27 Ocak 2011 Perşembe

Viyana- Paris-İstanbul Hattı..

düşünüyorum da evimden bu kadar uzakta, ülkemden, oğlumdan..ne işim var..
bir cadde sonrasında sesi içimi hep ürperten metro benim adreslerimi bilmez..

evin diğer odasında sızıp kalmış olan fransıza,onunla sevişmiş olmamın fransızca aksanlı ingilizceyi komik bulmuş olmamdan kaynaklandığını söylesem bana ne der..

ya da fransız aksanlı bir çocuk doğurmak istediğimi ama tohumlama işleminden hemen sonra onu görmek istemediğimi..

paris'e direk uçuşu olan üç uçak biletini istisnasız aynı bankta yırttığımı..

ya da buraya birlikte geldiğimiz, resmen eşim olan sevgilime bunun kocaman bir hata olduğunu artık bu hatadan da bu ülkeden de dönmek istediğimi söylesem..

şarapla birayı aynı gece karıştırıp,sonra evin yolunu karıştırıp bir alt geçitte uyanmayı özlediğimi, virajların kayganlığını bir pencere olmadan hissetmeyi özlediğimi, çantamda her zaman bir eşofman gezdirdiğimi çünkü ihtimaller üzerinden yaşadığımı..tayyör sevmediğimi, ceketli takımlara bayılmadığımı kotumun içinde mutlu mesut dolanmaktan keyif aldığımı..

ne bileyim, klasik müzik sevdiğimi çok sevdiğimi ama bir yerde horon tepen ne bileyim halay çeken her ne yapıyorlarsa dünyanın geri kalanını düşünmeyip buna odaklanan insanların sesini de aynı derece de sevebildiğimi..

artık resim yapamadığımı çünkü iştahımın kesildiğini, fotograf çekmenin beni biraz olsun yatıştırmadığını..konsolosluk yemeklerini komik bulduğumu, kitaplardan alıntı yapan insanları aşağıladığımı ama bunu en yakın dostuma söyleyemediğimi,aynı dostuma burada açtığım dört serginin ses getirdiğini bir burs daha getirdiğini ama tatmin olmadığıma çok üzüldüğümü anlatamadığımı..

hayatım boyunca hep eksik kalacakmışım hissiyle yaşadığımı..

anahtarı yutmuş fare gibi duvardan duvara zıpladığımı, son bir gayretle kendisini terk edeceğimi sonrasını bilmek istemediğimi..terk etmenin bana yabancı bir kelime olmadığını zaten aksini bilmediğimi..

anlatsam uzun uzun anlar mı..

ya da gidip şu herifle bir kez daha sevişip anlamadığım bir dilde uyusam mı..

Bir Kadın Yarası..

kırgınlıkları olan bir kadındı, bir de yara izleri.. göğsünden yukarıda bin aşağısında iki tane..sonsuz bir dokunma arzusu yaratan,girift,pürüzlü..
solgun yüzünde hiç bir renk tonunun tasvirini yapamadığı iki koyu ışık..düşünce hızında yanıp sönen..

koyu, dalgalı saçlarıysa boynunu zar zor örtüyor..kimse de bu durumdan şikayetçi değil..ensesinde bir isim gibi, tek başına bir kara leke..tüm beyazlığın ortasında..iştah açan..

selanik'in göçmen hali tenine kazınmış..minyonluğuna, belinin kıvrımına.. ona bakarken; çekingenliği, naifliği değiyor bir yerlerinize..

öyküsünün ortasında çatlamış sesi, her seferinde o öyküyü yeniden saran uzun parmaklı, küçük elleri..
bir de ayakları. şekilsizliğinden dem vurulmuş, iki güvercin gölgesi..

bunların dışında..yanında yöresinde değil tam olarak üstünde..sayfalar var..kadının okuyup şekillendirdiği, kadının kaleme değip şekillendirdiği, kadının salt düşünerek şekillendirdiği..yani demem o ki, kadının şekil verdiği bir dünya var orada..

kurallarını koyduğu, şarapla tütsülediği.. yüzyılın aklıyla değil sancısıyla, merhametiyle..
canlıları bir birinden, kadını erkekten ayırmadan..ait olmadan, kovulmadan..istekleriyle, değerleriyle..
hep bir yerinde ışığı kırarak ama aydınlığından ayrılmayarak..

bir akıllı, çok deli..tımarhanesinin kraliçesi..kocasının gözbebeği..kedilerinin anası..

bir kadın yarası..

