11 Temmuz 2010 Pazar

Kadın, Zehir..

kemikli yüz hatlarını çevreleyen

gür, kıvrımlı, koyu saçları..

tam ortasında parlayan bir çift ışık..

sesi pürüzlü en az teni kadar..

örselenmekten düzelmiş yerleri halka arz edilmiş..

karanlıkta kalan kısımlar sürgünlere ait..

karanlık yoğun, balçık kıvamında, ıslak..

boyu uzak..serviden alıntı değil endamı..

kırılgılığı içinde..dışında kalan şimşâd..

göğü bulutlu..güneşi içine saklamış..

istediğinde damıtıyor..süzülenler sözünde..

vaktiyle bıraktıkları içinde kalıyor..yutkunuyor zaman zaman..

yalnızken genizden geliyor sesi, en yakını duymuyor..

duyurmak gibi bir derdi de olmuyor kadının..

sevinçleri anlık..gelip gitmelere alışkın..

dengesizlik temsili sayılan hareketleri yoruma mugayir..

kendi içinde tutarlı aslında, biliyor..

yoruluyor kadın..delirmemek için.

.ayak tabanları zihnini örtüyor...

çetin ceviz bilir O'nu tüm tabakları tadanlar..

seçimini salt onun varlığında kullanan ılık dokunuşlarını da tadar..

usulünce, usulundan..

ama her hali yakar kadının..

nefesi ateş..teninde gizli mâdeni..

kuytusu aşikâr..

kokusundan anlıyorsun..

teni zehir..

dünü zehir, ânı zehir..

kadın, zehir !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder