hızlıca çekilmiş bir kapı
ve ardışık tonlarda birbiriyle yarışan adımlarıyla
hiç konuşmadan ama ardı ardına yakılan her bir izmariti
birbirlerinin göz hizasında bir noktaya sabitleyerek
yürüdüler..
o çok uzun barbaros caddesini
yine tek kelime etmeden
kadının dönüş bileti alındı..
adamdan tek bir hamle, bir "git" me bekleyen kadın
giderek uzayan sessizliği bozdu..
- şarap içelim mi?
- peki..
devamı yine uzayan sessizliğe eşlik eden
uzun adımlar.
tek kelime edilmeden
alınan iki şişe şarap..
ve beşiktaş sahili..
hızlıca içilen bir kaç yudumdan sonra
kadın başını adamın omzuna koydu
adam biraz tedirgin..
- birlikte olamama nedenlerimiz üzerinde yeterince konuştuk..sana dokunmayı neden istemeyişimi de..
lütfen yapma..
kadın bir nefes daha çekti sönmeye yüz tutmuş sigarasından..
ayrı geçirilen beş ay boyunca hayal ettiği tüm o kavuşma sahneleri tek tek canlanır gözünün önünde
memleketin ücra sayılabilecek hemen her kentinde
hemen hemen her gece..
ve hep aynı yıldıza bakarak
ve hep iyimser olarak
düşlediği her bir an, şimdi büyük bir fiyaskoya dönüşerek
yaşanmışlıklar içindekini yerini almıştır..
bu düşkırıklığının en yakın tanığı olan yıldıza tekrar kayar gözleri..
adama da gösterir sırdaşını..
- biliyor musun şu an bize götüyle gülüyor..
adam her zaman ki umursamazlığıyla bakar yıldıza,
- bizi o kadar ciddiye aldığını sanmıyorum..
bugra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bugra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Nisan 2010 Pazar
24 Ocak 2010 Pazar
karanlıktankorkankadın
koku..kokuyla başladı her şey,soluğundan bile önce;
şahdamarının üstünü dağladığımda atan kalbinin kokusu sardı varlığı ve var olmayanı..
ölüm kokuyor şimdi her yer senden ziyade
miğdem bulanıyor, bilincim allak bullak bu zifir kuyusu kokudan
kusmak istiyorum..içimde her ne varsa sana dair; dökülsün istiyorum damla, damla kalemimden..
dökülen her satırla vücuda gelirsin belki, dirilen son tanrı gibi-ki anlarsın sen dirilmeden önce öldürülmüş olduğunu,eksikliğinden-..
kudreti kendine yetmeyen tanrı-adam olur gelirsin ötelerden..
sarılırım sana sımsıkı etin acır,konuşamazsın...ölsen de konuşmazsın zaten sen,konuştuğundaysa alt metnin asıl olduğunu bilir takarım "sen" gözlüklerimi..
senden bakarım da sana yine çıkamam içinden..
düğüm olur kalırsın.ama yabancı kalırsın en az dünya kadar bana.öpsem donar, sarılsam üşürsün içinin yalnızlığında..
ben yine de sarılırım sana sımsıkı örterim üstünü bütün korkularının ve yasak meyvelerle donanmış bir masa da hazırlarım sana belki bir kadehte rakı..
yine de üşürsün sen,ısıtamam içini; duygusal cereyanda kalmamak için kapatırsın tüm kapılarını ben yine dışarda kalırım..!
dışarısıda en azsenin kadar karanlıktır ve sen bilirsin aslında ben karanlıktan korkarım!
şahdamarının üstünü dağladığımda atan kalbinin kokusu sardı varlığı ve var olmayanı..
ölüm kokuyor şimdi her yer senden ziyade
miğdem bulanıyor, bilincim allak bullak bu zifir kuyusu kokudan
kusmak istiyorum..içimde her ne varsa sana dair; dökülsün istiyorum damla, damla kalemimden..
dökülen her satırla vücuda gelirsin belki, dirilen son tanrı gibi-ki anlarsın sen dirilmeden önce öldürülmüş olduğunu,eksikliğinden-..
kudreti kendine yetmeyen tanrı-adam olur gelirsin ötelerden..
sarılırım sana sımsıkı etin acır,konuşamazsın...ölsen de konuşmazsın zaten sen,konuştuğundaysa alt metnin asıl olduğunu bilir takarım "sen" gözlüklerimi..
senden bakarım da sana yine çıkamam içinden..
düğüm olur kalırsın.ama yabancı kalırsın en az dünya kadar bana.öpsem donar, sarılsam üşürsün içinin yalnızlığında..
ben yine de sarılırım sana sımsıkı örterim üstünü bütün korkularının ve yasak meyvelerle donanmış bir masa da hazırlarım sana belki bir kadehte rakı..
yine de üşürsün sen,ısıtamam içini; duygusal cereyanda kalmamak için kapatırsın tüm kapılarını ben yine dışarda kalırım..!
dışarısıda en azsenin kadar karanlıktır ve sen bilirsin aslında ben karanlıktan korkarım!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)