının yanağına bir kaç damla tuz düşüne kadar devam eder..
- neyin var Yunus..?
+ ismimi söyleme, huzursuz oluyorum..
boynunu çekmez, adamın dudaklarından..ama bir vakitler kor gibi izler bırakan dudaklarla bunların aynı olmadığına yemin ederken bulur kendini..ve o dokunurken, nasıl olup da bir başka adamı düşünebildiğine inanamaz..O'nu düşürken boynunun lav yağmuru altında kalmasına, Yunus'a rağmen..buna da inanamaz..
- ne düşünüyorsun ?
+kimseyi düşünmüyorum..
- kimi düşünüyorsun demedim, ne düşünüyorsun dedim..
+..afedersin.
..
- kimi düşünüyorsun?
+ bir adamı.
- biri mi var hayatında?
+yok..
- ama birini düşünüyorsun..
+gibi..
- düşünüyorsan durum kötü, ikiniz açısından da..
+ güldürme beni.
- tecrübemi komik mi buluyorsunuz matmazel ?
+ offf..
- tamam, tamam..anlat bakalım..
+ anlatamıyorum ben biliyorsun..
- gel bakalım göğsüme..eski yöntemle ilerleyeceğiz...ip ucu kelimeler..
+ kaç tane?
- beş olsun.
+ tamam..ımmmm...uzak, hasta,sevgilisi var üstüne ona aşık olduğunu sanıyor, onu istiyorum bütün olarak..kaç oldu ?
- dört oldu canım, bir tane daha..
+ onu sürekli rüyamda görüyorum.
- bak bu en feciisi..
+ sorma..
- beş sene de beni iki kez rüyanda gördüğün düşünülürse..
+ kıyaslama mı yapıyoruz..
- hayır, kızma. garip sadece..
+ bence de ama O bunu garipsemiyor.
- seni tanımıyor öyleyse.
+ pek sayılmaz..
- hasta dedin ?
+ depresif bir adam..
- ne kadar?
+ oynamak mı istiyorsun..iki tam sesi olan bir gam..
- anladım, bak bu iyi bir rakip..
+ kimse kimseye rakip değil..sen saf dışısın o da oyundışı..
- normal bir adam bulsaydın şaşardım..iyi bir serin olacak önce bir şizofren sonra..
+off..
- off mu..ya bana hasta diyorlar bir de..alımlı, çalımlı, akıllı bir kornişonsun işte ama ağına hep sakat alıyorsun..manyak mısın sen?
+ özel bir çabam yok bu alanda..bir şey aramıyorum ama "normal" dediğiniz her neyse onu bulamıyorum ki bana normal geliyorsunuz..
- ne kadar uzakta..
+çok..aslında mesafe uzak değil adam uzak..yoksa hava alanı kadar mesafe o kadar..
- akıllanmazsın sen..neyi kaybetmek istiyorsun da bulaşıyorsun böyle adamlara
+ efendim?
- ..
+ hayır..
- rüyanda da mı görmüyorsun?
+ hayır.
- unuttun mu onu ?
+ ..
- sen zaten çok kötü bir anne olurdun, eminim senden nefret ediyordur..
+...
- ben de senden nefret ediyorum !
+..
- yapmadığın her şey için..yaptığın herşey için..beni aldattığın için, hasta ettiğin için..senin yüzünden buradayım !
+ ...
- bir şey söylesene bana !
+ öyle olmadığını biliyorsun..
- öyle !
+ iyi , o zaman ben de buradayım, sana haksızlık etmemişim demektir.
- haksızlık etmedin mi..sen, sen var ya kaltaksın !
+ olabilir..
- çık dışarı..git!
+ peki..
kadın çıkar odadan, salona geçer..kimse neden geldiğini sormaz..herkesin bildiği ama kimsenin dile getirmediği hale bir sigara yakar..evin geri kalan "sakin"lerinin sorularını cevaplar birer cümlelik yanıtlarıyla..hiç yanıt göndermediği bir sesi duyar..
- merak ediyorum, hiç işin gücün yok mu senin neden geliyorsun buraya? deli misin sen?
+ sana da merhaba Gökçe.
- O'na iyi geldiğini mi sanıyorsun.cefakar, vefalı eski sevgili ha..
++ Gökçe, yeter..ne istiyorsun kızdan, rahat bırak..
kadın gülümser..sesin sahibine bakar.." çünkü kardeşini istiyor diyemez"..defalarca kez, ayrı ayrı insanlardan duyduğu soru cümlesini düşünür..insanların nasıl olup da bu kadar tek tip, aynı formikadan çıkmışcasına konuşabildiğini daha sonra düşünmeye karar verir..
aynı evin içinden iki adamla aynı anda birlikte olmuş, belki de hâlâ olan..birinin yengesi diğerinin karısı olan kadına bakar.. "midemi bulandırıyorsun" cümlesini içinden,
-" başımı döndürüyorsun Gökçe, bir bardak su rica edebilir miyim" i dışından kurar.."
+ su mu..bu mu cevabın yoksa bir cevap bulamıyor musun..
kadın düşünür, gülümseyen haline devam ederken..yıllardır hiç anlamadığı dahası anlatamadığını..
bir insanı en kötü halinde ortada bırakmanın insanlar için olumlu bir davranış olması kurcalar aklının bir köşesini..bu kadar duyarsız, acımasız olmalı mıdır insan..aksine niyet etmek, beceriksizce de olsa bu kadar kötü bir davranış mıdır, anlaşılmaz mıdır..altında başka bir neden aramak neden..
bunları düşünmekten vazgeçer, derin bir nefes alır..
- neden bu kadar saldırgan olduğunu bilmiyorum, varlığımdan rahatsız olduğunu da biliyorum ama sonucu değiştirmeyecek..çağırdığı sürece geleceğim, söz verdim..
+ neden buradasın ?
sorunun sahibine bakar, adam başka bir yerdedir..
- sigara içiyordum canım, geliyorum..
tutar adamın elinden..aynı kapıdan bir kez daha geçerler..
- ben de sigara istiyorum..
kadın gülümser adama, bir vakitler adamı olan adama..uzanır öper..şaşkın bakışlarına aldırmaz..
+ böyle de içebilirsin derdin nikotinse..
adam alır kadını kucağına, günün ilk kahkasını atarlarken..
- beni nasıl durduracağını hep bildin..
+ hep değil, ama artık biliyorum..
öpüşme faslı kadının yanağına bir kaç damla tuz düşüne kadar devam eder..
- neyin var Yunus..?
+ ismimi söyleme, huzursuz oluyorum..
boynunu çekmez, adamın dudaklarından..ama bir vakitler kor gibi izler bırakan dudaklarla bunların aynı olmadığına yemin ederken bulur kendini..ve o dokunurken, nasıl olup da bir başka adamı düşünebildiğine inanamaz..O'nu düşürken boynunun lav yağmuru altında kalmasına, Yunus'a rağmen..buna da inanamaz..
- ne düşünüyorsun ?
+kimseyi düşünmüyorum..
- kimi düşünüyorsun demedim, ne düşünüyorsun dedim..
+..afedersin.
..
- kimi düşünüyorsun?
+ bir adamı.
- biri mi var hayatında?
+yok..
- ama birini düşünüyorsun..
+gibi..
- düşünüyorsan durum kötü, ikiniz açısından da..
+ güldürme beni.
- tecrübemi komik mi buluyorsunuz matmazel ?
+ offf..
- tamam, tamam..anlat bakalım..
+ anlatamıyorum ben biliyorsun..
- gel bakalım göğsüme..eski yöntemle ilerleyeceğiz...ip ucu kelimeler..
+ kaç tane?
- beş olsun.
+ tamam..ımmmm...uzak, hasta,sevgilisi var üstüne ona aşık olduğunu sanıyor, onu istiyorum bütün olarak..kaç oldu ?
- dört oldu canım, bir tane daha..
+ onu sürekli rüyamda görüyorum.
- bak bu en feciisi..
+ sorma..
- beş sene de beni iki kez rüyanda gördüğün düşünülürse..
+ kıyaslama mı yapıyoruz..
- hayır, kızma. garip sadece..
+ bence de ama O bunu garipsemiyor.
- seni tanımıyor öyleyse.
+ pek sayılmaz..
- hasta dedin ?
+ depresif bir adam..
- ne kadar?
+ oynamak mı istiyorsun..iki tam sesi olan bir gam..
- anladım, bak bu iyi bir rakip..
+ kimse kimseye rakip değil..sen saf dışısın o da oyundışı..
- normal bir adam bulsaydın şaşardım..iyi bir serin olacak önce bir şizofren sonra..
+off..
- off mu..ya bana hasta diyorlar bir de..alımlı, çalımlı, akıllı bir kornişonsun işte ama ağına hep sakat alıyorsun..manyak mısın sen?
+ özel bir çabam yok bu alanda..bir şey aramıyorum ama "normal" dediğiniz her neyse onu bulamıyorum ki bana normal geliyorsunuz..
- ne kadar uzakta..
+çok..aslında mesafe uzak değil adam uzak..yoksa hava alanı kadar mesafe o kadar..
- akıllanmazsın sen..neyi kaybetmek istiyorsun da bulaşıyorsun böyle adamlara
+ efendim?
- ..
Geçmişle Sohbet - I
evde bir gerginlik..kimsenin yüzünde "seni gördüğüme sevindim" ifadesi yoktur..sadece derin bir nefes alırlar bir kaç saatliğine de olsa bir deliden kurtarıldıklarına..
hava ağırlaşır..evsahipleri ayaküstü sohbet etme telaşındayken geçmişden bir anı yumağı düşer kadının kucağına..oyalanmaz..
- nerede o?
+ odasında..
bir kez daha aynı kapının önünde, aynı ruh halinin bozuk pikapta tekrarı gibi..hep bir kez dahalar..
- ben geldim..
ayağa kalkar adam tereddütle adımlar kadına doğru..gözkapaklarında, çenesinde, dudaklarında gezdirir parmaklarını..duraksar bir müddet..sarılır..içten, sıcak..
- " nasıl özlemişim kokunu, hoşgeldin"..
kadın gülümser..kurtarır kendini saran kollardan..her ağlamak üzere olduğunda yaptığı gibi kısılmak üzere olan sesini düzeltir tam da bu sırada yerlere saçılmış onlarca resime kayar gözleri..bir çoğunda aynaya her baktığında gördüğü suret..
- tekrar resim yapmaya mı başladın?
+ hayır.
- bunları sen yapmadın mı?
+ bunun anlamı ne şimdi..yaptıklarımla değil benimle ilgilen..
- peki.
+ ben kahve kullanamıyorum, çay içelim mi ?
- peki, içelim.
+ peki demeyi kes..beni deli ediyorsun ! o aptal sözcüklerinle beni onaylamayı, bunu yaparak canımı yakmayı bırak artık..dalga mı geçiyorsun sen benimle..
- peki, bıraktım..
+ gülümsemeyi de kes sürekli, sanki burada mutluymuşsun gibi..ve..ve...
avazı çıktığı kadar bağırmaya başlar adam öyle ki salt sestir..sözcükleri kaybetmiştir nefesinde..tek kelime anlamaz kadın..her ünlemin önünde bulunan adını tanır yalnız..tekrarlanan bir sahnedir yıllar içerisinde, gözlerini çekmeden adamın gözlerinden beklemeye başlar ki ayak sesleri de karışmıştır şimdi bu kakafoniye..kapı açılır..telaşlı gözlerle kendilerine bakan bir anne, bir kardeş ve eşi..
onların bu şaşkın ya da şaşırmış rolü yapan hallerine sahiden şaşırır kadın..yıllardır yaşadıkları sahne hep aynıdır, kendisi tepki verme yetisini bırakmışken ,çok öncede.. onların bu telaşlı, kendisini kurtarmaya gelmiş tavırları canını sıkar..
- hafize teyze, kapatın lütfen kapıyı..
+ ...
adam kapının sesine değil ama kendi sesine tepki verir..durulur..diz çöker kadının yanında..yüzünde o bilindik ifade, pişmanlığa bir adım yakın..
+ gelebilir miyim ?
- gel..
adam dizlerine uzanır..yüzünü karnına gömer..kesik hıçkırıklar arasında bir kaç özür cümlesi duyar kadın ama aldırmaz...ellerini saçına takar adamın, çok eski iyi zamanlarında birlikte söyledikleri aptal bir şarkıyı mırıldanır ..mırıldanır..mırıldanırlar..
+ sesini de özlemişim..
- ...
+ sağlığın nasıl ?
- iyiyim.
+ sen her zaman iyisin değil mi?
- elbette..
+ niye benimle uğarşıyorsun, kendinle uğraşmak varken..gitmiyorsun değil mi tedaviye.? ah, sorunlar, sorunlarım bunları çözemezsin..kendine zarar verirsin en fazla..hayır söyleme sana zarar veririm demiyorum ben bu kotayı fazlasıyla doldurdum...senin canın yandı, ben şimdi buradayım..yani hiçbir şey düzelmedi ama sen de buradasın..derdin ne?
- şşştt..sorma, uyu..uyumuyormuşsun son zamanlarda sana ne kadar zarar vereceğini biliyorsun değil mi bunun..
+ seninle uyanamıyorum ama..
- bu yeni değil ama..
...
hava ağırlaşır..evsahipleri ayaküstü sohbet etme telaşındayken geçmişden bir anı yumağı düşer kadının kucağına..oyalanmaz..
- nerede o?
+ odasında..
bir kez daha aynı kapının önünde, aynı ruh halinin bozuk pikapta tekrarı gibi..hep bir kez dahalar..
- ben geldim..
ayağa kalkar adam tereddütle adımlar kadına doğru..gözkapaklarında, çenesinde, dudaklarında gezdirir parmaklarını..duraksar bir müddet..sarılır..içten, sıcak..
- " nasıl özlemişim kokunu, hoşgeldin"..
kadın gülümser..kurtarır kendini saran kollardan..her ağlamak üzere olduğunda yaptığı gibi kısılmak üzere olan sesini düzeltir tam da bu sırada yerlere saçılmış onlarca resime kayar gözleri..bir çoğunda aynaya her baktığında gördüğü suret..
- tekrar resim yapmaya mı başladın?
+ hayır.
- bunları sen yapmadın mı?
+ bunun anlamı ne şimdi..yaptıklarımla değil benimle ilgilen..
- peki.
+ ben kahve kullanamıyorum, çay içelim mi ?
- peki, içelim.
+ peki demeyi kes..beni deli ediyorsun ! o aptal sözcüklerinle beni onaylamayı, bunu yaparak canımı yakmayı bırak artık..dalga mı geçiyorsun sen benimle..
- peki, bıraktım..
+ gülümsemeyi de kes sürekli, sanki burada mutluymuşsun gibi..ve..ve...
avazı çıktığı kadar bağırmaya başlar adam öyle ki salt sestir..sözcükleri kaybetmiştir nefesinde..tek kelime anlamaz kadın..her ünlemin önünde bulunan adını tanır yalnız..tekrarlanan bir sahnedir yıllar içerisinde, gözlerini çekmeden adamın gözlerinden beklemeye başlar ki ayak sesleri de karışmıştır şimdi bu kakafoniye..kapı açılır..telaşlı gözlerle kendilerine bakan bir anne, bir kardeş ve eşi..
onların bu şaşkın ya da şaşırmış rolü yapan hallerine sahiden şaşırır kadın..yıllardır yaşadıkları sahne hep aynıdır, kendisi tepki verme yetisini bırakmışken ,çok öncede.. onların bu telaşlı, kendisini kurtarmaya gelmiş tavırları canını sıkar..
- hafize teyze, kapatın lütfen kapıyı..
+ ...
adam kapının sesine değil ama kendi sesine tepki verir..durulur..diz çöker kadının yanında..yüzünde o bilindik ifade, pişmanlığa bir adım yakın..
+ gelebilir miyim ?
- gel..
adam dizlerine uzanır..yüzünü karnına gömer..kesik hıçkırıklar arasında bir kaç özür cümlesi duyar kadın ama aldırmaz...ellerini saçına takar adamın, çok eski iyi zamanlarında birlikte söyledikleri aptal bir şarkıyı mırıldanır ..mırıldanır..mırıldanırlar..
+ sesini de özlemişim..
- ...
+ sağlığın nasıl ?
- iyiyim.
+ sen her zaman iyisin değil mi?
- elbette..
+ niye benimle uğarşıyorsun, kendinle uğraşmak varken..gitmiyorsun değil mi tedaviye.? ah, sorunlar, sorunlarım bunları çözemezsin..kendine zarar verirsin en fazla..hayır söyleme sana zarar veririm demiyorum ben bu kotayı fazlasıyla doldurdum...senin canın yandı, ben şimdi buradayım..yani hiçbir şey düzelmedi ama sen de buradasın..derdin ne?
- şşştt..sorma, uyu..uyumuyormuşsun son zamanlarda sana ne kadar zarar vereceğini biliyorsun değil mi bunun..
+ seninle uyanamıyorum ama..
- bu yeni değil ama..
...
Gece Yarısı Pisuvar Nöbetleri..
bir pisuvarın önünde sırada kadınlar..
aynı kaba yapmak için..
ince bellisi, uzun boylusu,
sarışınlar daha da fazlası esmerler..
kumrallarda var aralarında..
cennetten kovulmuşlar alınlarında damgaları
bileklerine kadar inen elbiseleri, yeşil çuhadan
eprimiş eteklerinden elbisenin
diz kapakları görünüyor
is içinde yüzleri ve halleri bezgin
yalnız gözlerinde iki damla ışık
çok uzak bir geceden çalınmış..
elleri kirli, tenleri kirli, kalpleri kirli..
kadınlar, biraz daha bulaşmak için bu kire..
birbirlerinin enselerinde nefesleri..
- yaşlı veya sorunlular önden lütfen !
aynı kaba yapmak için..
ince bellisi, uzun boylusu,
sarışınlar daha da fazlası esmerler..
kumrallarda var aralarında..
cennetten kovulmuşlar alınlarında damgaları
bileklerine kadar inen elbiseleri, yeşil çuhadan
eprimiş eteklerinden elbisenin
diz kapakları görünüyor
is içinde yüzleri ve halleri bezgin
yalnız gözlerinde iki damla ışık
çok uzak bir geceden çalınmış..
elleri kirli, tenleri kirli, kalpleri kirli..
kadınlar, biraz daha bulaşmak için bu kire..
birbirlerinin enselerinde nefesleri..
- yaşlı veya sorunlular önden lütfen !
Söylemiş miydim İkinci Kadının Olabilirim (!)
duydum başka bir kadına aşıkmışsın, ama duymadın beni..
ikinci kadının olabilirim..
meşru sıfatlar takınmadan dolanabilirim boynuna, incesinden..
boynun demişken..dişlerim kamaşırdı andığımda, beyaz-dı..ben tadına bakmadan önce..
vaatkardı..
bir adım sonra göğsünde olacağımın meşru tanığıydı..anlaşırdık.. ben iz bırakmazdım onda
o da izlemezdi beni..
eğilip bakmazdı..geçtiğim yollara..bir gece öncesinden sürdüğüm izlere..
ama konu boynun değil..ağzın mı ? hayır hiç değil..
kirletilmiş..safran sarısı incilerin süslediği, bir kızıl istiridye değil konumuz..
O'nun fısıldadığı, yasak cümleler değil..dokunurken sen, andığı onca küfür değil..
hayır sevgilim, konumuz ağzın değil..
bir fahişe edasıyla salınırken sen zamanda, çamaşırlarını ipte unutmuş bir kadın gibi seni bekleyişim de değil..
iç isyanları bastırmakta ne kadar usta olduğum, bana her gelişinde yeşil yosunlar kazırken teninden, beyninden kanayan ellerim de değil..
sapkın bir adamsın biliyorum ama saptırma beni mevzudan konumuz bunlar değil..
Ah yine yoldan çıkartıyorsun beni..
Biliyor musun;
tüm arka sokaklarda tutabilirim elini, ısıtabilirim nefesimle..
laf aramızda, topukları kırmızı bir çift siyah sandaletle kimse yakışmaz o kadar yanına..
sokağa bakan bütün metruk evlerin pencereleri açılır, geberip gitmiş tüm orospuların selamlar beni..
kıskanırlar kalçalarımın her bir kıvrımını..
yürüken..avuçlarındayken..dans ederken seninle..
hem bir kaç ağ var beyninde, eğirebilirim onları..bir kış daha geçiririz..kimsenin teni morarmaz, en azından soğuktan..
Ama konumuz bunlar değil..yaptıkların ve yapabileceklerim değil..gelecek değil..
biz değiliz konu sevgilim..
söylemiştim değil mi sevgilim,
ikinci kadının olabilirim.
ikinci kadının olabilirim..
meşru sıfatlar takınmadan dolanabilirim boynuna, incesinden..
boynun demişken..dişlerim kamaşırdı andığımda, beyaz-dı..ben tadına bakmadan önce..
vaatkardı..
bir adım sonra göğsünde olacağımın meşru tanığıydı..anlaşırdık.. ben iz bırakmazdım onda
o da izlemezdi beni..
eğilip bakmazdı..geçtiğim yollara..bir gece öncesinden sürdüğüm izlere..
ama konu boynun değil..ağzın mı ? hayır hiç değil..
kirletilmiş..safran sarısı incilerin süslediği, bir kızıl istiridye değil konumuz..
O'nun fısıldadığı, yasak cümleler değil..dokunurken sen, andığı onca küfür değil..
hayır sevgilim, konumuz ağzın değil..
bir fahişe edasıyla salınırken sen zamanda, çamaşırlarını ipte unutmuş bir kadın gibi seni bekleyişim de değil..
iç isyanları bastırmakta ne kadar usta olduğum, bana her gelişinde yeşil yosunlar kazırken teninden, beyninden kanayan ellerim de değil..
sapkın bir adamsın biliyorum ama saptırma beni mevzudan konumuz bunlar değil..
Ah yine yoldan çıkartıyorsun beni..
Biliyor musun;
tüm arka sokaklarda tutabilirim elini, ısıtabilirim nefesimle..
laf aramızda, topukları kırmızı bir çift siyah sandaletle kimse yakışmaz o kadar yanına..
sokağa bakan bütün metruk evlerin pencereleri açılır, geberip gitmiş tüm orospuların selamlar beni..
kıskanırlar kalçalarımın her bir kıvrımını..
yürüken..avuçlarındayken..dans ederken seninle..
hem bir kaç ağ var beyninde, eğirebilirim onları..bir kış daha geçiririz..kimsenin teni morarmaz, en azından soğuktan..
Ama konumuz bunlar değil..yaptıkların ve yapabileceklerim değil..gelecek değil..
biz değiliz konu sevgilim..
söylemiştim değil mi sevgilim,
ikinci kadının olabilirim.
Söylemiş miydim İkinci Kadının Olabilirim (!)
duydum başka bir kadına aşıkmışsın, ama duymadın beni..
ikinci kadının olabilirim..
meşru sıfatlar takınmadan dolanabilirim boynuna, incesinden..
boynun demişken..dişlerim kamaşırdı andığımda, beyaz-dı..ben tadına bakmadan önce..
vaatkardı..
bir adım sonra göğsünde olacağımın meşru tanığıydı..anlaşırdık.. ben iz bırakmazdım onda
o da izlemezdi beni..
eğilip bakmazdı..geçtiğim yollara..bir gece öncesinden sürdüğüm izlere..
ama konu boynun değil..ağzın mı ? hayır hiç değil..
kirletilmiş..safran sarısı incilerin süslediği, bir kızıl istiridye değil konumuz..
O'nun fısıldadığı, yasak cümleler değil..dokunurken sen, andığı onca küfür değil..
hayır sevgilim, konumuz ağzın değil..
bir fahişe edasıyla salınırken sen zamanda, çamaşırlarını ipte unutmuş bir kadın gibi seni bekleyişim de değil..
iç isyanları bastırmakta ne kadar usta olduğum, bana her gelişinde yeşil yosunlar kazırken teninden, beyninden kanayan ellerim de değil..
sapkın bir adamsın biliyorum ama saptırma beni mevzudan konumuz bunlar değil..
Ah yine yoldan çıkartıyorsun beni..
Biliyor musun;
tüm arka sokaklarda tutabilirim elini, ısıtabilirim nefesimle..
laf aramızda, topukları kırmızı bir çift siyah sandaletle kimse yakışmaz o kadar yanına..
sokağa bakan bütün metruk evlerin pencereleri açılır, geberip gitmiş tüm orospuların selamlar beni..
kıskanırlar kalçalarımın her bir kıvrımını..
yürüken..avuçlarındayken..dans ederken seninle..
hem bir kaç ağ var beyninde, eğirebilirim onları..bir kış daha geçiririz..kimsenin teni morarmaz, en azından soğuktan..
Ama konumuz bunlar değil..yaptıkların ve yapabileceklerim değil..gelecek değil..
biz değiliz konu sevgilim..
söylemiştim değil mi sevgilim,
ikinci kadının olabilirim.
ikinci kadının olabilirim..
meşru sıfatlar takınmadan dolanabilirim boynuna, incesinden..
boynun demişken..dişlerim kamaşırdı andığımda, beyaz-dı..ben tadına bakmadan önce..
vaatkardı..
bir adım sonra göğsünde olacağımın meşru tanığıydı..anlaşırdık.. ben iz bırakmazdım onda
o da izlemezdi beni..
eğilip bakmazdı..geçtiğim yollara..bir gece öncesinden sürdüğüm izlere..
ama konu boynun değil..ağzın mı ? hayır hiç değil..
kirletilmiş..safran sarısı incilerin süslediği, bir kızıl istiridye değil konumuz..
O'nun fısıldadığı, yasak cümleler değil..dokunurken sen, andığı onca küfür değil..
hayır sevgilim, konumuz ağzın değil..
bir fahişe edasıyla salınırken sen zamanda, çamaşırlarını ipte unutmuş bir kadın gibi seni bekleyişim de değil..
iç isyanları bastırmakta ne kadar usta olduğum, bana her gelişinde yeşil yosunlar kazırken teninden, beyninden kanayan ellerim de değil..
sapkın bir adamsın biliyorum ama saptırma beni mevzudan konumuz bunlar değil..
Ah yine yoldan çıkartıyorsun beni..
Biliyor musun;
tüm arka sokaklarda tutabilirim elini, ısıtabilirim nefesimle..
laf aramızda, topukları kırmızı bir çift siyah sandaletle kimse yakışmaz o kadar yanına..
sokağa bakan bütün metruk evlerin pencereleri açılır, geberip gitmiş tüm orospuların selamlar beni..
kıskanırlar kalçalarımın her bir kıvrımını..
yürüken..avuçlarındayken..dans ederken seninle..
hem bir kaç ağ var beyninde, eğirebilirim onları..bir kış daha geçiririz..kimsenin teni morarmaz, en azından soğuktan..
Ama konumuz bunlar değil..yaptıkların ve yapabileceklerim değil..gelecek değil..
biz değiliz konu sevgilim..
söylemiştim değil mi sevgilim,
ikinci kadının olabilirim.
Duvarda Bir Leke..
yine evin aynı köşesindeyim..
kulaklarımda avazı çıktığı kadar şarkı söyleyen bir adamın sesi..
ellerim saçlarıma dolanmış, kafatasıma kuvvet uygulayan bir mengene..
ağlamıyorum şimdilik, dahası bu becerebildiğim bir şey değil..
dudaklarımı kanatıyorum olanca hırsımla..
