8 Ağustos 2010 Pazar

Dila'ya Veda..

günün koşuşturması içinde ismini görmek bile iyi gelmişti..tedirginde etmişti, ne'yle karşılacağımı bilmiyordum..gerçi hiçbir zaman da bilemedim..dila kestirilemez olandı

- ankaradayım..bir kaç saat vaktim var..neredesin..

+ provadayım..eve geçeceğim şimdi..

- ne provası bu..bana tiyatroya el attım deme yine düşer bayılırım hastaneye gelirsin..

+ yok yahu ! gelinlik provası..biliyorsun işte..

- s.. gelinliğini de seni de..neyse bunu gelince konuşuruz..yarım saate sendeyim uyar mı..

+ tamam yarım saate evdeyim..

yüzümde ki gülümsemeyi silemeden ilk kavşaktan döndüm..eve filan gideceğim yoktu ama dila dışarıda buluşmayı pek sevmezdi..zaten bulunduğumuz durumda onu kamuya açık bir alanda tutmak mantıksız bir eylemdi..

eve ondan önce geldim..üstümü değiştireyim diye düşünürken telefonumun artık duymaya dayanamadığım melodisi..ve dilanın aceleye doyamayan sesi..

- bu evlerin hepsi birbirine benziyor..uydun o dangalağa..burjuva özentileri...bulamıyorum ya ben bu evi.. bıdı bıdı..

bir kaç saniyeye bu kadar tespit sığdırmış olmasına şaşıramayacak kadar uzun süredir birlikteydik..evi tarif ettim sakince..bir kaç dakika içinde kapıdaydı..

- sürekli kendine sövdürmek zorunda mısın..şu haline bir bak..kontes bozuntusu..özlemişim de..

sarıldık..ben de özlemiştim onu ve çağrıştırdığı her şeyi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder