18 Kasım 2012 Pazar

malum bugün pazar..

bugün pazar. eğlencenin zorunlu kılındığı cumartesinin yorgunluklarıyla öğlen başlayan, uzun uzun kahvaltılarla taçlandırılan, sevgili oynaşmalarında ayrı parantezlere sahip bir gereksiz gün.. ya da çalışan kadının haftaiçi yükünü azaltmak için düzenlemeler yaptığı, sırasıyla alışveriş- ev temizliği-ütü- duş- kuaför karmasına müteakip yorgunluk kahvesi, belki bir film, mutlaka haftadan devredip bitirilecek bir kitap, şanslıysak kesintisiz bir uyku.. ben bu iki formu ayıramayanlardanım. bir pazar birine, biri diğerine rezerve derken tek tek asıyorum ipime ayları. bu noktada değişmeyen tek şey pazar gününe olan kinim. çocukluğu trt ve onun lanet okunası pazar programıyla geçenlere özgü bir durum mu bilmem ama kendisiyle bir türlü barışamadım.. memur bir ailenin çocuğu olarak sobalı evde beklenen banyo telaşı bile üstüme sinmiş, bugün üstümden akan ılık suyu bile sevemiyorum. bu kinim kendisinin kulağına da değmiş olacak ki, kaybettiğim bir çift küpemi ve unuttuğum bu blogu düşürdü kucağıma.. sevinmedim değil. ama yeterli mi, o da değil. neyse pazar kelimesiyle bezenmiş bir kusma halini mazur görüp kitabıma döneyim. malum bugün pazar.

12 Haziran 2011 Pazar

Aksak Kelimeler: Belki cebimde bir kedi var

Aksak Kelimeler: Belki cebimde bir kedi var: "Belki şimdi sihirli bir şeyler yapabilirim. Mesela geceyi zillerle bezeyip korkmasam, Şarkılar mırıldanıp ıslıklarla geçsem sokağını, Kapını..."

19 Nisan 2011 Salı

"..musluk kan tükürüyordu mutfak çatısının altında
ve biz yıkanmaktaydık suçumuzu bilmeksizin
içimizden akıyordu aşk kana karışmaksızın
bağışla o günlerde
aşka düşmüşlüğümüzü.." ( Voznesenski- İlk Aşk)

27 Şubat 2011 Pazar

Kalem Bazen El Değiştirir..

tanrı
inanç sürecin
başarısızlıkla sonuçlansa da
çabana öykünüp
sivri bir kalem tutuşturmuş gibi eline
yeni baştan yazarsın
öpülmediğin köşebaşlarında utanmadan adam öldürüldüğünü

acemisi değilsindir aslında ölümlerin
beyaz ve incedir diye
bileklerine kıyamamış
şansını biraz zorlayıp
içindeki biçimsiz kırmızının
ritmini bozmuşsundur..

"ucuz atlatmış" nidalarına
her et kadar ucuz
ama inatçı olduğunu
dikte eder,

tatmin olmayan halin
zamanı erteler
daha iyisini
yukarıdaki yapmadan
halledebileceğine güvenirsin..

kağıtlar dağıtılır
kırmızı, enine çizgiler çekilmiştir
her birinin ön yüzüne
rengini sever
az çizgili bir kağıt çekersin hayatın önünden
şafağa karışmış bir gecenin kazası
küçük bir döl çizersin
bir de onu ne besleyecek
ne de içinden kazıtacak kadar
kanı olan bir kadın..

biri de altına bir not düşer;

eklampsiye bağlı
tüketim koagülopatisi.

24 Şubat 2011 Perşembe

"Çok Uzun Bir Hikaye" - III

önce adam hareketlenir..elde kalan son siyah poşetten gecenin gözdesini çıkartır..

- iyi ki almışız şarabı diyeceğim de mantarı sıkışmış..ee ne demişler kızıl her zaman orospudur!

+ ayıp oluyor ama ben de kızılım..

- ya ne alakası var be..seni kast etmedim..şişeye sinirlendim..gerçi sana da sinirlendim bok vardı bu izbelikte içecek..evde olsak tirbüşon filan açmıştım kuzu kuzu..

+ bana söyleseydin çok alınırdım mustafa..montuna ya da ayakkabına sarıp duvara vuracakmışsın kendiliğinden açılırmış..öğrenilmiş bilgi..

- manyak mısın be, cam bu duvara vurulur mu..öğrenilmiş bilgiymiş..!

+ evet, tam olarak burada öğrenmiştim hatta..neyse başka da şansın yok dene istersen..

ritmik aralıklarla duvara vurulan şişe nihayet mantarını kusmuştu..

+ fikir benden çıktı, ilk yudum benim..

- gözün doysun..

+ doymaz..

- onu biliyoruz..ee aldatması da değilmiş mesele neydi..gözün mü doymadı yine..

+ yok,doymuştu mesele de oydu zaten..

- nasıl yani..

+ özet geçeceğim mustafa..farklıydı durumlar onunla..ben, ben'imi severim..paylaşmam,müdahale ettirmem..kendimden fazla kimseyi umursamam..bir zamandır bakıyorum kendime..olur olmadık zamanlarda onu düşünürken yakalıyorum..benimle ilgili halini değil, herşeyini..aç mı, hasta mı,parasız mı,mutsuz mu,bir sorunu var mı..böyle uzar gider..ben alışık değilim bunlara..yanlış anlama rahatsız değildim..sadece garip hissettiriyordu..başka birini hiç istemedim mesela..beynim kadar etimde istemedi..

sonra şu taşınma meselesi var..istemediğimden değil..ama gözüm korkmadı desem yalan olur..büyük bir karardı..riskleri vardı bile diyemiyorum..yaşanacağını başından bildiğimiz olumsuzluklarda vardı..beynimin içinde dönen bir yığın şey..bunların hiç biri dert değildi..bakma öyle yüzüme sahiden dert değildi..halledilirdi bir şekilde..beni senelerdir tanıyorsun isteyipte alamadığım bir tek şey gördün mü..
bana dert olan bunca soruna katlanacağım adamın bunu ne kadar istediği dahası değip değmediğiydi..

ayrılmadan önceki gece çok içtik, çok seviştik,çok konuştuk..bir yığın şeyden eksik gedik..onun paranoyaları benimkilere eklendi..hayatında benim dışımda kimseyi istemediğine,bir an önce taşınmam gerektiğine dair bir noktaya geldik..uzunca bir süre oradan çıkamadık..inandım sanırım..inanmış olmanın huzuruyla uyudum..

sabah bir işi vardı erken çıkmıştı tesadüfler zinciri orada başladı..önce tesadüfen evde olan bir arkadaşı beni uyandırdı, sonra tesadüfen babam aradı..ondört şubat trafiği tıp camiasını pek engellememiş anlaşılan..doktor ona dökülmüş o bana..biraz tartıştık..bir iki hafta içinde istanbula taşınacağımı söyledim..sonra tam uyuyordum ki bir kaç telefon daha gerekli gereksiz..onlarada beni aramamalarını söyledim..hattımı değiştirmeyi düşündüm sonra..

sonra ben ne yapıyorum diye düşündüm..öyle bir kuşatılmışlık hissi ki, kapana kısılmışsın gibi..bencilliğimi aradım bulamadım..sinirlendim..sonra başında da anlattığım bir yığın yere takıldım..

ben, bencilliğimi bırakacaksam adam masaya ne koymalıydı ne olsa tatmin olurdum..

bak; o beni tanır, ben de onu..şaşırtıcı bir şekilde benziyoruz birbirimize..kurduklarımız,yıktıklarımız,alışkanlıklarımız,ilişkilere bakış açımız..sidiğimiz bile aynıydı ki bulduğumuz ilk fırsatta yarıştırıyorduk..

ben onun için ayrı bir konumlandırma yapmıştım o da aynı özgünlüğü sağlamışsa bana içsel bir sorguya daha gerek yoktu..dışarıdan da ne gelecekse hallolurdu..

sevgilisinin açığını yakalamak isteyen herkes nereye bakarsa ben de oraya baktım..bir yandan da varsa bir halt bu kadar basit değildir diyordum ki..aradığımı bulmam fazla uzun sürmedi..bakma öyle yüzüme kendi hesabıma da kaydettim dökümleri bir şüphen varsa seve seve okuturum..

yani anlayacağın bana içeriye ya da dışarıya ama muhakkak bir yere açılan bir kapı lazımdı..o bana kapıyı verdi ben de kendimi aldım..

"Çok Uzun Bir Hikaye" - II

önce bir süre birbirlerine bakarlar..biraz da havadaki tedirginlik dağılsın diye şişeleri yenilerler, birer de sigara..nefesleri yarılandığında kadın sözü alır..

- bir adam vardı..artık yok..

+ ee..bu mu mesele ? can mı yoksa..adadaymışsınız çıtlattı biraz..ona mı sinirlendin..

kadın gülümser bu safdiliyle yüzü her zaman tezat oluşturan dostuna..

- hayır mustafa canla bir ilgisi yok, ondan önce ki bir mesele..karışık sanırım biraz..

+ toplayalım o zaman..bak bakalım doğru anlamışmıyım..biri vardı ki o can değil..onun için buraya taşınacaktın şimdi ayrıldınız taşınmıyorsun böyle mi yani..

bir kahkaha eşlik eder cümlelerine..

- biraz öyle biraz değil..

+ geveleme o zaman..

- bir adam vardı ve ayrıldık kısmı doğru o adamın can olmadığı kısmı da..bekle biraz düz cümle haline getirebilirim bunları..belki sen de ben çabalarken bir şişe daha açarsın..

+ görmeyeli epey hızlı içiyorsun ama konuşma hızında bir yavaşlama var..

- sadece dürüst olmaya çalışıyorum mustafa..birisi için istanbula taşınıyordum dersem tüm olanı biteni hafife almış olurum..evet biri vardı, yanında olmak dahası kıvrılıp ölmek istediğim..şimdi yok ama olmamasının temelde onunla bir ilgisi yok..

+ ne ölmesi ya ne geveliyorsun sen yine..

- gülseren teyzeden şüphe ettirtme bana mustafa..annemden koparttığı ne varsa sana çıtlattığının farkındayım..

bu ikinci sessizliği kimse bozamaz bir süre..yine bir sigara yakılır, bir yudumla nefesi ıslatılır..

+ biliyorum bir şeyler de..

- iyi, bildiğin gibi işte.. bu insanların bir cesaretle çocuk yapması gibi bir şey..kimse geleceğine bir risk yüklemek istemez ama yalnız ölmek de istemez..bir yatağın ayak ucunda bekleşen torun torba, çocuk..bu fikir rahatlatır insanları mustafa..herkes ölmek için olabilecek en iyi yatağı, en mutlu zamanları ister bununla özdeşik biraz benim durumum..üzerinde gece yakılmış sonra defalarca ıslatılmış bir yataktan daha iyisini düşleyemem..yokuyla, varıyla yanımda olan bir dosttan, sevgiliden daha iyi refakatçide olmaz sanıyorum..bunun için iyi bir adayım vardı..keyifle sohbet ettiğim, elini tutup üç beş sokağı nefessiz geçtiğim,güvendiğim, eğlendiğim, sevdiğim, seviştiğim..yüzün niye dalgalandı çok mu uzattım..

+ yok, hayır..anlamaya çalışıyorum sadece..ne bulduysan dizdin herife de sonra ne oldu onu merak ettim..perde indi de gözlerin mi açıldı adam seni aldattı mı ne oldu ?

cümlenin soru vurgusu kadının kahkahasıyla kırıldı..adam olanca ciddiyetiyle cevap beklerken;

- evet aldattı da neden yine de bu değil..

+ nasıl ya aldattı mı seni !

- ağzın ayrılacak şimdi adam sakin ol..evet aldattı da mevzu tam olarak bu değil..bu sadece kapıyı araladı bana ben de rahatça çıktım..

+ kusura bakma ama beynimi siktin..

- kusura bakma ama sen kaşındın..

Çok Uzun Bir Hikaye" - I

- uyumuş muydun ?

+ yok hayır uyumadım da..birden karşımda görünce seni.. şaşırdım..bir sorun mu var ?

- hayır yok sıkıldım sadece,midemde fena.. gezmeye götürsene beni..

adam adres konusunda direnir, kadınsa aynı adres üzerinde diretir..bir çeyrek zaman sonra yolluklar hazırlanır, beşiktaştan yola çıkılır..bir adanın diğer yarısına..yol boyu adam söylenir..hoşnutsuz olduğu zamanlardaki hırıltılı sesine, kıyamayan halinin kırıklığı karışır..yolculuğu biraz kurcalasa da kendisine vaadedilen zaman gelmeden sorgulamaya girişmez...adam kırgındır belki ama zaman mefhumlarını idrak edecek kadar akıllıdır..

karşının kıyısında yolu bulmak için biraz debelenir..bu arada birbirlerine hiç bakmadan bir müddet söylendikten sonra taşların sokakların arasına gökten serpiştirildiği sokaklar başlar..boylu boyunca uzanır deniz yolun sağında..

- parkın önünde duralım..orayı arabayla bulamayabilirim..

adam sesini çıkartmaz..inerler arabadan..ağır aksak adımlarlar caddeyi..sonrası sağa doğru kıvrılır..bir kaç basamak aşağıya..merdivenler sola kıvrılırkan kadın durur..

- aşağıya inmeyeceğiz bu taraftan tut elimi..

adam anlam veremez yeni rotaya, göz göze gelirler, kadın uzatır elini..bir kaç kaya parçası,biraz çamurdan sonra..yağmur tahliyesi için duvarlara rast gele saplanmış boruları görürler..kadın tanır..

- işte burası..çıkart bakalım nevaleyi paşam..!

adamın yüzüne yayılan aptal hal eğlendirir kadını..ondört yıldan fazla olmuştur bu yüzü ezberine alalı..mimiklerinin dalgalanması bile hoşnutsuzluğunu hissettirmeye yetiyordur artık..
adamı kendi haline bırakır..bir kaç mavi çamı siper ederek kurulur yere..sırtı soğuk duvar..duvarı tanır..gülümseme halleri sağ yanından kesilir..

- bir buçuk saatlik yola bu izbeliği görmek için mi katlandık şimdi biz..

+ izbelik mi..baksana denize nasıl koyu..nasıl lacivert..hem sevmedin mi ?

- sevmedim..hiç bakma öyle yüzüme sevmek içinde bir nedenim yok..sokak çocuğumuyuz, tinercimiyiz ne işimiz var bizim burada..dahası senin ne işin var..!

kadın iyiden iyiye keyiflenir adamın sorgulayan halinden..

+ tinerci filan değilsin tabii..beyefendisin sen,paşasın..hem anlat diye yemiyor musun başımın etini..temiz hava alayımda dilimin ökçesi çözülsün diye geldik öyle say..hadi gel otur da gazını alayım senin..

adam bir çevreye bakar bir de kadının gülümseyen yüzüne biraz tedirginlikten sonra oturur..uzatılan birayı alır..her yudumunda alnında ki kırışıklıklara bir yenisini daha ekler..şişeyi dudaklarından çektiğinde derin bir nefes alır..boğazını temizler..

- taşındığın zaman buralardan mı toplayacağız seni..

+ korkma, taşınma filan yok..

- nasıl yok..can öyle söyledi..cv filan göndermişsin bir yerlere iş olmuş gibiymiş, bir süre bizde kalacakmışsın, yani..

şişeyi boşa çıkartma sırası kadına gelmiştir..adamın sözünü keser son yudumuna ekleyerek..

- vardı öyle bir durum artık yok..

+ neden ?

6 Şubat 2011 Pazar

İki Oda, Bir Mutfağa Sığıyormuş Bu Koca Düş..

bir ev istiyorum..
"nohut oda bakla sofa" tabiri içine yakışsın..zemini eksi bir döşemeden..
paldır küldür bir odasına yerleşelim..oda bize fazla gelsin..bir yatak, tonla kitap, iki bavul..
düş sığdıralım içine..
üç, beş..ne biriktiyse..
biraz özen, biraz el becerin..
bir odasına sığınmışken
diğer odasına yerleşelim..
iki koltuk bir sehpa..
belki ufağından bir kilim..
hiç anlamam bu işlerden
ama öğrenirim..

kanaviçe perde neymiş öğrendim mesela
belki mutfagın bir kanadına..
sonra fincanlar var, rakı bardakları
bir cam faki..
sonra
daktilolarımız var
büyük babalarımız düşünmüş
nedense ikisini de turuncu almış

hem paylaşırız da;

bir yazı masası sana

bir tane bana

bir yastık sana

yarısı bana..

27 Ocak 2011 Perşembe

Viyana- Paris-İstanbul Hattı..

düşünüyorum da evimden bu kadar uzakta, ülkemden, oğlumdan..ne işim var..
bir cadde sonrasında sesi içimi hep ürperten metro benim adreslerimi bilmez..

evin diğer odasında sızıp kalmış olan fransıza,onunla sevişmiş olmamın fransızca aksanlı ingilizceyi komik bulmuş olmamdan kaynaklandığını söylesem bana ne der..

ya da fransız aksanlı bir çocuk doğurmak istediğimi ama tohumlama işleminden hemen sonra onu görmek istemediğimi..

paris'e direk uçuşu olan üç uçak biletini istisnasız aynı bankta yırttığımı..

ya da buraya birlikte geldiğimiz, resmen eşim olan sevgilime bunun kocaman bir hata olduğunu artık bu hatadan da bu ülkeden de dönmek istediğimi söylesem..

