vapur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vapur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2010 Cuma

Bir Ada Düş'ü

öğleden sonranın en yalın halidir, kabataş'tan vapura bindiklerinde

haftalardır hayal ettikleri hayale bir deniz mesafesi kadar uzaktadırlar artık

sabahın puslu hali silinmiştir gökyüzünden, bekledikleri yağmur yağmayacaksa da dert etmezler

yaşlı bir çiftin karşısındaki banka ilişirler usulca,

bir çok konunun üzerinden adım adım geçerlerken, kadın usulca yaslar başını adamın omuzuna

denizin sukutundan çok uzak martıları izlerler..susarak konuşurlar..derinden bir huzur konar ellerine

iskelesine vapurlardan önce kedilerin yakıştığı adaya gelirler nihayet..

halki isimli şirin bir pansiyona o geceliğine ev derler..

odaya girişte kadın gergin, adam suskun bir müddet otururlar..

aynı yatagın üzerinde ilk sigaraları..

nasıl geldiği bilinmeyen bir sevişmek gelir, gitmez..

odadaki ilk üç saatlerini tükettiklerini, açlıklarını fark ederler..

hava kararma saatlerindedir..

adamı bilmem ama bu sıralarda kadın bir şeyi daha farkeder,

yataktan kalkmadan uzanır adamın ellerine, sıkı sıkıya tutar

- ben yarın sabah gidiyorum

+neden?

- çünkü olmuyor, olmayacak..sorma daha fazla..

+ sormayacağım çünkü anlatacaksın, giyin hadi çıkalım.

altı-yedi masalık bir balık lokantasında alırlar soluğu, gerginlik aralarından ayrılmaz

iki levrek, iki bira ve koca bir salata tabağına bir yığın konu eşlik eder.

geçmişten konuşurlar, yapılmak istenenlerden, totemlerden, masanın üstünde bir noktaya asılmış bir resmin perspektifinden, müzikten...
konu bir noktadan itibaren geleceğe gelir...birbirlerini anlamamakta direnirler...
koyu sohbetin nihayeti adam için, kadının kendini anlamadığına, düşüncelerine saygı duymadığına bağlanır
kadın için, adamın kendisini vazgeçemeyecek kadar sevmediğine..

bunun dışında her konuda anlaşılmıştır.. kadın adamın umutlarının destekçisidir yine, anlayanı; adam da kadının ışığı. tualde ki tek rengi..
tartışmanın bir yerinde kadın duraksar, yorulmuştur artık..yüzünü yıkamak için izin ister..döndüğünde telefonunda bir mesaj;
"seninle olmak için seninle olma nedenlerimden vazgeçmem"..okur usulca tek kelime etmez çıkarlar..

hava serindir biraz, adam uzatır elini, kadında sokulur biraz daha..

- denizi izleyelim mi biraz?

+ olur..

yakamozu olan bir deniz değildir ama tıpkı onlar gibi dinginde değildir..

kadın biraz daha sokulur adama, uzanır öper..uzun, uzun...boynunda gezinir, sakallarında..bir adım sonrası ateştir herkes alır kokuyu..uzanır adamın erkekliğine,

adam,

- bizim bir odamız var hayatım.. diye belirler rotayı kısılmış sesiyle..

+ gitmek istemiyorum..

devam ederler kaldıkları yerden..kesik solukları birbirine karışmışken adam sorar,

- ormana gidelim mi?

kadın duraksar bir an için..mantık çizgisinden çıktığını hiç görmediği bir adamın bu önerisine şaşırır, sevinir de ama bir adımda olsa çizgiyi aşabildiklerine..

+ peki, der daha fazla düşünmeden..

sevişmekle ilgili tek kelime etmeden, aynı suçun gönüllüsü olmanın yarattığı güvenle çıkarlar patikayı..

sonrası, biraz yeşil, biraz sıcak çokça da aşktır..

dönüş yolunda adam birden sorar,

- sana attığım mesajı anladın mı ?

kadının cevab nettir,

- "bence ikimizde anlamadık.".

bir çocuk parkını geçip, buraya yerleşsek hayalleriyle göz koydukları evlerin yanından pansiyona ulaşırlar..

sabahın ilk ışıklarına kadar süren sohbetler..adamın korkuları, kadının iç yargıları..

