10 Haziran 2010 Perşembe

Kayıp Zamanlarımın Özeti..

ne yapıyorum ben diye düşünürken buldum kendimi yine..pencereden süzülen üç beş damlaya bakarken..yağmur dinmiş..hiç farketmemiştim yağdığını..
ne yapıyordum ben..bir kaç sıradışı zaman dışında..

sabahları erken uyanıp biraz yürüyor, dönerken günün gazetelerini topluyor.. sonra ılık bir duş, günün haberlerini izlerken bir fincan kahve kahvaltı niyetine..mutlaka dağıtılarak okunmuş..önemli bulunanlar akşam tekrar okunmak için kenara atılmış gazete yumağının üzerinden geçiş..dolabımın önündeyim..günün anlam ve önemi düzeyinde bir kaç kıyafet seçimi belki bir aksesuar..kuaför için yine vakit kalmadığından dahası istek olmadığından omuzlara sabitlenmiş saçlar..topuklusundan -artık -bir çift ayakkabı..tam kapıdan çıkacakken yeni uyanmış olan Utku'ya uzaktan bir öpücük, gazetelerimi toparlama uyarısı..sonra arabadayım..istisnasız bir şekilde özlediğim motorumu yad ederek..özlediğim tek şeyin o olmadığını bilerek..

bunları düşürken okuldayım..yüzüme oturmuş ölçülü bir gülümseme..daha da fenası alıştım artık bunu kullanmaya..hızlıca açılıp kapanan kapılara, koşturan öğrencilere bakıyorum..dişlerini sivriltmişler..herkes aç yine bu sabah da..anlamıyor değilim aslında onlarla durumumun çelişkisini..emek verdiler, bir çoğundan defalarca kez duyduğum gibi "çok çabaladılar " burada olmak için..peki ben..ben sanırım sadece çok istedim..hiç anımsamıyorum deli gibi çalıştığımı, notların arasında ezildiğimi..final sabahı uzak bir şehirden gelip iki sınava birden girdiğimi de bilirim, bölümün en ağır sınavına ellerim boya içinde gittiğimi de..zaten okula ekseriyetle sınav zamanları uğradığımdan...istemek önemli..şükür ki hala istiyorum.. yüzümde aynı güllümsemeyle öğleden sonranın son vakitlerine kadar girilen dersler belki seminerler..kütüphane de bir kaç tur..keyfim yerindeyse sosyal ağım dahilinde birileriyle içilmiş bir fincan kahve..sonrası dışarıdayım..belki bu hantal şehrin bir kaç caddesine giderim..bir film, bir sergi belki bir konser için.. ya da belki galeriye uğrarım haftanın en az iki günü yaptığım gibi..fiyat etiketlerini görmezden gelerek yeni bir şeyler umuduyla bakılan tablolar..insanlar bunları neden satarlar dahası nasıl bunu hiç anlamayacağım ama her seferinde aklımın bir yerine takılacak bir çengel..
belki Utku arar gidilmesi gereken bir yer "hayatım mutlaka görmeni / tanışmanı istediğim.." tümcesiyle takdim edilir..kimi zaman sahiden ilgimi çektiğinden kimi zamansa sırf kırmamak adına olumlu bir cevap verilir..sonrası küçük koşturmacalar...kuaför, ev arasında çizilen paraleller..zil çaldığında mutlaka hazır olunduğundan alınan övgüler.." bu halin bile özel kimse gibi bekletmiyorsun beni" gibi cümleler..bunun özelliğimden değil aslına bakarsan pek önemsemediğimden olduğunu anlatma çabaları, gereksiz..

gidilen yerin niteliğine göre, sıkılmış, yorgun ya da tatmin olmanın keyfiyle geç saatlerde eve dönüşler..bir adamın gözleri, istekleri bu kadar üzebilir mi bir insanı..üzer.. sandığın kadın değilim diye avazım çıktığı kadar bağırıyorum içimden..ya yorgun bir sevişme için ikimizden birinin yatak odasına-birleştirmek gibi bir hata yapmadık-..ya da benim firijit olduğuma artık kanaat getirmeye başlamış olan sevgilimin göz kapaklarına bir öpücük..sonrası bir duş, gazeteler, internetteki sayfaların takibi, belki tez yazımına devam..odanın bir köşesinde bana bakan boyalarım..küs zamanlar yaşıyoruz onlarla uzun bir süredir..görmezden geliyorum..eski zamanlar aklımda, durmadan yenilenen bir harita üzerinde ki şehirler, gökyüzüne bir ucundan bir ucuna dokunulan ..aklıma estiği gibi nefes aldığım, ellerim hep boya lekesi...hep bir koşturmaca insanlar üzerinden..

vişne çürüğü bir koltuk aldım bu eve ilk taşındığımda hala ilk günün keyfiyle kucaklıyor beni..onun üstüne kurulmuşken eski kutuları karıştırıyorum bazen 700 ün üzerinde yaşam öyküsü, bir vakitlerden fotograflar..ya da bir kitabın sığınılmış sayfaları..kulağımda bir kaç nota uyuyakalıyorum..
uyandığımda bazen yatağımda buluyorum kendimi üstüm örtülmüş..itinayla..vicdanımın bir yerleri ayaklanıyor hemen..ya da koltukta olduğum yerde buluyorum kendimi bu da başka kapılar açıyor önümde..hiç birinde fazla oyalanmadan giyinip sokağa atıyorum kendimi sonra baştan başlıyorum..
tekrar bir yürüyüş, gazeteler, duş, kahve..devamını biliyorsunuz zaten..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder