18 Kasım 2012 Pazar

malum bugün pazar..

bugün pazar. eğlencenin zorunlu kılındığı cumartesinin yorgunluklarıyla öğlen başlayan, uzun uzun kahvaltılarla taçlandırılan, sevgili oynaşmalarında ayrı parantezlere sahip bir gereksiz gün.. ya da çalışan kadının haftaiçi yükünü azaltmak için düzenlemeler yaptığı, sırasıyla alışveriş- ev temizliği-ütü- duş- kuaför karmasına müteakip yorgunluk kahvesi, belki bir film, mutlaka haftadan devredip bitirilecek bir kitap, şanslıysak kesintisiz bir uyku.. ben bu iki formu ayıramayanlardanım. bir pazar birine, biri diğerine rezerve derken tek tek asıyorum ipime ayları. bu noktada değişmeyen tek şey pazar gününe olan kinim. çocukluğu trt ve onun lanet okunası pazar programıyla geçenlere özgü bir durum mu bilmem ama kendisiyle bir türlü barışamadım.. memur bir ailenin çocuğu olarak sobalı evde beklenen banyo telaşı bile üstüme sinmiş, bugün üstümden akan ılık suyu bile sevemiyorum. bu kinim kendisinin kulağına da değmiş olacak ki, kaybettiğim bir çift küpemi ve unuttuğum bu blogu düşürdü kucağıma.. sevinmedim değil. ama yeterli mi, o da değil. neyse pazar kelimesiyle bezenmiş bir kusma halini mazur görüp kitabıma döneyim. malum bugün pazar.

12 Haziran 2011 Pazar

Aksak Kelimeler: Belki cebimde bir kedi var

Aksak Kelimeler: Belki cebimde bir kedi var: "Belki şimdi sihirli bir şeyler yapabilirim. Mesela geceyi zillerle bezeyip korkmasam, Şarkılar mırıldanıp ıslıklarla geçsem sokağını, Kapını..."

19 Nisan 2011 Salı

"..musluk kan tükürüyordu mutfak çatısının altında
ve biz yıkanmaktaydık suçumuzu bilmeksizin
içimizden akıyordu aşk kana karışmaksızın
bağışla o günlerde
aşka düşmüşlüğümüzü.." ( Voznesenski- İlk Aşk)

27 Şubat 2011 Pazar

Kalem Bazen El Değiştirir..

tanrı
inanç sürecin
başarısızlıkla sonuçlansa da
çabana öykünüp
sivri bir kalem tutuşturmuş gibi eline
yeni baştan yazarsın
öpülmediğin köşebaşlarında utanmadan adam öldürüldüğünü

acemisi değilsindir aslında ölümlerin
beyaz ve incedir diye
bileklerine kıyamamış
şansını biraz zorlayıp
içindeki biçimsiz kırmızının
ritmini bozmuşsundur..

"ucuz atlatmış" nidalarına
her et kadar ucuz
ama inatçı olduğunu
dikte eder,

tatmin olmayan halin
zamanı erteler
daha iyisini
yukarıdaki yapmadan
halledebileceğine güvenirsin..

kağıtlar dağıtılır
kırmızı, enine çizgiler çekilmiştir
her birinin ön yüzüne
rengini sever
az çizgili bir kağıt çekersin hayatın önünden
şafağa karışmış bir gecenin kazası
küçük bir döl çizersin
bir de onu ne besleyecek
ne de içinden kazıtacak kadar
kanı olan bir kadın..

biri de altına bir not düşer;

eklampsiye bağlı
tüketim koagülopatisi.

24 Şubat 2011 Perşembe

"Çok Uzun Bir Hikaye" - III

önce adam hareketlenir..elde kalan son siyah poşetten gecenin gözdesini çıkartır..

- iyi ki almışız şarabı diyeceğim de mantarı sıkışmış..ee ne demişler kızıl her zaman orospudur!

+ ayıp oluyor ama ben de kızılım..