şakaklarımda atıyor nabzım..
etkiye tepki..
zaman, zaman eşlik ediyorum adamın sesine
gırtlağımda küçük delikler açma arzum depreşiyor
bununla ilgileniyorum..
odaya aniden ki mutlaka yanlışlıkla giren herkese
-"iyiyim" diyorum..
yüzümde tonlarca ağırlığında bir gülümseme
dudaklarıma yana doğru bir kavis vermek ağır geliyor ânımda ama alışkanlık..bozmuyorum..
kendimi tecrid ediyorum..
alıp karşıma konuşuyorum perde perde ilerleyen çatallamış sesim
bitmek bilmeyen sorular soruyor..
yüzüme bakıyorum..incelmiş, beyazın her tonu özellikle de sarıyla uyumu gözümü yoruyor
yorulan gözlerime bakıyorum
hep aynı sahnenin tekrarını izlemekten ayarı bozulmuş..küçük olan herşeyi belli bir oranda büyüten gözbebeklerime..
bu hastalığın kısa bir ismi vardı ama anımsamak istemiyorum..
sözcüklerle aram pek iyi değil..
devredilen mal varlığı listemdeler..
üzülmüyorum..bir icra memurunun hiç aklanmayacak ellerine teslim edişime..
kendimi bir kere daha bırakıyorum zamandan aşağı..
başş aşağı..
susuyorum..
biliyorum, birazdan sızacağım..
uyandığımda başımı yasladığım şeyin
omuzun değil de duvar olduğunu farkedeceğim..
- duu- var..bunun sen olmadığına kim inanır !
kulaklarımda avazı çıktığı kadar şarkı söyleyen bir adamın sesi..
ellerim saçlarıma dolanmış, kafatasıma kuvvet uygulayan bir mengene..
ağlamıyorum şimdilik, dahası bu becerebildiğim bir şey değil..
dudaklarımı kanatıyorum olanca hırsımla..
şakaklarımda atıyor nabzım..
etkiye tepki..
zaman, zaman eşlik ediyorum adamın sesine
gırtlağımda küçük delikler açma arzum depreşiyor
bununla ilgileniyorum..
odaya aniden ki mutlaka yanlışlıkla giren herkese
-"iyiyim" diyorum..
yüzümde tonlarca ağırlığında bir gülümseme
dudaklarıma yana doğru bir kavis vermek ağır geliyor ânımda ama alışkanlık..bozmuyorum..
kendimi tecrid ediyorum..
alıp karşıma konuşuyorum perde perde ilerleyen çatallamış sesim
bitmek bilmeyen sorular soruyor..
yüzüme bakıyorum..incelmiş, beyazın her tonu özellikle de sarıyla uyumu gözümü yoruyor
yorulan gözlerime bakıyorum
hep aynı sahnenin tekrarını izlemekten ayarı bozulmuş..küçük olan herşeyi belli bir oranda büyüten gözbebeklerime..
bu hastalığın kısa bir ismi vardı ama anımsamak istemiyorum..
sözcüklerle aram pek iyi değil..
devredilen mal varlığı listemdeler..
üzülmüyorum..bir icra memurunun hiç aklanmayacak ellerine teslim edişime..
kendimi bir kere daha bırakıyorum zamandan aşağı..
başş aşağı..
susuyorum..
biliyorum, birazdan sızacağım..
uyandığımda başımı yasladığım şeyin
omuzun değil de duvar olduğunu farkedeceğim..
- duu- var..bunun sen olmadığına kim inanır !
Senin de Değil..
uzağımda kaldın
bir kaç hayat kadar
bayatlamış yaşanmışlıklar kadar
uzağımda
ama
yanımda kaldığın zamanların
kekremsi tadı
dimağımı okşadıkça
uzak değil sığındığın hiç bir yer..
ve beni götürmediğin hiç bir yer
artık senin de değil!
bir kaç hayat kadar
bayatlamış yaşanmışlıklar kadar
uzağımda
ama
yanımda kaldığın zamanların
kekremsi tadı
dimağımı okşadıkça
uzak değil sığındığın hiç bir yer..
ve beni götürmediğin hiç bir yer
artık senin de değil!
Adam Sorar..
adam bir soru düşünür tüm
arkaik dillerde,
"sonralarında
sonrası gelir mi" ?
kadın bilinmeyen bir zaman diliminden
cevap verir;
" gelir..
doğru zamanlarsan
tüm hecelerin
es'ini..
korkmazsan sarmaktan
ve tutarsan
elinden
bırakmayacağını
avuçiçlerinin
her bir boğumuna
kazırsan
çingeneler dilinde,
gelir..!"
arkaik dillerde,
"sonralarında
sonrası gelir mi" ?
kadın bilinmeyen bir zaman diliminden
cevap verir;
" gelir..
doğru zamanlarsan
tüm hecelerin
es'ini..
korkmazsan sarmaktan
ve tutarsan
elinden
bırakmayacağını
avuçiçlerinin
her bir boğumuna
kazırsan
çingeneler dilinde,
gelir..!"
Zehir ve Taciri..
...bilmediğin bir tenin
bilindik tadı
gece yarısı uykularının katili
arzulanan tek karabasan.
uykuya en yakın anda
ensenizde gezinen nefesi
ve dudaklarınızda bir parça tuz
dişleriniz kamaşmış kandan..
kasıklarınızda aynı uyuşmuşluk
morfinin enjekte edildiği ânın hali
ve dünyadan kopuşunuzun müjdesi
bir kez daha..
damarlarınızın her bir aralığında
gezinen
..zehir !
ve bir kez daha hoşgeldin,
tâciri..
bilindik tadı
gece yarısı uykularının katili
arzulanan tek karabasan.
uykuya en yakın anda
ensenizde gezinen nefesi
ve dudaklarınızda bir parça tuz
dişleriniz kamaşmış kandan..
kasıklarınızda aynı uyuşmuşluk
morfinin enjekte edildiği ânın hali
ve dünyadan kopuşunuzun müjdesi
bir kez daha..
damarlarınızın her bir aralığında
gezinen
..zehir !
ve bir kez daha hoşgeldin,
tâciri..
Bazen Olur "Asla" lar Olmaz..
bazı anlar vardır insanların hayatında,
"asla" ların çöküşüne tanıklık edersiniz..
kendinizi yargılarsınız
içinizde ki kalenin surlarında gedikler..
dağılmamış tek bir birliğiniz kalmamıştır
ışıklar kapanır,
ince bir sone okunur kulaklarınıza
siz önceki bir tarihte bıraktığınız kadını anımsarsınız
kırgın, terk edilmiş..
üstelikte neden sorusuna
hemcinsi üzerinden yanıtlar verebilen
uzun süre meşgul eder sizi bu sorular, haller
sonunda kavrarsınız..
insanlar gerçekten "biricik" tir
ve yalnız kendilerinindir..
sonra durup ânınıza bakarsınız
aynada kalan son yaşam kalıntınıza
halka halka gözaltlarınız
günlerdir kemirdiğiniz dudaklarınız
sinirden tel telll olmuş saçlarınız..
ne için, neden..
cevap yine bir hemcins meselesine takılır
ama bu kez durum daha karışıktır..
bir adam gelir..
sinir telleriniz üzerinden yürür
içinizde bir yerlere..
şaşırırsınız..
sonra o adamın başka bir kadını sevdiğini öğrenir
şaşırmazsınız..
vakit de sizi şaşırtan tek şey
kartlar açık olduğu halde
hala direndiğinizi görmek olur ki
dahası ne için direndiğinizi bilemezsiniz..
o adam için mi, hala tepki verebildiğinizi farkettiğiniz için mi
üstünüzde üç metre patiska
en beyazından
başınızda o adam elinde Kuran..
gibi bir rüya için mi..
ne için?
suretinize tekrar bakarsınız
zamanında sevgilisini başka bir kadına uğurlamış biri olarak
ben bunu "asla" yapmazdım demiş biri olarak
sonrasında kimse kimsenin değildir' e
iman etmiş biri olarak..
tekrar şaşırırsınız..
iman etmiş haliniz orta yerinden çatlamıştır..
bir adam direnir, kahraman ol-ur..
siz ölürsünüz,
gören ol-maz..
"asla" ların çöküşüne tanıklık edersiniz..
kendinizi yargılarsınız
içinizde ki kalenin surlarında gedikler..
dağılmamış tek bir birliğiniz kalmamıştır
ışıklar kapanır,
ince bir sone okunur kulaklarınıza
siz önceki bir tarihte bıraktığınız kadını anımsarsınız
kırgın, terk edilmiş..
üstelikte neden sorusuna
hemcinsi üzerinden yanıtlar verebilen
uzun süre meşgul eder sizi bu sorular, haller
sonunda kavrarsınız..
insanlar gerçekten "biricik" tir
ve yalnız kendilerinindir..
sonra durup ânınıza bakarsınız
aynada kalan son yaşam kalıntınıza
halka halka gözaltlarınız
günlerdir kemirdiğiniz dudaklarınız
sinirden tel telll olmuş saçlarınız..
ne için, neden..
cevap yine bir hemcins meselesine takılır
ama bu kez durum daha karışıktır..
bir adam gelir..
sinir telleriniz üzerinden yürür
içinizde bir yerlere..
şaşırırsınız..
sonra o adamın başka bir kadını sevdiğini öğrenir
şaşırmazsınız..
vakit de sizi şaşırtan tek şey
kartlar açık olduğu halde
hala direndiğinizi görmek olur ki
dahası ne için direndiğinizi bilemezsiniz..
o adam için mi, hala tepki verebildiğinizi farkettiğiniz için mi
üstünüzde üç metre patiska
en beyazından
başınızda o adam elinde Kuran..
gibi bir rüya için mi..
ne için?
suretinize tekrar bakarsınız
zamanında sevgilisini başka bir kadına uğurlamış biri olarak
ben bunu "asla" yapmazdım demiş biri olarak
sonrasında kimse kimsenin değildir' e
iman etmiş biri olarak..
tekrar şaşırırsınız..
iman etmiş haliniz orta yerinden çatlamıştır..
bir adam direnir, kahraman ol-ur..
siz ölürsünüz,
gören ol-maz..
Anatomik Mektup
Sana anlatmıştım ama anımsıyor musun bilmiyorum. Bizimkiler birbirlerinden kaçtığında ben dokuz yaşındaydım ve velayetim annemdeydi..
Bir süre onunla yaşadım..sonra onunla bir şeyler yolunda gitmediğinde babama, babam beni üzdüğünde anneme; annem beni yeterince sevmediğinde tekrar babama, babamın beni anlamadığını düşündüğümde tekrar anneme..
Bu kısırdöngüyle ilerledi.. sürekli yeni okullar, yeni çevreler..hiç bir yerde istediğinden fazla kalamama ve hiç kimsenin en yakın arkadaşı olmadan ve hiç kimsenin hayatına tam olarak dahil olmadan sürekli bir geri dönüş..ve artık ruha işlemiş yeni bir davranış kalıbı..düzeltemiyorsan, kaç..
Bu durum seninle de devam etti sanırım. Seni çok suçladım, biliyorum. Ama şimdi üzerinden onca zaman geçtiğinde senin bunda bir payın olmadığını daha iyi anlıyorum.
Sen sabittin ordaydın..ben de çok istedim bunu ama nasıl kalınır bilmiyordum hala da bilmiyorum.. o olayları yaşamasaydık, bizim istediğimiz seyirde ilerleseydi de giderdim.
Çünkü başka türlüsünü bilmiyorum. Birinde nasıl kalınır bunu inan bilmiyorum.
Yani haklıydın bana “bir şeyler olmasaydı da giderdin” derken..
Bunun seni istememekle ilgisi yok, seni hep istedim bunu biliyorsun..ama istemeyi de beceremediğim bir gerçek ki bunu da biliyorsun..
Bilmediğin istanbul’a taşınıyorum derken gerçekten bir yere tutunmak istiyordum..orada kalmazsam, gideceğimi biliyordum..ve elbette bunun sonuçlarını da..
Sen zırhları olan, kendini onlarla savunan bir adamsın.. ve içini görmek hiç kolay değil, senin onları aralayıp kendini göstermen de.. bunu bir kez yaptın ve gördüğüm şey bir âmânın bile hissedebileceği kadar gözkamaştırıcıydı..
Kalamazsam tekrar giyineceğini biliyordum ki öyle de oldu. Sen soğuk ya da anlayışsız ya da seni hep suçladığım gibi ilgisiz bir adam değilsin Buğra, bunların çok dışında ne kadar kırılgan olabileceğini biliyorum. Bu sıfatların hepsi birer savunma mekanizması..
Kendini göstermen için güvenmen gerek ve ben giderek bunu yıktım..Sonuçlarına katlanmayı da beceremeyerek üstelik..
Kendi içimde sana söyleyemediğimse bunun gerçekten benim elimde olmadığıydı..Böylesini bilyorum sadece anlasana..Bir şehirden diğerine koşturmayı, insanların hayatlarına tanıklık etmeyi, onları dinlemeyi; istediğim herhangi bir şey için deli gibi çalışmayı, istediğim bir şey olmazsa kahrolmayı, sürekli yeni bir şeyler öğrenmek istemeyi, öğrenmek için de çabalamayı, resim yapmayı..hepsi bu.. insanları sevmeyi biliyorum, onlar için bir şeyler yapmayı da..ama bir insanı sevmeyi ve kaybetmemek için ne yapılması gerektiğini bilmiyorum..
Garip ama bir ilişki nasıl yürütülür onu da bilmiyorum..
Bir ara sürekli bunu soruyordum insanlara..
Kültür seviyeleri, algıları ne olursa olsun hepsinin buna bir cevabı vardı ve buna hala şaşırıyorum..
Bana çok kızmıştın anımsıyor musun Naz ‘ı kıskandığım için..
Kıskanırım tabii..o kız ne kadar az şey biliyorsa birinde kalmayı, sen de kalmayı o kadar iyi bilmiş..ben sekiz günü bile idâme edemem bir şeyler hissettiğim biriyle. Yapamam.
O insan benim için sıradan biriyse ya da onunla ilgili düşündüklerim, hissettiklerim sınırlıysa bu olayın çok başka bir yönü, bununla ilgili bir sorunum yok.
İlişkilerimi düşünüyorum..hayat arkadaşlığı, ev arkadaşlığı gibi bir kavram..insanlar ev arkadaşlarını severler, onları incitmek istemezler, belirli bir saygı çerçevesinde yaşayıp giderler..sonra o çiftten en çabuk sıkılanı bir diğerini incitmeden sıyrılır o hayatın içinden ve akış yeniden devam eder..
Bak işte ben bunu çok iyi biliyorum..
Birkaç kez bana “benim ne farkım var, bence sen beni takıntı haline getirdin..vb..” gibi cümleler kurmuştun, hatırla..bunları ilk kuran değilsin..
Şöyle veya böyle bir yerinden senden haberdar olan azınlıktan da duydum bunu.. ama anlamıyorsunuz..
Bak Buğra, senin farkın senden “ev arkadaşı” olmazdı..daha doğrusu ben sana bu kadar kayıtsız kalamazdım. Başka şartlar altında da tanışsak bu böyle olurdu. Aynı şehirde hatta aynı okulda olsak bile muhtemelen sana en candan gülümseyerek selam veren ama dönem kapanana kadar belirli bir mesafede kalıp seninle hiç konuşmayan biri olurdum. Ama seni kesinlikle fark ederdim..bundan eminim.
İnsan zekasına olan hayranlığım azalıyor, insanlar seni fark etmediğinde..sahiden kör olmalılar..
Ama biz böyle tanışmadık..Sıradan bir hikaye ararken sıra dışı bir şekilde bana benzeyen bir adam duruyordu orada..başında da kaçmaya çalıştım, anımsamazsın belki ama yaşadığımız diyalogları hala anımsıyorum..
Eğer sana karşı bir şeyler hissetmeseydim ya da o yoğunlukta hissetmeseydim eminim çok iyi birer hayat arkadaşı, çalışma arkadaşı ve hepsinden güzeli fikir yoldaşı olabilirdik..
Ne düşündüğünü biliyorum..bunların hepsini bana söyledin hatta en son geldiğimde de özellikle vurguladığın tek şey buydu..ama ben istemedim değil mi..
Arada ki farkı ayırt edemiyorsun hala değil mi?
Bu çok yalancı, çok manasız bir şey olurdu.. ve inan bana kimse için de bir verimi olmazdı. Birbirimizi biraz daha yorardık hepsi bu..
Verdiğin örnekleri de hatırlıyorum ne kadar kızdığımı da.. duygu, naz ve hayatına giren pek çokları da seni unutamayacaklarını iddia edip hayatlarında kalman konusunda yalvarmışlardı. Ama sonra, bir zaman sonra hepsi geçmişti yeni insanlarla, yeni hayatlara başlamışlardı ve siz arkadaş olarak kalabilmiştiniz..böyle bir şeydi sanım değil mi?
Ya da ismini şu an anımsayamadığım, Sibel olmadığını bildiğim halde neden öyle andığımı da bilmediğim kız.. seni bırakıp gidebildiği için mi hayrandın ona..hem de kariyerinde ki bir adım için..ona bu kadar hayranken, Naz’ı kariyer delisi olmakla suçlaman bir denge örneği mi.. ya da bu gerçekten bir meziyet mi..seni bırakıp gitti..ben de hayran olmalı mıyım bu kayıtsızlığa..
Benim sana bir çok şeyi anlatamadığım ne kadar gerçekse, senin de anlamamak için gayret edişin ve sürekli başka başka isimlerle beni karıştırma şeklinde o kadar gerçek..
Ben onlardan biri değilim..bunu ben özelim, farklıyım ya da benzeri bir iddia olarak algılama. Sana bir şeylerin farkını öğretmek isteyecek hevesim de haddim de yok. Söylemek istediğim tek şey arada bağ kurabiliyor olman sadece senin algından kaynaklanıyor, çünkü hiçbir şey söylediğin gibi gelişmedi..
Çok eski zamanlarda sana biz ne yaşıyoruz diye sormuştum; “ kimsenin yaşayamadığı bir şeyi, sanırım aşk dedikleri bu” diye cevap vermiştin..
Hayır, yanlış anlama lütfen..senin o noktadan devredilişinin sorumlusu benim bunu biliyorum ve seni suçlamıyorum..ama benim orada kalmak yönünde bir seçim yapmış olmama da birazcık anlayış bekliyorum, hepsi bu.
Mailini tekrar tekrar okudum..çok anlamsız olan nedir..
Senin evlenmek ya da başka biriyle yaşamak gibi tercihlerine müdahale edemediğim halde buna üzülmem mi..
Biriyle evlenirsen ne yaparım..
Elbette kocaman bir “hiç”.. bu senin hayatın ve ben senin hiçbir kararını değiştiremem ya da etkileyemem.. üzerinde konuşabileceğim tek şey bunların bana hissettirdikleri olur, hepsi bu..
Öğrenirim, eğer yapabiliyorsam o güne kesinlikle tanık olurum..senin için güzel bir hediye alırım. Bilmiyorum belki o halde seni fotograflarım çünkü bellek çok aldatıcı, silinsin istemem..
Sonrasında oturur içerim bir güzel, sinirimden ağlarım belki bir şeyler çizerim..
Ama resmi olarak hayatının iki kişilik olması, seni benim dünyamın iki kişilik düzeninden kurtarmaz, bunu biliyorum..
Resmi olarak her gece biriyle sevişeceğinin belgelenmesiyle, içinde bulunduğumuz saatlerde biriyle seviştiğini düşünmenin eziyeti arasında bir fark yok..
Sanırım biriyle birlikte yaşadığını öğrenirsem özellikle de bir ada parçası üzerinde işte bak buna kahrolurum. Evlenmen, minik bir imza bu kadar etki etmez..Çünkü bu benim hayalim değildi. Ama benim hayal ettiğim -ya da bizim- şeyleri bir başkasıyla yaşarsan buna çok daha fazla üzülürüm..
Biriyle birlikte çalışman, bütün fikirlerini onunla paylaşman; okuduklarını, yazdıklarını..biriyle uyuman ve birinin kulağına bir şarkıyı fısıldamansa su götürmez bir şekilde beni üzer hem de çok..
O yazı da en çok biriyle uyuman üzdü beni sanırım..bir de ona gösterdiğin özeni yansıtma şeklin..
Ama mutlu olmana hiçbir itirazım yok..
Bir de ironik olan, gözde üzerinde çok konuştuğumuz için onu hiç yadırgamamam, emreyle düştüğü yerden çıkabiliyor olmasına senin sevinebileceğin kadar sevinmem..
Beynin çoklu sistemi böyle bir şey işte.. yeryüzünde varlığını değil ama durumunu en çok kıskandığım kadın için samimi olarak da sevinebilmek..hoş da değil tabii..
Ama ilk okuduğumda ne söylediğimi iyi anımsıyorum..
“ beni salt seni bıraktığım için suçladın..ve geri dönmeme izin vermediğin gibi konumumu da değiştirdin..arkadaşlarımla olmaz diyerek kokunla uyumama izin vermedin ama şimdi bu imtiyazı seni başka bir adam için bırakmış bir kadına ve üstelik bana her seferinde bizim ilişkimiz çok gerilerde kaldı dediğin şimdi sadece arkadaşız diyerek örnek gösterdiğin kadına tanıdın..sen şimdi tutarlı mısın ya da mantıklı…ya da fark neydi.. ya da..”
Diye sürüp giden bir monolog silsilesi..haklıyım biliyorsun..
Ama yine de gözdeyi fatih’i olduğu kadar kıskanmıyorum bu da bir gerçek..
Ve seninle konuşmayı ben de özledim..
Bir çok gelişme, kitap, olay var..ve bir de şu proje meselesi fikirlerinle gelişsin çok isterdim çünkü içinde bir okul fikri de barındırıyor..
İşte yapabildiklerim ve yapamadıklarım hepsi burada..
Bazen kendimi çalışmak, bir şeyler üzerinde kafa patlatmak, okumak, anlamak ve sürekli yer değiştirmek üzerine proglamlanmış bir makine gibi hissediyorum..
Ve ne zaman oturup bunu düşünsem bu sistematiği varlığının bozduğunu fark ediyorum..
Bütün yaptıklarım dışında üzülüyorum, özlüyorum, düşünüyorum..bir insanı insanların geri kalanından ayırabiliyorum..az şey mi benim için, değil..
Bana çok soğuk cümleler kuracaksın, sesim yine sevgili zırhına takılacak biliyorum ama bir önemi yok..aksi de bir ihtimal..
Sana sayısız kez bana iyi bir şey söyle diye yalvardığımı anımsıyor musun..biri senden böyle bir şey istedi mi daha önce ya da neden ben ısrarla istedim..
İstediğim hiçbir şeyi sana net olarak söylemekten kaçınmadım acaba bu netlik dediğimiz sandığımız kadar iyi bir şey değil mi?
Sana bunları niye yazdım, devamı gelir mi bilmiyorum..
Bildiğim tek şey beni lütfen anla..ben anladığını bilmesem de anla.. hiçbir şeyi isteyerek bozmadığımı ve seni suçlamadığımı bil, kâfi..
Bir süre onunla yaşadım..sonra onunla bir şeyler yolunda gitmediğinde babama, babam beni üzdüğünde anneme; annem beni yeterince sevmediğinde tekrar babama, babamın beni anlamadığını düşündüğümde tekrar anneme..
Bu kısırdöngüyle ilerledi.. sürekli yeni okullar, yeni çevreler..hiç bir yerde istediğinden fazla kalamama ve hiç kimsenin en yakın arkadaşı olmadan ve hiç kimsenin hayatına tam olarak dahil olmadan sürekli bir geri dönüş..ve artık ruha işlemiş yeni bir davranış kalıbı..düzeltemiyorsan, kaç..
Bu durum seninle de devam etti sanırım. Seni çok suçladım, biliyorum. Ama şimdi üzerinden onca zaman geçtiğinde senin bunda bir payın olmadığını daha iyi anlıyorum.
Sen sabittin ordaydın..ben de çok istedim bunu ama nasıl kalınır bilmiyordum hala da bilmiyorum.. o olayları yaşamasaydık, bizim istediğimiz seyirde ilerleseydi de giderdim.
Çünkü başka türlüsünü bilmiyorum. Birinde nasıl kalınır bunu inan bilmiyorum.
Yani haklıydın bana “bir şeyler olmasaydı da giderdin” derken..
Bunun seni istememekle ilgisi yok, seni hep istedim bunu biliyorsun..ama istemeyi de beceremediğim bir gerçek ki bunu da biliyorsun..
Bilmediğin istanbul’a taşınıyorum derken gerçekten bir yere tutunmak istiyordum..orada kalmazsam, gideceğimi biliyordum..ve elbette bunun sonuçlarını da..
Sen zırhları olan, kendini onlarla savunan bir adamsın.. ve içini görmek hiç kolay değil, senin onları aralayıp kendini göstermen de.. bunu bir kez yaptın ve gördüğüm şey bir âmânın bile hissedebileceği kadar gözkamaştırıcıydı..
Kalamazsam tekrar giyineceğini biliyordum ki öyle de oldu. Sen soğuk ya da anlayışsız ya da seni hep suçladığım gibi ilgisiz bir adam değilsin Buğra, bunların çok dışında ne kadar kırılgan olabileceğini biliyorum. Bu sıfatların hepsi birer savunma mekanizması..
Kendini göstermen için güvenmen gerek ve ben giderek bunu yıktım..Sonuçlarına katlanmayı da beceremeyerek üstelik..
Kendi içimde sana söyleyemediğimse bunun gerçekten benim elimde olmadığıydı..Böylesini bilyorum sadece anlasana..Bir şehirden diğerine koşturmayı, insanların hayatlarına tanıklık etmeyi, onları dinlemeyi; istediğim herhangi bir şey için deli gibi çalışmayı, istediğim bir şey olmazsa kahrolmayı, sürekli yeni bir şeyler öğrenmek istemeyi, öğrenmek için de çabalamayı, resim yapmayı..hepsi bu.. insanları sevmeyi biliyorum, onlar için bir şeyler yapmayı da..ama bir insanı sevmeyi ve kaybetmemek için ne yapılması gerektiğini bilmiyorum..
Garip ama bir ilişki nasıl yürütülür onu da bilmiyorum..
Bir ara sürekli bunu soruyordum insanlara..
Kültür seviyeleri, algıları ne olursa olsun hepsinin buna bir cevabı vardı ve buna hala şaşırıyorum..
Bana çok kızmıştın anımsıyor musun Naz ‘ı kıskandığım için..
Kıskanırım tabii..o kız ne kadar az şey biliyorsa birinde kalmayı, sen de kalmayı o kadar iyi bilmiş..ben sekiz günü bile idâme edemem bir şeyler hissettiğim biriyle. Yapamam.
O insan benim için sıradan biriyse ya da onunla ilgili düşündüklerim, hissettiklerim sınırlıysa bu olayın çok başka bir yönü, bununla ilgili bir sorunum yok.
İlişkilerimi düşünüyorum..hayat arkadaşlığı, ev arkadaşlığı gibi bir kavram..insanlar ev arkadaşlarını severler, onları incitmek istemezler, belirli bir saygı çerçevesinde yaşayıp giderler..sonra o çiftten en çabuk sıkılanı bir diğerini incitmeden sıyrılır o hayatın içinden ve akış yeniden devam eder..
Bak işte ben bunu çok iyi biliyorum..
Birkaç kez bana “benim ne farkım var, bence sen beni takıntı haline getirdin..vb..” gibi cümleler kurmuştun, hatırla..bunları ilk kuran değilsin..
Şöyle veya böyle bir yerinden senden haberdar olan azınlıktan da duydum bunu.. ama anlamıyorsunuz..
Bak Buğra, senin farkın senden “ev arkadaşı” olmazdı..daha doğrusu ben sana bu kadar kayıtsız kalamazdım. Başka şartlar altında da tanışsak bu böyle olurdu. Aynı şehirde hatta aynı okulda olsak bile muhtemelen sana en candan gülümseyerek selam veren ama dönem kapanana kadar belirli bir mesafede kalıp seninle hiç konuşmayan biri olurdum. Ama seni kesinlikle fark ederdim..bundan eminim.
İnsan zekasına olan hayranlığım azalıyor, insanlar seni fark etmediğinde..sahiden kör olmalılar..
Ama biz böyle tanışmadık..Sıradan bir hikaye ararken sıra dışı bir şekilde bana benzeyen bir adam duruyordu orada..başında da kaçmaya çalıştım, anımsamazsın belki ama yaşadığımız diyalogları hala anımsıyorum..
Eğer sana karşı bir şeyler hissetmeseydim ya da o yoğunlukta hissetmeseydim eminim çok iyi birer hayat arkadaşı, çalışma arkadaşı ve hepsinden güzeli fikir yoldaşı olabilirdik..
Ne düşündüğünü biliyorum..bunların hepsini bana söyledin hatta en son geldiğimde de özellikle vurguladığın tek şey buydu..ama ben istemedim değil mi..
Arada ki farkı ayırt edemiyorsun hala değil mi?
Bu çok yalancı, çok manasız bir şey olurdu.. ve inan bana kimse için de bir verimi olmazdı. Birbirimizi biraz daha yorardık hepsi bu..
Verdiğin örnekleri de hatırlıyorum ne kadar kızdığımı da.. duygu, naz ve hayatına giren pek çokları da seni unutamayacaklarını iddia edip hayatlarında kalman konusunda yalvarmışlardı. Ama sonra, bir zaman sonra hepsi geçmişti yeni insanlarla, yeni hayatlara başlamışlardı ve siz arkadaş olarak kalabilmiştiniz..böyle bir şeydi sanım değil mi?
Ya da ismini şu an anımsayamadığım, Sibel olmadığını bildiğim halde neden öyle andığımı da bilmediğim kız.. seni bırakıp gidebildiği için mi hayrandın ona..hem de kariyerinde ki bir adım için..ona bu kadar hayranken, Naz’ı kariyer delisi olmakla suçlaman bir denge örneği mi.. ya da bu gerçekten bir meziyet mi..seni bırakıp gitti..ben de hayran olmalı mıyım bu kayıtsızlığa..
Benim sana bir çok şeyi anlatamadığım ne kadar gerçekse, senin de anlamamak için gayret edişin ve sürekli başka başka isimlerle beni karıştırma şeklinde o kadar gerçek..
Ben onlardan biri değilim..bunu ben özelim, farklıyım ya da benzeri bir iddia olarak algılama. Sana bir şeylerin farkını öğretmek isteyecek hevesim de haddim de yok. Söylemek istediğim tek şey arada bağ kurabiliyor olman sadece senin algından kaynaklanıyor, çünkü hiçbir şey söylediğin gibi gelişmedi..
Çok eski zamanlarda sana biz ne yaşıyoruz diye sormuştum; “ kimsenin yaşayamadığı bir şeyi, sanırım aşk dedikleri bu” diye cevap vermiştin..
Hayır, yanlış anlama lütfen..senin o noktadan devredilişinin sorumlusu benim bunu biliyorum ve seni suçlamıyorum..ama benim orada kalmak yönünde bir seçim yapmış olmama da birazcık anlayış bekliyorum, hepsi bu.
Mailini tekrar tekrar okudum..çok anlamsız olan nedir..
Senin evlenmek ya da başka biriyle yaşamak gibi tercihlerine müdahale edemediğim halde buna üzülmem mi..
Biriyle evlenirsen ne yaparım..
Elbette kocaman bir “hiç”.. bu senin hayatın ve ben senin hiçbir kararını değiştiremem ya da etkileyemem.. üzerinde konuşabileceğim tek şey bunların bana hissettirdikleri olur, hepsi bu..
Öğrenirim, eğer yapabiliyorsam o güne kesinlikle tanık olurum..senin için güzel bir hediye alırım. Bilmiyorum belki o halde seni fotograflarım çünkü bellek çok aldatıcı, silinsin istemem..
Sonrasında oturur içerim bir güzel, sinirimden ağlarım belki bir şeyler çizerim..
Ama resmi olarak hayatının iki kişilik olması, seni benim dünyamın iki kişilik düzeninden kurtarmaz, bunu biliyorum..
Resmi olarak her gece biriyle sevişeceğinin belgelenmesiyle, içinde bulunduğumuz saatlerde biriyle seviştiğini düşünmenin eziyeti arasında bir fark yok..
Sanırım biriyle birlikte yaşadığını öğrenirsem özellikle de bir ada parçası üzerinde işte bak buna kahrolurum. Evlenmen, minik bir imza bu kadar etki etmez..Çünkü bu benim hayalim değildi. Ama benim hayal ettiğim -ya da bizim- şeyleri bir başkasıyla yaşarsan buna çok daha fazla üzülürüm..
Biriyle birlikte çalışman, bütün fikirlerini onunla paylaşman; okuduklarını, yazdıklarını..biriyle uyuman ve birinin kulağına bir şarkıyı fısıldamansa su götürmez bir şekilde beni üzer hem de çok..
O yazı da en çok biriyle uyuman üzdü beni sanırım..bir de ona gösterdiğin özeni yansıtma şeklin..
Ama mutlu olmana hiçbir itirazım yok..
Bir de ironik olan, gözde üzerinde çok konuştuğumuz için onu hiç yadırgamamam, emreyle düştüğü yerden çıkabiliyor olmasına senin sevinebileceğin kadar sevinmem..
Beynin çoklu sistemi böyle bir şey işte.. yeryüzünde varlığını değil ama durumunu en çok kıskandığım kadın için samimi olarak da sevinebilmek..hoş da değil tabii..
Ama ilk okuduğumda ne söylediğimi iyi anımsıyorum..
“ beni salt seni bıraktığım için suçladın..ve geri dönmeme izin vermediğin gibi konumumu da değiştirdin..arkadaşlarımla olmaz diyerek kokunla uyumama izin vermedin ama şimdi bu imtiyazı seni başka bir adam için bırakmış bir kadına ve üstelik bana her seferinde bizim ilişkimiz çok gerilerde kaldı dediğin şimdi sadece arkadaşız diyerek örnek gösterdiğin kadına tanıdın..sen şimdi tutarlı mısın ya da mantıklı…ya da fark neydi.. ya da..”
Diye sürüp giden bir monolog silsilesi..haklıyım biliyorsun..
Ama yine de gözdeyi fatih’i olduğu kadar kıskanmıyorum bu da bir gerçek..
Ve seninle konuşmayı ben de özledim..
Bir çok gelişme, kitap, olay var..ve bir de şu proje meselesi fikirlerinle gelişsin çok isterdim çünkü içinde bir okul fikri de barındırıyor..
İşte yapabildiklerim ve yapamadıklarım hepsi burada..
Bazen kendimi çalışmak, bir şeyler üzerinde kafa patlatmak, okumak, anlamak ve sürekli yer değiştirmek üzerine proglamlanmış bir makine gibi hissediyorum..
Ve ne zaman oturup bunu düşünsem bu sistematiği varlığının bozduğunu fark ediyorum..
Bütün yaptıklarım dışında üzülüyorum, özlüyorum, düşünüyorum..bir insanı insanların geri kalanından ayırabiliyorum..az şey mi benim için, değil..
Bana çok soğuk cümleler kuracaksın, sesim yine sevgili zırhına takılacak biliyorum ama bir önemi yok..aksi de bir ihtimal..
Sana sayısız kez bana iyi bir şey söyle diye yalvardığımı anımsıyor musun..biri senden böyle bir şey istedi mi daha önce ya da neden ben ısrarla istedim..
İstediğim hiçbir şeyi sana net olarak söylemekten kaçınmadım acaba bu netlik dediğimiz sandığımız kadar iyi bir şey değil mi?
Sana bunları niye yazdım, devamı gelir mi bilmiyorum..
Bildiğim tek şey beni lütfen anla..ben anladığını bilmesem de anla.. hiçbir şeyi isteyerek bozmadığımı ve seni suçlamadığımı bil, kâfi..
Beş Sesli Şehir..
Neye inandığını bilmeyen, bildiklerine inanmayan insanların
Vasıfsız birer hayat olduğu
Beş heceli, beş yaralı şehrim
Damarlarımda gezinen her hücre senin !
Acılarından daha kızıl mı bilmem ama;
Akıttığın her damla kanım helalin..
Yaşadığım, yaşattığın
Anaç bir kadın edasıyla
Zerre zerre tattırdığın her acı, eserin..
Paylaşmamak olmaz zirâ
Beş harfinin birini, ömrümün beş harfini
Paylaşmışken biz..
Bereketli topraklarına her yıl bir ceset bırakmışken ben
Ve sen; rahmimden esirgememişken piçini
Paylaşmamak olmaz..
Neyim varsa eksik sen tamamla ki
Ben tâmında yanayım..
Yak beni şehir,
Hâlâ sendeyim !
Vasıfsız birer hayat olduğu
Beş heceli, beş yaralı şehrim
Damarlarımda gezinen her hücre senin !
Acılarından daha kızıl mı bilmem ama;
Akıttığın her damla kanım helalin..
Yaşadığım, yaşattığın
Anaç bir kadın edasıyla
Zerre zerre tattırdığın her acı, eserin..
Paylaşmamak olmaz zirâ
Beş harfinin birini, ömrümün beş harfini
Paylaşmışken biz..
Bereketli topraklarına her yıl bir ceset bırakmışken ben
Ve sen; rahmimden esirgememişken piçini
Paylaşmamak olmaz..
Neyim varsa eksik sen tamamla ki
Ben tâmında yanayım..
Yak beni şehir,
Hâlâ sendeyim !