25 Ocak 2011 Salı

Geçmişle Sohbet - III

- tamam hadi söylemedim bir şey..uslu bir kız ol, anlat..
+ anlatılacak bir şey yok, bu kadar işte..
- görüşüyor musunuz..
+ hayır ama konuşuyoruz.
- ne hakkında ?
+ ordan, burdan..
- biliyor mu ona olan ilgini?
+ evet.
- söyledin mi, anladı mı ?
+ hala aptal adamlardan hoşlanmıyorum..o kadar done verdim anladı elbette..ama..
- ama ?
+sonra anlaması bana yetmedi söyledim..
- sevgilisi olduğunu bilmeden önce mi sonra mı ?
+ ne farkeder?
- hadii..
+ sonra çünkü hep biliyordum..
- sonuç ?
+ sonuç?
- ne söyledi sana ?
+ yapma dedi..
- dahası var mı?
+ yok..beni istiyor sadece hepsi bu..
- seni barda ki adamlarda istiyor, yoldakiler de..özellikle de istenmek istediğin de..
+biliyorum, O'nun içinde durum aynı zaten..
- alacak mı ?
+ yeterince isterse alır, bir mahsuru yok benim için.
- başka ne istiyor senden ?
+ hiçbir şey..
-sordun mu bunu O'na ?
+ sormadım ama söyledi..
- iyi, endişelenmeye gerek yok o zaman sıkılırsın yakında.
+ öyle gibi.
- yine de dikkat et..
+ ederim..

...

- benden çok konuştuk, sen de neler var ?
+ ilk kez bana birini anlatıyorsun tadını çıkartıyorum..çok sayılmaz..ben de bir hemşire, bir de Nesrin var..
- neden birinin ismi var diğeri hemşire..
+ birinin tenini bilmiyorum, isime gerek yok..
- off..yunus..
+ niye gülüyorsun ki..Nesrin öğrenci, o da çok genç seni anımsatıyor bana..
- evet çok ortak noktamız varmış..
+ komik mi şimdi bu, gülme sinirlerim bozuluyor..hatırlatıyor ama, ben seni tanıdığımda saçların kızıldı onun da öyle..
- gülmüyorum ya..evet kızıldı..
+şimdi neden kahverengi?
- o kadar heyecanlı değilim, saçlarımda değil.
+ heyecanlı..bana kafa tutuşun..art'ın orta yerinde çıplak ayak dans edişin..
- hatırlıyorum..
+ çok da ukalaydın.. " - hangi zevksiz buraya gül dikmiş, - ne dikseymiş,- belki zambak belki lale ama gül değil,- sen zambak mı seviyorsun, - neden sordun,- çünkü o gülleri ben diktim.."
- zevksiz dememiştim dangalak demiştim..ve sen oraya zambak dikmiştin.
+ ağzın bozukmuş demek ki o zamanlar..
- öyleydi..
+ şimdi temiz mi..
- fazlasıyla..
+ güzel zamanlardı..yemeğe çıkışımızı hatırlıyor musun peki?
- neden unutayım..
+ ben de unutmam.." - bir şeyler yiyelim mi akşam ? - bu akşam mı? - evet. - olmaz..ya klasik bir tavır değil..bu akşam sevgilimden ayrılmam gerek ama yarın olur. - sevgilin mi var? - bunu yarın sor, görüşürüz." neden öyle söyledin de aldatmadın.
- neden hep aynı şeyleri konuşuyoruz..bunları ikimiz yaşadık film replikleri gibi tekrarlamak zorunda mısın ?
+ neden bana sevgilin olduğunu söyledin de onu aldatmadın?
- off..kaç kez cevap verdim bu soruya bilmiyorum..çünkü seninle olacağımı biliyordum, çünkü maymun değilim bir dalı tutmadan ötekini bırakmamak gibi bir mantığım yok ve o kadar kirli değildim kimseyi aldatmamıştım onu da aldatmadım.
+ismi neydi?
- ilker.
+ilker, evet..
- sen ilk beni mi aldatmıştın ?
+ evet ve son da olacak..
- olmaz, başladın bir kere..
+ oldu ama..senden sonrakilerin hiç birini aldatmadım..
-çünkü canımı yakmayı seviyordun..
+ hayır, canım yanınca saldırganlaşıyordum..
- canın yanıyordu çünkü beni seviyordun..
+ hayır seni hiç sevmedim ben sadece aşıktım..
- ...ne fark var..
+ yapma, bunu ilk kez duymuyorsun..
- sana zarar verebilirim, neden korkmuyorsun..duymaktan hoşlanmayacağım herşeyi neden söylüyorsun !
+ sen aptal değilsin sadece hastasın..seni kandırmam mı gerekiyor..ya da avutmam ve evet senden korkmuyorum..
- seni öldürebilirim.!
+ sahiden mi ?
- ama bunu yapmam..zaten bunu istiyorsun değil mi..
+ ne istediğimi bilmiyorum, ne istemediğimi de..
- ben biliyorum ama derdin bu senin..ne zaman öleceksin?
+ bilmiyorum, çok zaman yok ama..
- ölme..
+ neden ?
- her boka neden...başka bir şey bilmez misin sen..papağan gibi..
+ niye bu kadar büyütüyorsun..kendimi bildim bileli neden diye soruyorum kimse aksi bir şey söylemiyor..sıkılıyorum.
- bir de bu var sen hep sıkılırsın sıkılınca da siktir olur gidersin..
+...
- gitsene hadi..sıkıldın yine yüzünde okuyorum, git-se-ne!
+ peki..
- bu gece benimle kal..
+kalamam..
- ne zaman geleceksin
+ önümüzde ki bir ay gelemem..sakın krize girme, ciddiyim..ondan sonra girebilirsin canın isterse, temmuz gibi..
- sana ihtiyacım var..
+ yapma bunu, böyle anlaşmadık..
- anlaşmadık..anlaşma için mi geliyorsun buraya..
+ yunus..
- tamam git..temmuza kadar iyi olurum, sonra gelirsin..
+ aferim sana..
- öpme beni, seni tanımıyorum artık..
+ tanışıyoruz, malesef..

Geçmişle Sohbet - II

... - toprak'ı görüyor musun ?
+ hayır..
- rüyanda da mı görmüyorsun?
+ hayır.
- unuttun mu onu ?
+ ..
- sen zaten çok kötü bir anne olurdun, eminim senden nefret ediyordur..
+...
- ben de senden nefret ediyorum !
+..
- yapmadığın her şey için..yaptığın herşey için..beni aldattığın için, hasta ettiğin için..senin yüzünden buradayım !
+ ...
- bir şey söylesene bana !
+ öyle olmadığını biliyorsun..
- öyle !
+ iyi , o zaman ben de buradayım, sana haksızlık etmemişim demektir.
- haksızlık etmedin mi..sen, sen var ya kaltaksın !
+ olabilir..
- çık dışarı..git!
+ peki..

kadın çıkar odadan, salona geçer..kimse neden geldiğini sormaz..herkesin bildiği ama kimsenin dile getirmediği hale bir sigara yakar..evin geri kalan "sakin"lerinin sorularını cevaplar birer cümlelik yanıtlarıyla..hiç yanıt göndermediği bir sesi duyar..

- merak ediyorum, hiç işin gücün yok mu senin neden geliyorsun buraya? deli misin sen?
+ sana da merhaba Gökçe.
- O'na iyi geldiğini mi sanıyorsun.cefakar, vefalı eski sevgili ha..
++ Gökçe, yeter..ne istiyorsun kızdan, rahat bırak..

kadın gülümser..sesin sahibine bakar.." çünkü kardeşini istiyor diyemez"..defalarca kez, ayrı ayrı insanlardan duyduğu soru cümlesini düşünür..insanların nasıl olup da bu kadar tek tip, aynı formikadan çıkmışcasına konuşabildiğini daha sonra düşünmeye karar verir..
aynı evin içinden iki adamla aynı anda birlikte olmuş, belki de hâlâ olan..birinin yengesi diğerinin karısı olan kadına bakar.. "midemi bulandırıyorsun" cümlesini içinden,

-" başımı döndürüyorsun Gökçe, bir bardak su rica edebilir miyim" i dışından kurar.."
+ su mu..bu mu cevabın yoksa bir cevap bulamıyor musun..

kadın düşünür, gülümseyen haline devam ederken..yıllardır hiç anlamadığı dahası anlatamadığını..
bir insanı en kötü halinde ortada bırakmanın insanlar için olumlu bir davranış olması kurcalar aklının bir köşesini..bu kadar duyarsız, acımasız olmalı mıdır insan..aksine niyet etmek, beceriksizce de olsa bu kadar kötü bir davranış mıdır, anlaşılmaz mıdır..altında başka bir neden aramak neden..

bunları düşünmekten vazgeçer, derin bir nefes alır..

- neden bu kadar saldırgan olduğunu bilmiyorum, varlığımdan rahatsız olduğunu da biliyorum ama sonucu değiştirmeyecek..çağırdığı sürece geleceğim, söz verdim..

+ neden buradasın ?
sorunun sahibine bakar, adam başka bir yerdedir..
- sigara içiyordum canım, geliyorum..

tutar adamın elinden..aynı kapıdan bir kez daha geçerler..

- ben de sigara istiyorum..

kadın gülümser adama, bir vakitler adamı olan adama..uzanır öper..şaşkın bakışlarına aldırmaz..

+ böyle de içebilirsin derdin nikotinse..

adam alır kadını kucağına, günün ilk kahkasını atarlarken..

- beni nasıl durduracağını hep bildin..
+ hep değil, ama artık biliyorum..

öpüşme faslı kadının yanağına bir kaç damla tuz düşüne kadar devam eder..

- neyin var Yunus..?
+ ismimi söyleme, huzursuz oluyorum..

boynunu çekmez, adamın dudaklarından..ama bir vakitler kor gibi izler bırakan dudaklarla bunların aynı olmadığına yemin ederken bulur kendini..ve o dokunurken, nasıl olup da bir başka adamı düşünebildiğine inanamaz..O'nu düşürken boynunun lav yağmuru altında kalmasına, Yunus'a rağmen..buna da inanamaz..

- ne düşünüyorsun ?
+kimseyi düşünmüyorum..
- kimi düşünüyorsun demedim, ne düşünüyorsun dedim..
+..afedersin.
..

- kimi düşünüyorsun?
+ bir adamı.
- biri mi var hayatında?
+yok..
- ama birini düşünüyorsun..
+gibi..
- düşünüyorsan durum kötü, ikiniz açısından da..
+ güldürme beni.
- tecrübemi komik mi buluyorsunuz matmazel ?
+ offf..
- tamam, tamam..anlat bakalım..
+ anlatamıyorum ben biliyorsun..
- gel bakalım göğsüme..eski yöntemle ilerleyeceğiz...ip ucu kelimeler..
+ kaç tane?
- beş olsun.
+ tamam..ımmmm...uzak, hasta,sevgilisi var üstüne ona aşık olduğunu sanıyor, onu istiyorum bütün olarak..kaç oldu ?
- dört oldu canım, bir tane daha..
+ onu sürekli rüyamda görüyorum.
- bak bu en feciisi..
+ sorma..
- beş sene de beni iki kez rüyanda gördüğün düşünülürse..
+ kıyaslama mı yapıyoruz..
- hayır, kızma. garip sadece..
+ bence de ama O bunu garipsemiyor.
- seni tanımıyor öyleyse.
+ pek sayılmaz..
- hasta dedin ?
+ depresif bir adam..
- ne kadar?
+ oynamak mı istiyorsun..iki tam sesi olan bir gam..
- anladım, bak bu iyi bir rakip..
+ kimse kimseye rakip değil..sen saf dışısın o da oyundışı..
- normal bir adam bulsaydın şaşardım..iyi bir serin olacak önce bir şizofren sonra..
+off..
- off mu..ya bana hasta diyorlar bir de..alımlı, çalımlı, akıllı bir kornişonsun işte ama ağına hep sakat alıyorsun..manyak mısın sen?
+ özel bir çabam yok bu alanda..bir şey aramıyorum ama "normal" dediğiniz her neyse onu bulamıyorum ki bana normal geliyorsunuz..
- ne kadar uzakta..
+çok..aslında mesafe uzak değil adam uzak..yoksa hava alanı kadar mesafe o kadar..
- akıllanmazsın sen..neyi kaybetmek istiyorsun da bulaşıyorsun böyle adamlara
+ efendim?
- ..

Geçmişle Sohbet - I

evde bir gerginlik..kimsenin yüzünde "seni gördüğüme sevindim" ifadesi yoktur..sadece derin bir nefes alırlar bir kaç saatliğine de olsa bir deliden kurtarıldıklarına..
hava ağırlaşır..evsahipleri ayaküstü sohbet etme telaşındayken geçmişden bir anı yumağı düşer kadının kucağına..oyalanmaz..

- nerede o?
+ odasında..

bir kez daha aynı kapının önünde, aynı ruh halinin bozuk pikapta tekrarı gibi..hep bir kez dahalar..

- ben geldim..

ayağa kalkar adam tereddütle adımlar kadına doğru..gözkapaklarında, çenesinde, dudaklarında gezdirir parmaklarını..duraksar bir müddet..sarılır..içten, sıcak..
- " nasıl özlemişim kokunu, hoşgeldin"..

kadın gülümser..kurtarır kendini saran kollardan..her ağlamak üzere olduğunda yaptığı gibi kısılmak üzere olan sesini düzeltir tam da bu sırada yerlere saçılmış onlarca resime kayar gözleri..bir çoğunda aynaya her baktığında gördüğü suret..

- tekrar resim yapmaya mı başladın?
+ hayır.
- bunları sen yapmadın mı?
+ bunun anlamı ne şimdi..yaptıklarımla değil benimle ilgilen..
- peki.
+ ben kahve kullanamıyorum, çay içelim mi ?
- peki, içelim.
+ peki demeyi kes..beni deli ediyorsun ! o aptal sözcüklerinle beni onaylamayı, bunu yaparak canımı yakmayı bırak artık..dalga mı geçiyorsun sen benimle..
- peki, bıraktım..
+ gülümsemeyi de kes sürekli, sanki burada mutluymuşsun gibi..ve..ve...

avazı çıktığı kadar bağırmaya başlar adam öyle ki salt sestir..sözcükleri kaybetmiştir nefesinde..tek kelime anlamaz kadın..her ünlemin önünde bulunan adını tanır yalnız..tekrarlanan bir sahnedir yıllar içerisinde, gözlerini çekmeden adamın gözlerinden beklemeye başlar ki ayak sesleri de karışmıştır şimdi bu kakafoniye..kapı açılır..telaşlı gözlerle kendilerine bakan bir anne, bir kardeş ve eşi..

onların bu şaşkın ya da şaşırmış rolü yapan hallerine sahiden şaşırır kadın..yıllardır yaşadıkları sahne hep aynıdır, kendisi tepki verme yetisini bırakmışken ,çok öncede.. onların bu telaşlı, kendisini kurtarmaya gelmiş tavırları canını sıkar..

- hafize teyze, kapatın lütfen kapıyı..
+ ...

adam kapının sesine değil ama kendi sesine tepki verir..durulur..diz çöker kadının yanında..yüzünde o bilindik ifade, pişmanlığa bir adım yakın..

+ gelebilir miyim ?
- gel..

adam dizlerine uzanır..yüzünü karnına gömer..kesik hıçkırıklar arasında bir kaç özür cümlesi duyar kadın ama aldırmaz...ellerini saçına takar adamın, çok eski iyi zamanlarında birlikte söyledikleri aptal bir şarkıyı mırıldanır ..mırıldanır..mırıldanırlar..