- ya ne alakası var be..seni kast etmedim..şişeye sinirlendim..gerçi sana da sinirlendim bok vardı bu izbelikte içecek..evde olsak tirbüşon filan açmıştım kuzu kuzu..

+ bana söyleseydin çok alınırdım mustafa..montuna ya da ayakkabına sarıp duvara vuracakmışsın kendiliğinden açılırmış..öğrenilmiş bilgi..

- manyak mısın be, cam bu duvara vurulur mu..öğrenilmiş bilgiymiş..!

+ evet, tam olarak burada öğrenmiştim hatta..neyse başka da şansın yok dene istersen..

ritmik aralıklarla duvara vurulan şişe nihayet mantarını kusmuştu..

+ fikir benden çıktı, ilk yudum benim..

- gözün doysun..

+ doymaz..

- onu biliyoruz..ee aldatması da değilmiş mesele neydi..gözün mü doymadı yine..

+ yok,doymuştu mesele de oydu zaten..

- nasıl yani..

+ özet geçeceğim mustafa..farklıydı durumlar onunla..ben, ben'imi severim..paylaşmam,müdahale ettirmem..kendimden fazla kimseyi umursamam..bir zamandır bakıyorum kendime..olur olmadık zamanlarda onu düşünürken yakalıyorum..benimle ilgili halini değil, herşeyini..aç mı, hasta mı,parasız mı,mutsuz mu,bir sorunu var mı..böyle uzar gider..ben alışık değilim bunlara..yanlış anlama rahatsız değildim..sadece garip hissettiriyordu..başka birini hiç istemedim mesela..beynim kadar etimde istemedi..

sonra şu taşınma meselesi var..istemediğimden değil..ama gözüm korkmadı desem yalan olur..büyük bir karardı..riskleri vardı bile diyemiyorum..yaşanacağını başından bildiğimiz olumsuzluklarda vardı..beynimin içinde dönen bir yığın şey..bunların hiç biri dert değildi..bakma öyle yüzüme sahiden dert değildi..halledilirdi bir şekilde..beni senelerdir tanıyorsun isteyipte alamadığım bir tek şey gördün mü..
bana dert olan bunca soruna katlanacağım adamın bunu ne kadar istediği dahası değip değmediğiydi..

ayrılmadan önceki gece çok içtik, çok seviştik,çok konuştuk..bir yığın şeyden eksik gedik..onun paranoyaları benimkilere eklendi..hayatında benim dışımda kimseyi istemediğine,bir an önce taşınmam gerektiğine dair bir noktaya geldik..uzunca bir süre oradan çıkamadık..inandım sanırım..inanmış olmanın huzuruyla uyudum..

sabah bir işi vardı erken çıkmıştı tesadüfler zinciri orada başladı..önce tesadüfen evde olan bir arkadaşı beni uyandırdı, sonra tesadüfen babam aradı..ondört şubat trafiği tıp camiasını pek engellememiş anlaşılan..doktor ona dökülmüş o bana..biraz tartıştık..bir iki hafta içinde istanbula taşınacağımı söyledim..sonra tam uyuyordum ki bir kaç telefon daha gerekli gereksiz..onlarada beni aramamalarını söyledim..hattımı değiştirmeyi düşündüm sonra..

sonra ben ne yapıyorum diye düşündüm..öyle bir kuşatılmışlık hissi ki, kapana kısılmışsın gibi..bencilliğimi aradım bulamadım..sinirlendim..sonra başında da anlattığım bir yığın yere takıldım..

ben, bencilliğimi bırakacaksam adam masaya ne koymalıydı ne olsa tatmin olurdum..

bak; o beni tanır, ben de onu..şaşırtıcı bir şekilde benziyoruz birbirimize..kurduklarımız,yıktıklarımız,alışkanlıklarımız,ilişkilere bakış açımız..sidiğimiz bile aynıydı ki bulduğumuz ilk fırsatta yarıştırıyorduk..

ben onun için ayrı bir konumlandırma yapmıştım o da aynı özgünlüğü sağlamışsa bana içsel bir sorguya daha gerek yoktu..dışarıdan da ne gelecekse hallolurdu..