Kısa Metraj Aşk..
bir hikaye vardı eksik satırlardan doğan
saçlarına güneş takılmış bir adam
ve sesi her zaman pürüzlü bir kadına dair..
bir insanlar çöplüğünde başlar hikaye
şehirler arası hatların ve döşenmiş en uzun rayların sırtında.
adam kadına, sevdiği bir lisandan cümleler fısıldar
kadın adama bilmediği bir dilden şarkılar
zaman..
zamanı kısadır öykünün
ama içine
iki ayrı şehir, karelerce fotograf
erimiş mumlar, büyük bir yalan
bir kere başladığında
rakamsal değerlerin ortadan kalktığı öpüşler
kadehlerce rakı, makarasız filmler
sırılsıklam çarşaflar, gece yarısı nağmeleri
ve bir beyaz sümbül sığar..
pencereler sığmaz..hayaller sığmaz..istekler kapı dışında kalır..
kadın anlamaz, adam sormaz..
ukte olmasın der kadın
doldurur tüm nefesini ciğerlerine
tüm takvimlerde ay'a tekabül eden zamanlar boyunca anlatır..
"bu böyle gitmez"' ler le başlatan tümceler
ucu açık fiillere döner..
kadın kızar,
adam bir "pekâla" daha salar
ruhunun en umursamaz yerinden..
saatte kalan son kum taneside düşer
mevsimin orta yerine
kadın gider..
adam sormaz nedenlerini,
kadın da hâsılında yorgundur zaten anlatmaktan..
ve hikaye biter..
kadının kahramanı
savaşmaz O'nun için..
tüm cephelerden çekilir..
artık taaruz sırası,
"yeni"lerindir !
saçlarına güneş takılmış bir adam
ve sesi her zaman pürüzlü bir kadına dair..
bir insanlar çöplüğünde başlar hikaye
şehirler arası hatların ve döşenmiş en uzun rayların sırtında.
adam kadına, sevdiği bir lisandan cümleler fısıldar
kadın adama bilmediği bir dilden şarkılar
zaman..
zamanı kısadır öykünün
ama içine
iki ayrı şehir, karelerce fotograf
erimiş mumlar, büyük bir yalan
bir kere başladığında
rakamsal değerlerin ortadan kalktığı öpüşler
kadehlerce rakı, makarasız filmler
sırılsıklam çarşaflar, gece yarısı nağmeleri
ve bir beyaz sümbül sığar..
pencereler sığmaz..hayaller sığmaz..istekler kapı dışında kalır..
kadın anlamaz, adam sormaz..
ukte olmasın der kadın
doldurur tüm nefesini ciğerlerine
tüm takvimlerde ay'a tekabül eden zamanlar boyunca anlatır..
"bu böyle gitmez"' ler le başlatan tümceler
ucu açık fiillere döner..
kadın kızar,
adam bir "pekâla" daha salar
ruhunun en umursamaz yerinden..
saatte kalan son kum taneside düşer
mevsimin orta yerine
kadın gider..
adam sormaz nedenlerini,
kadın da hâsılında yorgundur zaten anlatmaktan..
ve hikaye biter..
kadının kahramanı
savaşmaz O'nun için..
tüm cephelerden çekilir..
artık taaruz sırası,
"yeni"lerindir !
Toplanma Vakti..
artık daha az üşengeç bir insan olsam da oraya buraya karaladıklarımı en azından bir sayfa da toplasam diyorum..
Düş(müş) Kadın
Sıkılırsa ruhun gel bu gece,
Bir demlenme ânıma denk düşür.
Bir kaç cümle fısılda kulağıma,
Beni yeniden özlemine düşür.
Gün uykuya dalmışken ve susmuşken martılar,
Yalnızlığı at uzağa, kapıdan gölgeni düşür.
Sesin gezinirken iliklerimde,
Beni gecelerde yorgun düşür.
Ve tam bırakmışken ben ânı sende,
Yitirmişken dünü...
Sar beni !
Varlığında ki tüm zehri rahmime düşür.
Döllenmişken zehrin içimde,
Bir çelme tak, piçini düşür.
Düşkün kadın desinler ardımdan,
Sen de bu cümlelere bir dip not
d
ü
ş
ü
r ! *
* "düş(üş)" lere sarılmasaydı bu kadar, ölmezdi orospu !
Bir demlenme ânıma denk düşür.
Bir kaç cümle fısılda kulağıma,
Beni yeniden özlemine düşür.
Gün uykuya dalmışken ve susmuşken martılar,
Yalnızlığı at uzağa, kapıdan gölgeni düşür.
Sesin gezinirken iliklerimde,
Beni gecelerde yorgun düşür.
Ve tam bırakmışken ben ânı sende,
Yitirmişken dünü...
Sar beni !
Varlığında ki tüm zehri rahmime düşür.
Döllenmişken zehrin içimde,
Bir çelme tak, piçini düşür.
Düşkün kadın desinler ardımdan,
Sen de bu cümlelere bir dip not
d
ü
ş
ü
r ! *
* "düş(üş)" lere sarılmasaydı bu kadar, ölmezdi orospu !
Sokak Köpeği ile Aşifte..
sokaklar açılıyor önümüzde ard arda
anne olduktan sonra kendine yabancılaşmış bir kadının yıkadığı..
biraz beyaz biraz leke..
bir köşeyi daha dönüyoruz, katran lacivert
önümüzde yürüyen herifler sarhoş
elimizde ki şişe de sarhoş ki
ağzına her değdiğimde dökülüyor inceden..
bir sokak daha, sağ yanında üç büyük çınar
solunda az evvel bahçesine işediğin süslü site
ortasında biz,üstü cam kırığı..
bir köşe daha, bu kez daha hızlı adımladığımız
sağ yanında merdiven
tam on altı adımlık
sol yanında
cennet mekan sabur sami
ismi bile moda olmuş..
dikkatle adımlıyorsun,ikaz ederken
merdivenin orta yerinde durup sağa kıvrılıyorsun
kaldırımın altındayız
gözümü kapatıyorum elimi sürürken
yok güvendiğimden değil
düşer miyiz merakından
duruyorsun,
bakıyorum,
önümüz defne ağacı kurusundan
belediye çalışmış,bir kaç küçük maki
ortasında lacivert..
arkamız duvar üzerinde bir kaç kara delik
yağmur tahliyesi..
hemen kuruluyoruz altımız çimen..
elimizde ucu yananlardan var
ortamızda başı dönenden..
hikayelerimiz var..
dudak arası anlatıyoruz..
ben kızıyorum, sen sertleşiyorsun
mevzu uzayınca
duvar giriyor araya
duvar soğuk yanağımda
bacaklarım soğuk
apaçık üşüyoruz..
neyse ki etin sıcak
içim sıcak..
donmadan, atlatıyoruz..
sen kar yağdırmadan
sesi kısılansın
ben sesi uzayan
ses ya bu , duyuluyor
üstümüz de ilerleyen adımlar
bir an duruyor..
üç kişiler, bir'i soruyor diğerine kabaca
kulağında gıcırdayanın sebebini
ikincisi pek bir bakir geçiştiriyor
üçüncüsü
" bir sokak köpeğiyle, aşifte.. uluyorlar ! "
diyor
bu üçüncüsü var ya
teşbihten de, halden de anlıyor..
anne olduktan sonra kendine yabancılaşmış bir kadının yıkadığı..
biraz beyaz biraz leke..
bir köşeyi daha dönüyoruz, katran lacivert
önümüzde yürüyen herifler sarhoş
elimizde ki şişe de sarhoş ki
ağzına her değdiğimde dökülüyor inceden..
bir sokak daha, sağ yanında üç büyük çınar
solunda az evvel bahçesine işediğin süslü site
ortasında biz,üstü cam kırığı..
bir köşe daha, bu kez daha hızlı adımladığımız
sağ yanında merdiven
tam on altı adımlık
sol yanında
cennet mekan sabur sami
ismi bile moda olmuş..
dikkatle adımlıyorsun,ikaz ederken
merdivenin orta yerinde durup sağa kıvrılıyorsun
kaldırımın altındayız
gözümü kapatıyorum elimi sürürken
yok güvendiğimden değil
düşer miyiz merakından
duruyorsun,
bakıyorum,
önümüz defne ağacı kurusundan
belediye çalışmış,bir kaç küçük maki
ortasında lacivert..
arkamız duvar üzerinde bir kaç kara delik
yağmur tahliyesi..
hemen kuruluyoruz altımız çimen..
elimizde ucu yananlardan var
ortamızda başı dönenden..
hikayelerimiz var..
dudak arası anlatıyoruz..
ben kızıyorum, sen sertleşiyorsun
mevzu uzayınca
duvar giriyor araya
duvar soğuk yanağımda
bacaklarım soğuk
apaçık üşüyoruz..
neyse ki etin sıcak
içim sıcak..
donmadan, atlatıyoruz..
sen kar yağdırmadan
sesi kısılansın
ben sesi uzayan
ses ya bu , duyuluyor
üstümüz de ilerleyen adımlar
bir an duruyor..
üç kişiler, bir'i soruyor diğerine kabaca
kulağında gıcırdayanın sebebini
ikincisi pek bir bakir geçiştiriyor
üçüncüsü
" bir sokak köpeğiyle, aşifte.. uluyorlar ! "
diyor
bu üçüncüsü var ya
teşbihten de, halden de anlıyor..
Etiketler:
:),
aşifte,
moda,
sabur sami bey apartmanı,
sokak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)