şarapla birayı aynı gece karıştırıp,sonra evin yolunu karıştırıp bir alt geçitte uyanmayı özlediğimi, virajların kayganlığını bir pencere olmadan hissetmeyi özlediğimi, çantamda her zaman bir eşofman gezdirdiğimi çünkü ihtimaller üzerinden yaşadığımı..tayyör sevmediğimi, ceketli takımlara bayılmadığımı kotumun içinde mutlu mesut dolanmaktan keyif aldığımı..

ne bileyim, klasik müzik sevdiğimi çok sevdiğimi ama bir yerde horon tepen ne bileyim halay çeken her ne yapıyorlarsa dünyanın geri kalanını düşünmeyip buna odaklanan insanların sesini de aynı derece de sevebildiğimi..

artık resim yapamadığımı çünkü iştahımın kesildiğini, fotograf çekmenin beni biraz olsun yatıştırmadığını..konsolosluk yemeklerini komik bulduğumu, kitaplardan alıntı yapan insanları aşağıladığımı ama bunu en yakın dostuma söyleyemediğimi,aynı dostuma burada açtığım dört serginin ses getirdiğini bir burs daha getirdiğini ama tatmin olmadığıma çok üzüldüğümü anlatamadığımı..

hayatım boyunca hep eksik kalacakmışım hissiyle yaşadığımı..

anahtarı yutmuş fare gibi duvardan duvara zıpladığımı, son bir gayretle kendisini terk edeceğimi sonrasını bilmek istemediğimi..terk etmenin bana yabancı bir kelime olmadığını zaten aksini bilmediğimi..

anlatsam uzun uzun anlar mı..

ya da gidip şu herifle bir kez daha sevişip anlamadığım bir dilde uyusam mı..

Bir Kadın Yarası..

kırgınlıkları olan bir kadındı, bir de yara izleri.. göğsünden yukarıda bin aşağısında iki tane..sonsuz bir dokunma arzusu yaratan,girift,pürüzlü..
solgun yüzünde hiç bir renk tonunun tasvirini yapamadığı iki koyu ışık..düşünce hızında yanıp sönen..

koyu, dalgalı saçlarıysa boynunu zar zor örtüyor..kimse de bu durumdan şikayetçi değil..ensesinde bir isim gibi, tek başına bir kara leke..tüm beyazlığın ortasında..iştah açan..

selanik'in göçmen hali tenine kazınmış..minyonluğuna, belinin kıvrımına.. ona bakarken; çekingenliği, naifliği değiyor bir yerlerinize..

öyküsünün ortasında çatlamış sesi, her seferinde o öyküyü yeniden saran uzun parmaklı, küçük elleri..
bir de ayakları. şekilsizliğinden dem vurulmuş, iki güvercin gölgesi..

bunların dışında..yanında yöresinde değil tam olarak üstünde..sayfalar var..kadının okuyup şekillendirdiği, kadının kaleme değip şekillendirdiği, kadının salt düşünerek şekillendirdiği..yani demem o ki, kadının şekil verdiği bir dünya var orada..

kurallarını koyduğu, şarapla tütsülediği.. yüzyılın aklıyla değil sancısıyla, merhametiyle..
canlıları bir birinden, kadını erkekten ayırmadan..ait olmadan, kovulmadan..istekleriyle, değerleriyle..
hep bir yerinde ışığı kırarak ama aydınlığından ayrılmayarak..

bir akıllı, çok deli..tımarhanesinin kraliçesi..kocasının gözbebeği..kedilerinin anası..

bir kadın yarası..

25 Ocak 2011 Salı

Geçmişle Sohbet - III

- tamam hadi söylemedim bir şey..uslu bir kız ol, anlat..
+ anlatılacak bir şey yok, bu kadar işte..
- görüşüyor musunuz..
+ hayır ama konuşuyoruz.
- ne hakkında ?
+ ordan, burdan..
- biliyor mu ona olan ilgini?
+ evet.
- söyledin mi, anladı mı ?
+ hala aptal adamlardan hoşlanmıyorum..o kadar done verdim anladı elbette..ama..
- ama ?
+sonra anlaması bana yetmedi söyledim..
- sevgilisi olduğunu bilmeden önce mi sonra mı ?
+ ne farkeder?
- hadii..
+ sonra çünkü hep biliyordum..
- sonuç ?
+ sonuç?
- ne söyledi sana ?
+ yapma dedi..
- dahası var mı?
+ yok..beni istiyor sadece hepsi bu..
- seni barda ki adamlarda istiyor, yoldakiler de..özellikle de istenmek istediğin de..
+biliyorum, O'nun içinde durum aynı zaten..
- alacak mı ?
+ yeterince isterse alır, bir mahsuru yok benim için.
- başka ne istiyor senden ?
+ hiçbir şey..
-sordun mu bunu O'na ?
+ sormadım ama söyledi..
- iyi, endişelenmeye gerek yok o zaman sıkılırsın yakında.
+ öyle gibi.
- yine de dikkat et..
+ ederim..

...