sevgilisinin açığını yakalamak isteyen herkes nereye bakarsa ben de oraya baktım..bir yandan da varsa bir halt bu kadar basit değildir diyordum ki..aradığımı bulmam fazla uzun sürmedi..bakma öyle yüzüme kendi hesabıma da kaydettim dökümleri bir şüphen varsa seve seve okuturum..

yani anlayacağın bana içeriye ya da dışarıya ama muhakkak bir yere açılan bir kapı lazımdı..o bana kapıyı verdi ben de kendimi aldım..

"Çok Uzun Bir Hikaye" - II

önce bir süre birbirlerine bakarlar..biraz da havadaki tedirginlik dağılsın diye şişeleri yenilerler, birer de sigara..nefesleri yarılandığında kadın sözü alır..

- bir adam vardı..artık yok..

+ ee..bu mu mesele ? can mı yoksa..adadaymışsınız çıtlattı biraz..ona mı sinirlendin..

kadın gülümser bu safdiliyle yüzü her zaman tezat oluşturan dostuna..

- hayır mustafa canla bir ilgisi yok, ondan önce ki bir mesele..karışık sanırım biraz..

+ toplayalım o zaman..bak bakalım doğru anlamışmıyım..biri vardı ki o can değil..onun için buraya taşınacaktın şimdi ayrıldınız taşınmıyorsun böyle mi yani..

bir kahkaha eşlik eder cümlelerine..

- biraz öyle biraz değil..

+ geveleme o zaman..

- bir adam vardı ve ayrıldık kısmı doğru o adamın can olmadığı kısmı da..bekle biraz düz cümle haline getirebilirim bunları..belki sen de ben çabalarken bir şişe daha açarsın..

+ görmeyeli epey hızlı içiyorsun ama konuşma hızında bir yavaşlama var..

- sadece dürüst olmaya çalışıyorum mustafa..birisi için istanbula taşınıyordum dersem tüm olanı biteni hafife almış olurum..evet biri vardı, yanında olmak dahası kıvrılıp ölmek istediğim..şimdi yok ama olmamasının temelde onunla bir ilgisi yok..

+ ne ölmesi ya ne geveliyorsun sen yine..

- gülseren teyzeden şüphe ettirtme bana mustafa..annemden koparttığı ne varsa sana çıtlattığının farkındayım..

bu ikinci sessizliği kimse bozamaz bir süre..yine bir sigara yakılır, bir yudumla nefesi ıslatılır..

+ biliyorum bir şeyler de..

- iyi, bildiğin gibi işte.. bu insanların bir cesaretle çocuk yapması gibi bir şey..kimse geleceğine bir risk yüklemek istemez ama yalnız ölmek de istemez..bir yatağın ayak ucunda bekleşen torun torba, çocuk..bu fikir rahatlatır insanları mustafa..herkes ölmek için olabilecek en iyi yatağı, en mutlu zamanları ister bununla özdeşik biraz benim durumum..üzerinde gece yakılmış sonra defalarca ıslatılmış bir yataktan daha iyisini düşleyemem..yokuyla, varıyla yanımda olan bir dosttan, sevgiliden daha iyi refakatçide olmaz sanıyorum..bunun için iyi bir adayım vardı..keyifle sohbet ettiğim, elini tutup üç beş sokağı nefessiz geçtiğim,güvendiğim, eğlendiğim, sevdiğim, seviştiğim..yüzün niye dalgalandı çok mu uzattım..

+ yok, hayır..anlamaya çalışıyorum sadece..ne bulduysan dizdin herife de sonra ne oldu onu merak ettim..perde indi de gözlerin mi açıldı adam seni aldattı mı ne oldu ?

cümlenin soru vurgusu kadının kahkahasıyla kırıldı..adam olanca ciddiyetiyle cevap beklerken;

- evet aldattı da neden yine de bu değil..

+ nasıl ya aldattı mı seni !

