uzun zamandır-onyedi yıl kadar- elime almamışım.kütüphanenin üzerinde buldum..buldum demek pek de doğru değil aslında hiç aramadım çünkü.hiçbir şeyin yerini değiştirmezsin biliyordum.yatağının üzerine oturdum birazda korkarak..şefkat kokuyordun sen biliyorsun değil mi odanda öyle..kokunu çektim içime..ve çıkarttım eprimiş kutusundan yıllardır hiç dokunmadığım mandolinini.
cilası biraz solmuş görmeyeli ve ortasında ki yeşil çiçek o kadarda güzel değilmiş yeni farkettim..onu da kokladım..
salladım, mızrabı göbeğinden ses verdi. dört çift tel anneanne..sen,ben,babam ve annem için herbirimiz için bir çift teldi değil mi..
çaldım bir süre ama ne çaldığımı duyamadım..içseslerimin hepsi bastırdı notaları..sonra senin sesin yankılandı odada ne çok gülerdim sen memelerini hoplata hoplata söylerken "....." ..
sonra en son elime aldığım gün geldi bu mandolini, anımsıyor musun? annem ve babam yine çok sesli bir tartışmaya girişmişlerdi nihayetinde babam gitmişti evden..biz o sırada taraçada kendi seslerimizle meşgulken bir hışımla annem gelmişti,karşımızda ki koltuğa oturup yakmıştı sigarasını..ne sen ne de ben dönüp tek kelime etmemiş tekrar baştan almıştık "leyla hanımm..".
annem dumanının içinden "anne boşuna uğraşıyorsun gerçekten.o babasına çekmiş.yeteneği olsa ben öğetmez miyim" demişti..
sen ne cevap verdin hiç duymadım,o mandolinin sesini de duymadım tabii bir daha.ve asla elimi sürmedim bir müzik aletine öylece kapandı o defter de..
şimdi anımsıyorum da o zamanları..ah kadın, adalı kadın..sardunyalarla bezediğin pencereleriyle..sardunyayla ilk tanışıklığım.. sormuştum sana bu ne diye "sensin" demiştin..sonra "sardunyam" kaldı ismim keyifli zamanlarımızda anımsattığın salt bizim anladığımız kelimelerden biri oldu "sardunyam"..nasıl özlüyorum o evi..
perdeleri keten üzerine işlenmiş kanaviçe, desen desen kolalanmış el işleriyle bezeli küçük salonun..ceviz dolapların..likörlerini anımsıyorum kırık camdan kadehlerde sunduğun, vakit bayramsa yanında çikolata da ikram edilirdi değil mi..vişneliyse kakao aromalı..naneliyse..anımsamıyorum ki..
ama birlikte uyuduğumuz zamanları anımsıyorum..hastalanmamıştın daha o vakitler..göğüslerinin ortasına sıkıştırırdım başımı hiç bir şey düşünmeden..bir gece yine böyle uyurken ilk kalp krizini geçirmiştin sen..dokuz ya da on yaşlarındaydım..ben göğsüne çok bastırdığım için durdu sanmıştım..duyuyorsan "çocuk" diyorsundur içinden..çünkü bunu sana hiç söylemedim o geceden sonra bir daha kimsenin göğsünde uyumadığımı da..hep arkamı dönüyorum artık, kalp mesafesinden olabildiğince uzak..çocukluk işte ve hala değil mi..
keklerini de anımsıyorum hem..iple keserdin ortasını..bıçak derdin kalıbı dağıtır, daha ince bir şey gerek..sonra ortasına krema üstündekinden daha az..tabii sürülmeden önce ılık sütle ıslatmak gerekir..yoksa çekmez kek..ah..bütün tariflerini anımsıyorum aslında ama hala kimseye kek yapmış değilim.."cık" ladığını duyar gibiyim kızma..bencil olduğumdan değil, o kadar zamanım olmadı kimseyle..son telefon konuşmamızı anımsıyorum...Ağrı'daydım..yine uzun bir kaçış planıydı adamın birinden..yine sen biliyordun..yine kaçıyor olmama bir anlam verememiştin..seslerin üzerine basa basa "yapma böyle yavrucuğum, yine sen üzüleceksin..kaçılmaz ki böyle" diyordun..sesim biraz düştüğünde gönlümü almak ister gibi devam ediyordun " hem ben özledim seni sardunyam gelsene.." gelecektim kadın ama beklemedin ki..o adamı da alıp gelecektim yanına sen belki bir şeyler mırıldanırdın eski zamanlrından o da sana eşlik ederdi..sesi güzel olmayan tek insan olarak masanızda dinlerdim ben bu güzelliği tadını çıkara çıkara..ama beklemedin..
öyle kızdım ki sana..biliyorsun üzülmekle ilgili sorunum var benim..nasıl bilmezsin bunu ilk sen keşfetmiştin..bahçedeydik sanırım ben altı yaşını biraz geçkindim..kırıp dküyordum ortalığı herkesin gözünün içine baka baka ama sen geldiğin zamanlarda sakindim..babam çok öfkeli bir çocuk diye dert yanarken sana, "öfkeli değil canım sadece üzgün" demiştin..eksik hatırlıyorum belki daha uzun bir cümleydi ama bu ses kulağımda hala..anlamıştın beni..
ilk sevgilimi anlatışımı hatırlıyorum..kızmanı beklemiştim nedense..sende genç kızlığına dönüp kikirdemiştin benimle..deliydin geliba biraz..bir yığın tavsiye vermiştin bana.. içten olmakla, cesur olmakla, her neyse hissettiğim içimde bir günden fazla tutmamamla, ha bir de kadın olmakla ilgili..öğütlerinin hepsine uydum ama insanlar bize uymuyorlardı ki..neyse konumuz bu değil, şikayet etmeyeceğim..o gün bana neden kızmadığını uzun uzun düşündüm..sonra farkettim ki biriyle olmak sorun değildi, sorunlu biriyle olmak sorundu..ancak bu tepki yaratırdı hem benim içimde hemde sen de..alışkanlık işte o günden beri ki zaten biliyorsun kimsenin "normal" olarak sıfatlandırabileceği biri girmedi hayatıma..bütün hatalarıma rağmen sen hiç yargılamamıştın beni, hep yanımdaydın..
altımda, on altımda ama yirmialtımda değil..çok kızgındım sana gittiğinde..söylendim gün boyu..
ikinci gün, içimden söylenmeye başladım ondan sonra ki günlerde de olduğu gibi..insanlar geldiler o mâbet gibi evine..seviyorlardı seni belliydi, riya yoktu gözlerinde..tanımışlardı seni bir vakitler..ben yine ailenin makûlü oldum..bilirsin en çok sorun çıkartanı ama kriz anlarında hadi bir topla ortalığı elemanıyım ben..formum böyle..kahve vardı mutfakta, pişirdim..her birini tek tek dinledim içten gelen cümlelerini sana dair anılarını..bolca sustum, bolca gülümsedim gün ışığında..geceyse..geceyi boşver kadın..
bir adama aşık olup buralara sürülmüş..adasından uzak kadın..adalı kadın.. ne zaman geleceksin..bilmiyor musun özlüyorum seni..