- benden çok konuştuk, sen de neler var ?
+ ilk kez bana birini anlatıyorsun tadını çıkartıyorum..çok sayılmaz..ben de bir hemşire, bir de Nesrin var..
- neden birinin ismi var diğeri hemşire..
+ birinin tenini bilmiyorum, isime gerek yok..
- off..yunus..
+ niye gülüyorsun ki..Nesrin öğrenci, o da çok genç seni anımsatıyor bana..
- evet çok ortak noktamız varmış..
+ komik mi şimdi bu, gülme sinirlerim bozuluyor..hatırlatıyor ama, ben seni tanıdığımda saçların kızıldı onun da öyle..
- gülmüyorum ya..evet kızıldı..
+şimdi neden kahverengi?
- o kadar heyecanlı değilim, saçlarımda değil.
+ heyecanlı..bana kafa tutuşun..art'ın orta yerinde çıplak ayak dans edişin..
- hatırlıyorum..
+ çok da ukalaydın.. " - hangi zevksiz buraya gül dikmiş, - ne dikseymiş,- belki zambak belki lale ama gül değil,- sen zambak mı seviyorsun, - neden sordun,- çünkü o gülleri ben diktim.."
- zevksiz dememiştim dangalak demiştim..ve sen oraya zambak dikmiştin.
+ ağzın bozukmuş demek ki o zamanlar..
- öyleydi..
+ şimdi temiz mi..
- fazlasıyla..
+ güzel zamanlardı..yemeğe çıkışımızı hatırlıyor musun peki?
- neden unutayım..
+ ben de unutmam.." - bir şeyler yiyelim mi akşam ? - bu akşam mı? - evet. - olmaz..ya klasik bir tavır değil..bu akşam sevgilimden ayrılmam gerek ama yarın olur. - sevgilin mi var? - bunu yarın sor, görüşürüz." neden öyle söyledin de aldatmadın.
- neden hep aynı şeyleri konuşuyoruz..bunları ikimiz yaşadık film replikleri gibi tekrarlamak zorunda mısın ?
+ neden bana sevgilin olduğunu söyledin de onu aldatmadın?
- off..kaç kez cevap verdim bu soruya bilmiyorum..çünkü seninle olacağımı biliyordum, çünkü maymun değilim bir dalı tutmadan ötekini bırakmamak gibi bir mantığım yok ve o kadar kirli değildim kimseyi aldatmamıştım onu da aldatmadım.
+ismi neydi?
- ilker.
+ilker, evet..
- sen ilk beni mi aldatmıştın ?
+ evet ve son da olacak..
- olmaz, başladın bir kere..
+ oldu ama..senden sonrakilerin hiç birini aldatmadım..
-çünkü canımı yakmayı seviyordun..
+ hayır, canım yanınca saldırganlaşıyordum..
- canın yanıyordu çünkü beni seviyordun..
+ hayır seni hiç sevmedim ben sadece aşıktım..
- ...ne fark var..
+ yapma, bunu ilk kez duymuyorsun..
- sana zarar verebilirim, neden korkmuyorsun..duymaktan hoşlanmayacağım herşeyi neden söylüyorsun !
+ sen aptal değilsin sadece hastasın..seni kandırmam mı gerekiyor..ya da avutmam ve evet senden korkmuyorum..
- seni öldürebilirim.!
+ sahiden mi ?
- ama bunu yapmam..zaten bunu istiyorsun değil mi..
+ ne istediğimi bilmiyorum, ne istemediğimi de..
- ben biliyorum ama derdin bu senin..ne zaman öleceksin?
+ bilmiyorum, çok zaman yok ama..
- ölme..
+ neden ?
- her boka neden...başka bir şey bilmez misin sen..papağan gibi..
+ niye bu kadar büyütüyorsun..kendimi bildim bileli neden diye soruyorum kimse aksi bir şey söylemiyor..sıkılıyorum.
- bir de bu var sen hep sıkılırsın sıkılınca da siktir olur gidersin..
+...
- gitsene hadi..sıkıldın yine yüzünde okuyorum, git-se-ne!
+ peki..
- bu gece benimle kal..
+kalamam..
- ne zaman geleceksin
+ önümüzde ki bir ay gelemem..sakın krize girme, ciddiyim..ondan sonra girebilirsin canın isterse, temmuz gibi..
- sana ihtiyacım var..
+ yapma bunu, böyle anlaşmadık..
- anlaşmadık..anlaşma için mi geliyorsun buraya..
+ yunus..
- tamam git..temmuza kadar iyi olurum, sonra gelirsin..
+ aferim sana..
- öpme beni, seni tanımıyorum artık..
+ tanışıyoruz, malesef..

Geçmişle Sohbet - II

... - toprak'ı görüyor musun ?
+ hayır..
- rüyanda da mı görmüyorsun?
+ hayır.
- unuttun mu onu ?
+ ..
- sen zaten çok kötü bir anne olurdun, eminim senden nefret ediyordur..
+...
- ben de senden nefret ediyorum !
+..
- yapmadığın her şey için..yaptığın herşey için..beni aldattığın için, hasta ettiğin için..senin yüzünden buradayım !
+ ...
- bir şey söylesene bana !
+ öyle olmadığını biliyorsun..
- öyle !
+ iyi , o zaman ben de buradayım, sana haksızlık etmemişim demektir.
- haksızlık etmedin mi..sen, sen var ya kaltaksın !
+ olabilir..
- çık dışarı..git!
+ peki..

kadın çıkar odadan, salona geçer..kimse neden geldiğini sormaz..herkesin bildiği ama kimsenin dile getirmediği hale bir sigara yakar..evin geri kalan "sakin"lerinin sorularını cevaplar birer cümlelik yanıtlarıyla..hiç yanıt göndermediği bir sesi duyar..

- merak ediyorum, hiç işin gücün yok mu senin neden geliyorsun buraya? deli misin sen?
+ sana da merhaba Gökçe.
- O'na iyi geldiğini mi sanıyorsun.cefakar, vefalı eski sevgili ha..
++ Gökçe, yeter..ne istiyorsun kızdan, rahat bırak..

kadın gülümser..sesin sahibine bakar.." çünkü kardeşini istiyor diyemez"..defalarca kez, ayrı ayrı insanlardan duyduğu soru cümlesini düşünür..insanların nasıl olup da bu kadar tek tip, aynı formikadan çıkmışcasına konuşabildiğini daha sonra düşünmeye karar verir..
aynı evin içinden iki adamla aynı anda birlikte olmuş, belki de hâlâ olan..birinin yengesi diğerinin karısı olan kadına bakar.. "midemi bulandırıyorsun" cümlesini içinden,

-" başımı döndürüyorsun Gökçe, bir bardak su rica edebilir miyim" i dışından kurar.."
+ su mu..bu mu cevabın yoksa bir cevap bulamıyor musun..

kadın düşünür, gülümseyen haline devam ederken..yıllardır hiç anlamadığı dahası anlatamadığını..
bir insanı en kötü halinde ortada bırakmanın insanlar için olumlu bir davranış olması kurcalar aklının bir köşesini..bu kadar duyarsız, acımasız olmalı mıdır insan..aksine niyet etmek, beceriksizce de olsa bu kadar kötü bir davranış mıdır, anlaşılmaz mıdır..altında başka bir neden aramak neden..

bunları düşünmekten vazgeçer, derin bir nefes alır..

- neden bu kadar saldırgan olduğunu bilmiyorum, varlığımdan rahatsız olduğunu da biliyorum ama sonucu değiştirmeyecek..çağırdığı sürece geleceğim, söz verdim..

+ neden buradasın ?
sorunun sahibine bakar, adam başka bir yerdedir..
- sigara içiyordum canım, geliyorum..

tutar adamın elinden..aynı kapıdan bir kez daha geçerler..

- ben de sigara istiyorum..

kadın gülümser adama, bir vakitler adamı olan adama..uzanır öper..şaşkın bakışlarına aldırmaz..

+ böyle de içebilirsin derdin nikotinse..

adam alır kadını kucağına, günün ilk kahkasını atarlarken..

- beni nasıl durduracağını hep bildin..
+ hep değil, ama artık biliyorum..

öpüşme faslı kadının yanağına bir kaç damla tuz düşüne kadar devam eder..

- neyin var Yunus..?
+ ismimi söyleme, huzursuz oluyorum..

boynunu çekmez, adamın dudaklarından..ama bir vakitler kor gibi izler bırakan dudaklarla bunların aynı olmadığına yemin ederken bulur kendini..ve o dokunurken, nasıl olup da bir başka adamı düşünebildiğine inanamaz..O'nu düşürken boynunun lav yağmuru altında kalmasına, Yunus'a rağmen..buna da inanamaz..

- ne düşünüyorsun ?
+kimseyi düşünmüyorum..
- kimi düşünüyorsun demedim, ne düşünüyorsun dedim..
+..afedersin.
..

- kimi düşünüyorsun?
+ bir adamı.
- biri mi var hayatında?
+yok..
- ama birini düşünüyorsun..
+gibi..
- düşünüyorsan durum kötü, ikiniz açısından da..
+ güldürme beni.
- tecrübemi komik mi buluyorsunuz matmazel ?
+ offf..
- tamam, tamam..anlat bakalım..
+ anlatamıyorum ben biliyorsun..
- gel bakalım göğsüme..eski yöntemle ilerleyeceğiz...ip ucu kelimeler..
+ kaç tane?
- beş olsun.
+ tamam..ımmmm...uzak, hasta,sevgilisi var üstüne ona aşık olduğunu sanıyor, onu istiyorum bütün olarak..kaç oldu ?
- dört oldu canım, bir tane daha..
+ onu sürekli rüyamda görüyorum.
- bak bu en feciisi..
+ sorma..
- beş sene de beni iki kez rüyanda gördüğün düşünülürse..
+ kıyaslama mı yapıyoruz..
- hayır, kızma. garip sadece..
+ bence de ama O bunu garipsemiyor.
- seni tanımıyor öyleyse.
+ pek sayılmaz..
- hasta dedin ?
+ depresif bir adam..
- ne kadar?
+ oynamak mı istiyorsun..iki tam sesi olan bir gam..
- anladım, bak bu iyi bir rakip..
+ kimse kimseye rakip değil..sen saf dışısın o da oyundışı..
- normal bir adam bulsaydın şaşardım..iyi bir serin olacak önce bir şizofren sonra..
+off..
- off mu..ya bana hasta diyorlar bir de..alımlı, çalımlı, akıllı bir kornişonsun işte ama ağına hep sakat alıyorsun..manyak mısın sen?
+ özel bir çabam yok bu alanda..bir şey aramıyorum ama "normal" dediğiniz her neyse onu bulamıyorum ki bana normal geliyorsunuz..
- ne kadar uzakta..
+çok..aslında mesafe uzak değil adam uzak..yoksa hava alanı kadar mesafe o kadar..
- akıllanmazsın sen..neyi kaybetmek istiyorsun da bulaşıyorsun böyle adamlara
+ efendim?
- ..

Geçmişle Sohbet - I

evde bir gerginlik..kimsenin yüzünde "seni gördüğüme sevindim" ifadesi yoktur..sadece derin bir nefes alırlar bir kaç saatliğine de olsa bir deliden kurtarıldıklarına..
hava ağırlaşır..evsahipleri ayaküstü sohbet etme telaşındayken geçmişden bir anı yumağı düşer kadının kucağına..oyalanmaz..

- nerede o?
+ odasında..

bir kez daha aynı kapının önünde, aynı ruh halinin bozuk pikapta tekrarı gibi..hep bir kez dahalar..

- ben geldim..

ayağa kalkar adam tereddütle adımlar kadına doğru..gözkapaklarında, çenesinde, dudaklarında gezdirir parmaklarını..duraksar bir müddet..sarılır..içten, sıcak..
- " nasıl özlemişim kokunu, hoşgeldin"..

kadın gülümser..kurtarır kendini saran kollardan..her ağlamak üzere olduğunda yaptığı gibi kısılmak üzere olan sesini düzeltir tam da bu sırada yerlere saçılmış onlarca resime kayar gözleri..bir çoğunda aynaya her baktığında gördüğü suret..