- ağzın ayrılacak şimdi adam sakin ol..evet aldattı da mevzu tam olarak bu değil..bu sadece kapıyı araladı bana ben de rahatça çıktım..

+ kusura bakma ama beynimi siktin..

- kusura bakma ama sen kaşındın..

Çok Uzun Bir Hikaye" - I

- uyumuş muydun ?

+ yok hayır uyumadım da..birden karşımda görünce seni.. şaşırdım..bir sorun mu var ?

- hayır yok sıkıldım sadece,midemde fena.. gezmeye götürsene beni..

adam adres konusunda direnir, kadınsa aynı adres üzerinde diretir..bir çeyrek zaman sonra yolluklar hazırlanır, beşiktaştan yola çıkılır..bir adanın diğer yarısına..yol boyu adam söylenir..hoşnutsuz olduğu zamanlardaki hırıltılı sesine, kıyamayan halinin kırıklığı karışır..yolculuğu biraz kurcalasa da kendisine vaadedilen zaman gelmeden sorgulamaya girişmez...adam kırgındır belki ama zaman mefhumlarını idrak edecek kadar akıllıdır..

karşının kıyısında yolu bulmak için biraz debelenir..bu arada birbirlerine hiç bakmadan bir müddet söylendikten sonra taşların sokakların arasına gökten serpiştirildiği sokaklar başlar..boylu boyunca uzanır deniz yolun sağında..

- parkın önünde duralım..orayı arabayla bulamayabilirim..

adam sesini çıkartmaz..inerler arabadan..ağır aksak adımlarlar caddeyi..sonrası sağa doğru kıvrılır..bir kaç basamak aşağıya..merdivenler sola kıvrılırkan kadın durur..

- aşağıya inmeyeceğiz bu taraftan tut elimi..

adam anlam veremez yeni rotaya, göz göze gelirler, kadın uzatır elini..bir kaç kaya parçası,biraz çamurdan sonra..yağmur tahliyesi için duvarlara rast gele saplanmış boruları görürler..kadın tanır..

- işte burası..çıkart bakalım nevaleyi paşam..!

adamın yüzüne yayılan aptal hal eğlendirir kadını..ondört yıldan fazla olmuştur bu yüzü ezberine alalı..mimiklerinin dalgalanması bile hoşnutsuzluğunu hissettirmeye yetiyordur artık..
adamı kendi haline bırakır..bir kaç mavi çamı siper ederek kurulur yere..sırtı soğuk duvar..duvarı tanır..gülümseme halleri sağ yanından kesilir..

- bir buçuk saatlik yola bu izbeliği görmek için mi katlandık şimdi biz..

+ izbelik mi..baksana denize nasıl koyu..nasıl lacivert..hem sevmedin mi ?

- sevmedim..hiç bakma öyle yüzüme sevmek içinde bir nedenim yok..sokak çocuğumuyuz, tinercimiyiz ne işimiz var bizim burada..dahası senin ne işin var..!

kadın iyiden iyiye keyiflenir adamın sorgulayan halinden..

+ tinerci filan değilsin tabii..beyefendisin sen,paşasın..hem anlat diye yemiyor musun başımın etini..temiz hava alayımda dilimin ökçesi çözülsün diye geldik öyle say..hadi gel otur da gazını alayım senin..

adam bir çevreye bakar bir de kadının gülümseyen yüzüne biraz tedirginlikten sonra oturur..uzatılan birayı alır..her yudumunda alnında ki kırışıklıklara bir yenisini daha ekler..şişeyi dudaklarından çektiğinde derin bir nefes alır..boğazını temizler..

- taşındığın zaman buralardan mı toplayacağız seni..

+ korkma, taşınma filan yok..

- nasıl yok..can öyle söyledi..cv filan göndermişsin bir yerlere iş olmuş gibiymiş, bir süre bizde kalacakmışsın, yani..

şişeyi boşa çıkartma sırası kadına gelmiştir..adamın sözünü keser son yudumuna ekleyerek..

- vardı öyle bir durum artık yok..

+ neden ?