+ sesini de özlemişim..
- ...
+ sağlığın nasıl ?
- iyiyim.
+ sen her zaman iyisin değil mi?
- elbette..
+ niye benimle uğarşıyorsun, kendinle uğraşmak varken..gitmiyorsun değil mi tedaviye.? ah, sorunlar, sorunlarım bunları çözemezsin..kendine zarar verirsin en fazla..hayır söyleme sana zarar veririm demiyorum ben bu kotayı fazlasıyla doldurdum...senin canın yandı, ben şimdi buradayım..yani hiçbir şey düzelmedi ama sen de buradasın..derdin ne?
- şşştt..sorma, uyu..uyumuyormuşsun son zamanlarda sana ne kadar zarar vereceğini biliyorsun değil mi bunun..
+ seninle uyanamıyorum ama..
- bu yeni değil ama..

...

Gece Yarısı Pisuvar Nöbetleri..

bir pisuvarın önünde sırada kadınlar..

aynı kaba yapmak için..

ince bellisi, uzun boylusu,

sarışınlar daha da fazlası esmerler..

kumrallarda var aralarında..

cennetten kovulmuşlar alınlarında damgaları

bileklerine kadar inen elbiseleri, yeşil çuhadan

eprimiş eteklerinden elbisenin

diz kapakları görünüyor

is içinde yüzleri ve halleri bezgin

yalnız gözlerinde iki damla ışık

çok uzak bir geceden çalınmış..

elleri kirli, tenleri kirli, kalpleri kirli..

kadınlar, biraz daha bulaşmak için bu kire..

birbirlerinin enselerinde nefesleri..

- yaşlı veya sorunlular önden lütfen !

Söylemiş miydim İkinci Kadının Olabilirim (!)

duydum başka bir kadına aşıkmışsın, ama duymadın beni..

ikinci kadının olabilirim..

meşru sıfatlar takınmadan dolanabilirim boynuna, incesinden..

boynun demişken..dişlerim kamaşırdı andığımda, beyaz-dı..ben tadına bakmadan önce..

vaatkardı..

bir adım sonra göğsünde olacağımın meşru tanığıydı..anlaşırdık.. ben iz bırakmazdım onda

o da izlemezdi beni..

eğilip bakmazdı..geçtiğim yollara..bir gece öncesinden sürdüğüm izlere..

ama konu boynun değil..ağzın mı ? hayır hiç değil..

kirletilmiş..safran sarısı incilerin süslediği, bir kızıl istiridye değil konumuz..

O'nun fısıldadığı, yasak cümleler değil..dokunurken sen, andığı onca küfür değil..

hayır sevgilim, konumuz ağzın değil..

bir fahişe edasıyla salınırken sen zamanda, çamaşırlarını ipte unutmuş bir kadın gibi seni bekleyişim de değil..

iç isyanları bastırmakta ne kadar usta olduğum, bana her gelişinde yeşil yosunlar kazırken teninden, beyninden kanayan ellerim de değil..

sapkın bir adamsın biliyorum ama saptırma beni mevzudan konumuz bunlar değil..

Ah yine yoldan çıkartıyorsun beni..

Biliyor musun;

tüm arka sokaklarda tutabilirim elini, ısıtabilirim nefesimle..

laf aramızda, topukları kırmızı bir çift siyah sandaletle kimse yakışmaz o kadar yanına..

sokağa bakan bütün metruk evlerin pencereleri açılır, geberip gitmiş tüm orospuların selamlar beni..

kıskanırlar kalçalarımın her bir kıvrımını..

yürüken..avuçlarındayken..dans ederken seninle..

hem bir kaç ağ var beyninde, eğirebilirim onları..bir kış daha geçiririz..kimsenin teni morarmaz, en azından soğuktan..

Ama konumuz bunlar değil..yaptıkların ve yapabileceklerim değil..gelecek değil..

biz değiliz konu sevgilim..

söylemiştim değil mi sevgilim,

ikinci kadının olabilirim.