- tekrar resim yapmaya mı başladın?
+ hayır.
- bunları sen yapmadın mı?
+ bunun anlamı ne şimdi..yaptıklarımla değil benimle ilgilen..
- peki.
+ ben kahve kullanamıyorum, çay içelim mi ?
- peki, içelim.
+ peki demeyi kes..beni deli ediyorsun ! o aptal sözcüklerinle beni onaylamayı, bunu yaparak canımı yakmayı bırak artık..dalga mı geçiyorsun sen benimle..
- peki, bıraktım..
+ gülümsemeyi de kes sürekli, sanki burada mutluymuşsun gibi..ve..ve...

avazı çıktığı kadar bağırmaya başlar adam öyle ki salt sestir..sözcükleri kaybetmiştir nefesinde..tek kelime anlamaz kadın..her ünlemin önünde bulunan adını tanır yalnız..tekrarlanan bir sahnedir yıllar içerisinde, gözlerini çekmeden adamın gözlerinden beklemeye başlar ki ayak sesleri de karışmıştır şimdi bu kakafoniye..kapı açılır..telaşlı gözlerle kendilerine bakan bir anne, bir kardeş ve eşi..

onların bu şaşkın ya da şaşırmış rolü yapan hallerine sahiden şaşırır kadın..yıllardır yaşadıkları sahne hep aynıdır, kendisi tepki verme yetisini bırakmışken ,çok öncede.. onların bu telaşlı, kendisini kurtarmaya gelmiş tavırları canını sıkar..

- hafize teyze, kapatın lütfen kapıyı..
+ ...

adam kapının sesine değil ama kendi sesine tepki verir..durulur..diz çöker kadının yanında..yüzünde o bilindik ifade, pişmanlığa bir adım yakın..

+ gelebilir miyim ?
- gel..

adam dizlerine uzanır..yüzünü karnına gömer..kesik hıçkırıklar arasında bir kaç özür cümlesi duyar kadın ama aldırmaz...ellerini saçına takar adamın, çok eski iyi zamanlarında birlikte söyledikleri aptal bir şarkıyı mırıldanır ..mırıldanır..mırıldanırlar..

+ sesini de özlemişim..
- ...
+ sağlığın nasıl ?
- iyiyim.
+ sen her zaman iyisin değil mi?
- elbette..
+ niye benimle uğarşıyorsun, kendinle uğraşmak varken..gitmiyorsun değil mi tedaviye.? ah, sorunlar, sorunlarım bunları çözemezsin..kendine zarar verirsin en fazla..hayır söyleme sana zarar veririm demiyorum ben bu kotayı fazlasıyla doldurdum...senin canın yandı, ben şimdi buradayım..yani hiçbir şey düzelmedi ama sen de buradasın..derdin ne?
- şşştt..sorma, uyu..uyumuyormuşsun son zamanlarda sana ne kadar zarar vereceğini biliyorsun değil mi bunun..
+ seninle uyanamıyorum ama..
- bu yeni değil ama..

...

Gece Yarısı Pisuvar Nöbetleri..

bir pisuvarın önünde sırada kadınlar..

aynı kaba yapmak için..

ince bellisi, uzun boylusu,

sarışınlar daha da fazlası esmerler..

kumrallarda var aralarında..

cennetten kovulmuşlar alınlarında damgaları

bileklerine kadar inen elbiseleri, yeşil çuhadan

eprimiş eteklerinden elbisenin

diz kapakları görünüyor

is içinde yüzleri ve halleri bezgin

yalnız gözlerinde iki damla ışık

çok uzak bir geceden çalınmış..

elleri kirli, tenleri kirli, kalpleri kirli..

kadınlar, biraz daha bulaşmak için bu kire..

birbirlerinin enselerinde nefesleri..

- yaşlı veya sorunlular önden lütfen !

Söylemiş miydim İkinci Kadının Olabilirim (!)

duydum başka bir kadına aşıkmışsın, ama duymadın beni..

ikinci kadının olabilirim..

meşru sıfatlar takınmadan dolanabilirim boynuna, incesinden..

boynun demişken..dişlerim kamaşırdı andığımda, beyaz-dı..ben tadına bakmadan önce..

vaatkardı..

bir adım sonra göğsünde olacağımın meşru tanığıydı..anlaşırdık.. ben iz bırakmazdım onda

o da izlemezdi beni..

eğilip bakmazdı..geçtiğim yollara..bir gece öncesinden sürdüğüm izlere..

ama konu boynun değil..ağzın mı ? hayır hiç değil..

kirletilmiş..safran sarısı incilerin süslediği, bir kızıl istiridye değil konumuz..

O'nun fısıldadığı, yasak cümleler değil..dokunurken sen, andığı onca küfür değil..

hayır sevgilim, konumuz ağzın değil..

bir fahişe edasıyla salınırken sen zamanda, çamaşırlarını ipte unutmuş bir kadın gibi seni bekleyişim de değil..

iç isyanları bastırmakta ne kadar usta olduğum, bana her gelişinde yeşil yosunlar kazırken teninden, beyninden kanayan ellerim de değil..

sapkın bir adamsın biliyorum ama saptırma beni mevzudan konumuz bunlar değil..

Ah yine yoldan çıkartıyorsun beni..

Biliyor musun;

tüm arka sokaklarda tutabilirim elini, ısıtabilirim nefesimle..

laf aramızda, topukları kırmızı bir çift siyah sandaletle kimse yakışmaz o kadar yanına..

sokağa bakan bütün metruk evlerin pencereleri açılır, geberip gitmiş tüm orospuların selamlar beni..

kıskanırlar kalçalarımın her bir kıvrımını..

yürüken..avuçlarındayken..dans ederken seninle..

hem bir kaç ağ var beyninde, eğirebilirim onları..bir kış daha geçiririz..kimsenin teni morarmaz, en azından soğuktan..

Ama konumuz bunlar değil..yaptıkların ve yapabileceklerim değil..gelecek değil..

biz değiliz konu sevgilim..

söylemiştim değil mi sevgilim,

ikinci kadının olabilirim.

Söylemiş miydim İkinci Kadının Olabilirim (!)

duydum başka bir kadına aşıkmışsın, ama duymadın beni..

ikinci kadının olabilirim..

meşru sıfatlar takınmadan dolanabilirim boynuna, incesinden..

boynun demişken..dişlerim kamaşırdı andığımda, beyaz-dı..ben tadına bakmadan önce..

vaatkardı..

bir adım sonra göğsünde olacağımın meşru tanığıydı..anlaşırdık.. ben iz bırakmazdım onda

o da izlemezdi beni..

eğilip bakmazdı..geçtiğim yollara..bir gece öncesinden sürdüğüm izlere..

ama konu boynun değil..ağzın mı ? hayır hiç değil..

kirletilmiş..safran sarısı incilerin süslediği, bir kızıl istiridye değil konumuz..

O'nun fısıldadığı, yasak cümleler değil..dokunurken sen, andığı onca küfür değil..

hayır sevgilim, konumuz ağzın değil..

bir fahişe edasıyla salınırken sen zamanda, çamaşırlarını ipte unutmuş bir kadın gibi seni bekleyişim de değil..

iç isyanları bastırmakta ne kadar usta olduğum, bana her gelişinde yeşil yosunlar kazırken teninden, beyninden kanayan ellerim de değil..

sapkın bir adamsın biliyorum ama saptırma beni mevzudan konumuz bunlar değil..

Ah yine yoldan çıkartıyorsun beni..

Biliyor musun;

tüm arka sokaklarda tutabilirim elini, ısıtabilirim nefesimle..

laf aramızda, topukları kırmızı bir çift siyah sandaletle kimse yakışmaz o kadar yanına..

sokağa bakan bütün metruk evlerin pencereleri açılır, geberip gitmiş tüm orospuların selamlar beni..

kıskanırlar kalçalarımın her bir kıvrımını..

yürüken..avuçlarındayken..dans ederken seninle..

hem bir kaç ağ var beyninde, eğirebilirim onları..bir kış daha geçiririz..kimsenin teni morarmaz, en azından soğuktan..

Ama konumuz bunlar değil..yaptıkların ve yapabileceklerim değil..gelecek değil..

biz değiliz konu sevgilim..

söylemiştim değil mi sevgilim,

ikinci kadının olabilirim.

Duvarda Bir Leke..

yine evin aynı köşesindeyim..

kulaklarımda avazı çıktığı kadar şarkı söyleyen bir adamın sesi..

ellerim saçlarıma dolanmış, kafatasıma kuvvet uygulayan bir mengene..

ağlamıyorum şimdilik, dahası bu becerebildiğim bir şey değil..

dudaklarımı kanatıyorum olanca hırsımla..

şakaklarımda atıyor nabzım..

etkiye tepki..

zaman, zaman eşlik ediyorum adamın sesine

gırtlağımda küçük delikler açma arzum depreşiyor

bununla ilgileniyorum..

odaya aniden ki mutlaka yanlışlıkla giren herkese

-"iyiyim" diyorum..

yüzümde tonlarca ağırlığında bir gülümseme

dudaklarıma yana doğru bir kavis vermek ağır geliyor ânımda ama alışkanlık..bozmuyorum..

kendimi tecrid ediyorum..

alıp karşıma konuşuyorum perde perde ilerleyen çatallamış sesim

bitmek bilmeyen sorular soruyor..

yüzüme bakıyorum..incelmiş, beyazın her tonu özellikle de sarıyla uyumu gözümü yoruyor

yorulan gözlerime bakıyorum

hep aynı sahnenin tekrarını izlemekten ayarı bozulmuş..küçük olan herşeyi belli bir oranda büyüten gözbebeklerime..

bu hastalığın kısa bir ismi vardı ama anımsamak istemiyorum..

sözcüklerle aram pek iyi değil..

devredilen mal varlığı listemdeler..

üzülmüyorum..bir icra memurunun hiç aklanmayacak ellerine teslim edişime..

kendimi bir kere daha bırakıyorum zamandan aşağı..

başş aşağı..

susuyorum..

biliyorum, birazdan sızacağım..

uyandığımda başımı yasladığım şeyin

omuzun değil de duvar olduğunu farkedeceğim..

- duu- var..bunun sen olmadığına kim inanır !

Senin de Değil..

uzağımda kaldın
bir kaç hayat kadar
bayatlamış yaşanmışlıklar kadar
uzağımda
ama
yanımda kaldığın zamanların
kekremsi tadı
dimağımı okşadıkça
uzak değil sığındığın hiç bir yer..

ve beni götürmediğin hiç bir yer
artık senin de değil!

Adam Sorar..

adam bir soru düşünür tüm
arkaik dillerde,

"sonralarında
sonrası gelir mi" ?

kadın bilinmeyen bir zaman diliminden
cevap verir;

" gelir..

doğru zamanlarsan

tüm hecelerin

es'ini..

korkmazsan sarmaktan

ve tutarsan

elinden

bırakmayacağını

avuçiçlerinin

her bir boğumuna

kazırsan

çingeneler dilinde,

gelir..!"

Zehir ve Taciri..

...bilmediğin bir tenin

bilindik tadı

gece yarısı uykularının katili

arzulanan tek karabasan.

uykuya en yakın anda

ensenizde gezinen nefesi

ve dudaklarınızda bir parça tuz

dişleriniz kamaşmış kandan..

kasıklarınızda aynı uyuşmuşluk

morfinin enjekte edildiği ânın hali

ve dünyadan kopuşunuzun müjdesi

bir kez daha..

damarlarınızın her bir aralığında

gezinen

..zehir !

ve bir kez daha hoşgeldin,

tâciri..