uyanırlar..kesik bir kaç cümle, özensiz bir toplanma çabası..fularlar çıkartılır, izler örtülür bir gece öncesinden kalan..

gecelik ev terk edilir..öyle sessiz, kayıp..

iki simit, iki kahvenin başınadır doymaları.. ayakları altında bir tüy yumağı..birbirlerine değmeden ilgisiz konular üzerinden bir kaç lakırtı..

söz biter, vapur yetişir imdada..

son bir kare ister kadın adamdan, adaya son veda adam üzerinden olur.. bir tek güneş huzurludur havada..bir tek o sıcak..

bir gün arayla ikinci ziyaretleridir yüzen bir adayı.. ilkinden daha sessiz, daha uzak ilişirler yine bir banka..kimsenin güneşe mecali yoktur, alt katın kuytusuna sığınırlar..

sessizliği adam bozar, kendileri dışında herşeyden bir tutam anlatarak..kadın da eşlik eder içindeki onca gürülteye rağmen..birer cümleyi geçmeyen yanıtlarıyla..

zihninde tonlarca kaçış planı..hepsi istemsiz, isteksiz olduğu kadar.. bir çok keşkeye yutkunur, anlatamaz meramını..

" tut beni, yanında tut..bir yarım hikaye daha istemiyorum..aslında hiçbir şey istemiyorum senin dışında..gitmelere mecbur etme beni.." diyemez..

kadının iç sesleri vapurun son düdüğüne karışır..

- batamadın değil mi?

+ efendim ?

- sana değil vapura söyledim..

+ hımm..bir taksiye binelim..arnavutköy'de kaldı araba, onu alıp öyle geçeriz eve..duşta alamadık zaten..şenliklere de az kaldı ancak yetişiriz..

- peki. ( arabaya da, şenliğe de, çingelere de, sana da hatta bana da..gidiyorum diyorum duymuyor musun )

rengi ruhuna kaçmış bir taksiyi durdurur adam, binerler en fazla beş dakika sürecek son yolculuklarına da çıkarlar böylece..

kadın ağlamaklı bakar adamın yüzüne. bir cümle, bir tek cümle için kıvrandığını, gitme hazırlığını görmeyen gözlere bakar..hep ışık gördüğü gözler umursamazdır..

öpmeye doyamadığı ağızdan yine bilmem kaçıncı kez duyduğu "başka" insanlara ait yargılardan başka tek cümle çıkmaz..kadın sıkar avucunda ki eli, elin sahibi anlamaz..

ve son durak..

- sen git, bu kadar çantayla yürümek istemiyorum ben. seni beklerim burada.

+ peki sen bilirsin..

- buğra..

+ efendim

- neyse, yok bir şey..

adam geçer yolun karşısına...gözden kaybolana kadar bakar kadın ardından..sevdiği tek adamın gidişine..gitme demek için de, gidiyorum demek için de geç bir saattir..

bir kaç damla arasında yutkunur..

gözleri kendine asılı balıkçıyı fark eder..

- sevgilin mi ?

+ öyleydi.

- ...

+ ben şimdi bu denize atlasam ölür müyüm ?

- efendim?

kadın gülümser zoraki, soru yine muhatabında değildir.

bir taksiyi daha dahil eder gününe..sonrası otogar..

adamın kendisini beklediği banklardan birine oturur..hatırladıkça güldüğü bir inançla bekler adamın gelmesini..dakikalar birbirine değmeden düşer zamandan..

perondan anons edilen isim, tanıdık gelir..aldırmaz..

açar telefonunu son bir umutla bir mektup yazar adama özürle başlayıp, özürle biten..haber vermeden gidişi için adamdan, anlaşılamadığı için kendinden özür diler..var olan herşeyi sorgulayan adamın bu gidişi de kazıyıp varlığını, umursamazlığını görebileceği umuduyla..

cevap gecikmez;

" biliyordum bunu yapacağını ama önemli değil..sana iyi yolculuklar, ben şenlikteyim.."

onca zaman kendisini yaşayan herkesten daha iyi anladığına inandığı adama, şaşırmaz...adam olayı değil, nedenlerini değil, kendisini kazımıştır zamandan..

kürtajda kazınmış bir cenin gibi, büzülür olduğu yerde..akan tek damlayı toplayamaz..

gider..!

05.05.2009